14.3.13

fırtına

son aylarda ilginç bir rüya alışkanlığım var, o da bir şeye acayip takıp bir hafta, 10 gün filan sürekli aynı şeyi, aynı kişiyi rüyamda görüyor oluşum. inanın 10 gün boyunca rüyanızda top model birini görseniz bile hoş olmuyor. bu yüzden birkaç gün sonra ne görürseniz görün olay kabusa dönüşüyor. rüyanızda yoruluyor, yorgun uyanıyorsunuz. bunların sonuncusu ise ilginçti, bahsedersem belki kurtulurum diyorum.

Take Shelter filmini bilirsiniz. Bir fırtına gelmektedir, daha doğrusu öyle görülmektedir. Baba karakteri de bu görüntüleri gerçek hayata yorar ve ona göre tedbir alır. gerçek ile gerçek üstünün iç içe geçtiği, pek buhranlı bi yapısı vardır. İşte böyle atmosferde geçiyor son 6-7 günüm ve hayır filmi yeni izlemedim... Her seferinde mekanlar değişiyor rüyalarda ama olay değişmiyor. Önce amazon ormanlarını kıskandıracak bir yağmur başlıyor. yağmur yavaşladıktan sonra da kemik donduran bir rüzgar, akabinde yeryüzüne düşen yıldırımlar. kimisinde mahalleye yıldırımlar düşüp her yeri alevler sarmışken bir survival hikayesine denk geliyorum, kimisinde de dibi gözükmeyen, kör bir gri havada kumsalda fırtınadan kaçmaya çalışırken buluyorum zihni. ama her şey muazzam gerçekçi. yarı çakıl dolu sahilde ayaklar acıyarak koşmak, dalgalardan ve yağmurdan kaçıp yüzünü tokatlayan damlalar, kulağına kaçan çalılar, nefes alışını zorlaştıran rüzgar, kulak zarını delecek kadar güçlü gökgürültüleri, gözleri kamaştıran yıldırımlar, yakınına düştüğünde sıcaklığı, gerginliği, yoğunluğu, panik havası. kıyamet gününün biraz daha yüksek prodüksiyonlusu işte... rüyaları ilginç kılan ilk özellik istikrarlı oluşu olsa da asıl önemli olan tanımadığım ufak bir kız çocuğuyla bu survival ortamlarında bulunmam! belki 8-9 yaşında, konuşmayan, kumral, kalın kaşlı, somurtkan, korkmayan ama güçsüz, çelimsiz bir kız çocuğu bu. kimdir, necidir hiçbir fikrim yok. bencilliğimle bilinirken rüyalarımda üstün bir sorumluluk alıp kendimi alevlere bile siper edip tek arzum onu bu tehlikeli ortamdan kaçırıp kurtarmaya çalışımak oluyor. normalde bunun bir rüya olduğunu anlayıp tadını çıkarmam gerekirken, olay akışına kapılıp, fedakarlık