• Sense8 ile yeni yıl

  • 2016 dizilerinin gizli Hit'i: Quarry

  • John Carpenter geri döndü!

27.12.16

Ve Sense8 Geri Döner

Favori dizilerimden Sense8, xmas özel bölümüyle geri döndü biliyorsunuzdur. Tabii ki yorumlar yine "çok çıplak, çok seksi" şeklinde. İşin o kısmına hiç değinmeyeceğim, çünkü bu bölümde zaten Wachowski bacılarımız birkaç noktada izleyiciye seks konusunda güzel öğütler veriyor. Tabii bunları bize göstermek zorundalar mı, orası halen tartışılıyor, hem de Amerika'da düşünün, ama ben işin daha çosanat tarafındayım (Orgy sahneleri bile sanatsal lan).

Ya bir dizi müzik eşliğinde hisleri bu kadar mı iyi verir, bu kadar mı "yaşıyorsun sen" diye insanı iyi hissettirir, sonra da başka bir sahne ile seni yerden yere çarpar, üzer, sonra aşık eder, sonra yine güldürür, dans ettirir, sinirlendirir, hatırlatır... Gerçekten "his" konusunda büyük işler başarıyor Sense8. Her ne kadar 2. sezonda daha neler göreceğiz pek anlatmıyor bu xmas bölümü, ama umutlarım yeşerdi diyebiliriz.


Yani şu yoruma bir bakın:




Şöyle bir doğum günü partisi izlediniz mi hiç?




Hangi bölüm bu kadar güzel açılmıştır:



2. sezona daha var, Sense8'e henüz başlamamışsanız hafta sonlarınızı değerlendirin. Hollywood'un belki de en kişisel dizine banın kendinizi.

14.12.16

Gözden Kaçanlar: Goliath

Goliath bu yılın gizli hit dizilerinden. Quarry gibi diyebiliriz.
Günümüzde geçen eski kurt bir avukatın ve onun yakın çevresini oluşturan düşmanlarının bir dava çevresinde toplaşmanısını konu alıyor.
Billy Bob Thornton çok pis döktürüyor, Fargo'da yaptığı gibi hem de. Sırf onu izlemek için bile dizi izlenir. Neyse, dizinin introsu da süper. Şarkı şu:

5.12.16

Gözden Kaçanlar: Quarry

Ya böyle gözden kaçıp bir anda adamı sarsan her şeye bayılıyorum. Eski bir pantolonda 50 TL bulmak gibi keyif veriyor. Oyun, film, müzik, dizi, roman artık neyse. Quarry de böyle işte. Underrated AF! diyebilirim.
Banshee'nin kanalı cinemax'ta 8 koca bölümlük bir dizi. 2. sezondan haber yok, bence hiç de gelmesin böyle zirvede bıraksın.
Vietnam'a 2 kere gitmiş, 2.sini isteyerek gitmiş, orada başına kötü olaylar gelmiş bir adamın geri dönüşte başına gelenleri izliyoruz ama bu başa gelenler öyle fantastik şeyler değil. İşi ile, eşi ile, arkadaşları ile, geçmişi ile mücadele veren bir kötü huyları olan iyi birisinin etrafında dönüyor dizi. Sanki dizi gerçekten de geçmişte çekilmiş ama günümüzde yayınlanmış gibi bir sanat yönetimi var, şaşarsınız. Müzikleriyle, gerçekçi efektleriyle, tedirginliğiyle bence 2016'nın büyük hitlerinde. Bakın, ben normalde bir dizi film filan izlerken kolay kolay tedirgin olmam ama Quarry'de tırnaklarımı yemeye başladım, böyle bir tempo dengelenmesi, böyle bir page-turner senaryo yazımı yok. Şu dizi netflix'te yayınlansa eminim yer yerinden oynardı ama Cinemax'ta oynayınca anca böyle kulaktan kulağa gidiyor... Şans verin Quarry, deli etmeyin adamı!


20.9.16

Two Vines

Ohaaaa, onca yıllık bloğumda daha önce Empire of the Sun geyiği çevirmemiş olmam skandal! Neyse, yeni albüm gelsin, daha pis geyikler çeviririm gibi. EotS dinlemek kadar onu yazmak da güzel. 28 Ekim'de geliyor Two Vines, beklentiler büyük. 2017'de Avrupa'yı turlarlarsa bi denk getirdim mi gol olur!

 İlginç bir bilgi vereyim, aşağıdaki şarkı acayiptir, melodisi başka hisler verir, sözleri başka hisler. Günden güne de bir başka gelir. Mesela bana önceden hiç gidilmeyecek yerlerde hiç tanınamayacak harika insanların hüznünü verirdi. Şimdi hiç bilinmedik bir yerde, bir şehirde, tanımadığın insanlarla anlamadığın şeyler yaparak, anlık mutluluklar yakalamak ve kısalığı kafana hiç takmamak hissini veriyor. OK, çok da alakasız şeyler hissettirmiyormuş, yazınca fark ettim, ama bazen bir eksikliği hatırlattığı bazen de elindekilerin mutluluğunu hissettirdiği gerçek. Ulan hiç de party boy sevmem, nereden kanıma girdiyse Empire ^.^

7.8.16

ABZU ile balık olma keyfi

Buraya çok fazla oyun yazmak istemiyorum ama bunu kıracak olan oyun elbet çıkıyor arkadaşım. Abzu için "Journey'nin su altında geçeni" denen ABZU ile nihayet buluştuk. Tasvir çok da yanlış çıkmadı. Tek kelime laf etmeden, çok fazla bilmece bulmaca olayına girmeden, su altını biraz keşfetmeye çıktık, bolca balığa arkadaşlık yaptık. Balıkların dahi gitmediği derinliklere inince tansiyonum çıktı, ekrana sığmayan balinalara sarılıp yolculuğa çıkınca gözlerim pörtledi. Suyun altından fırlayıp havada salto atıp denize şapurtt diye tekrar dalınca sevindim, tuzaklarla dolu kirli sularda tedirgenleştim. Abzu'da tek kelime bulunmuyor olabilir ama size hikayesini vermeyi de başarabilen bir yapım.Kısa ve ucuz bir oyun. Ve evet, müziklerini Journey'i yapan abimiz, Austin, yapmış.

8.7.16

Louder Than Bombs

Bir yönetmenin bir sonraki filmini yıllarca beklemek kolay iş değil. Çok nadir başıma gelmiştir. Joachim Trier'in Oslo'su benim için "sinema bir yana, bu film bir yana" iken, çok ilginç ki son filmine elim çok zor gitti. Çok sevdiğin bir şeye temkinli yaklaşmak gibi, büyüsü bozulur korkusu gibi.

Üç nesil erkeğin hayatına girmiş bir kadını denklemden çıkardığınızda geriye kalanları kucağınıza döküyor LTB acımadan.


1.5.16

Under Sandet

Altyazısız da izleseniz, ne olup bittiğini anlatabilen, size o gerekli duyguyu verebilen, katarsise sokabilen filmler vardır ya, heh, işte Under Sandet / Land of Mine öyle bir film. "Savaşın ardından..." diye başlayan cümleleri olan film. Almanya'nın bu konuda her daim söyleyecekleri olsa da bu sefer bayrağı Danimarka almış ve 10 numara bir film ortaya çıkmış. İzleyin. Tam bir gizli hazine.


13.4.16

Distant Dream

Vaktiyle deli işleri yapan yazar-yönetmenler 60'ından sonra neden müziğe bulaşıyor, ben size söyliyeyim; çünkü sinema sanatında kanıtlayacakları bir şey pek kalmamış oluyor ve ruh hallerini, hayal alemlerini daha ucuz bir şeye, müziğe kolayca dökebiliyorlar. Sinema dediğimiz şeyin artık yatırımcı olmadan yapılmayacak bir iş olduğunu düşünürsek, e 60'ından sonra taşaklı yönetmenlerin paralı abileri yalamayacağını söyleyebiliriz. John Carpenter'ın müzik geçmişi gerçi yeni sayılmaz, en azından David Lynch'ten daha eski ve ona nazaran daha EVIL \m/

Çocukluğumuzu kabusa çeviren, nice filmlere-oyunlara-karakterlere ilham kaynağı olan JC, 15 Nisan'da Lost Themes II'yi çıkarıyor. Ustayı siz hele bir stüdyoda görün, cool'luğun dibi!


9.4.16

Strobe

6 yıl geçti hala kuluyuz, köpeğiyiz.
"Ölmeden önce gözlerinin önünden geçen film şeritlerine fon müziği" anketi yapılsa dünyada, ilk 3'e girer.
Hoş, bende biraz 90'lar TRT belgesel kuşağını hatırlatsa da geneli itibariyle dinlendirir. Kimilerini üzdüğü de söylenir. Herhalde ruh haline göre değişiyor verdiği etki. Bu da böyle bir yeteneği Strobe'un.

3.4.16

Ófærð / Trapped

İzlanda'dan da dizi mi çıkarmış diyenlere geliyor Trapped. Şahsen beni çoook şaşırtan bir dizi diyebilirim. Twin Peaks havasında açılan konu evlere şenlik. Soğuk atmosferli dizileri sevenler bayılacaktır bence. Netflix dizilerinden zaman kalırsa, yapıştırın gitsin, ruhunuz donsun.

9.3.16

Mükemmel Boşluk

TR'den en çok dinlediğim hatta tek dinlediğim Redd geri döndü!
Sadece TR içinde değil şu yaşıma kadar dinlediğim tüm yerli-yabancı albümler arasında çok güzel bir yeri olan 21'in mimarı Redd, gruptan ayrılan çekirdek elemanların gidişini "değişimde" bularak bu albümden yüzünün akıyla çıkmayı başarmış (sound alışkanlığı komple değişmiş). Albüm beni cidden etkilemeyi başardı; modern ama leş-varoş olmayan melankolisi cidden orijinal. Son zamanlarda okuduğum en güzel sözlere de sahip albüm.



Tüm albümü Pasaj müzik sayfasından dinleyebilirsiniz: https://www.youtube.com/user/pasajmuzik/videos
Ya da Spotify'dan gömçürün gidin: https://open.spotify.com/album/2SWXeRTzavaUVmnbkQ1bfa

Albümde boş şarkı yok ama şu güzel be:



21'i yıllarca dinledim hatta en çok dinlediğim albüm olabilir, bunun ömrü bakalım onunla yarışabilecek mi -_-

1.2.16

Megadeth - Poisonous Shadows

Tam "eski devlerin işleri bitmiş, şöyle hisli bir albüm gelmiyor" derken Dave baba golü 90'a taktı.
Albüm ayrı güzel, Poisonous Shadow ayrı güzel be blog. 2000'ler öncesi o kızgın, melankolik hava yok mu şimdi şu şarkı da?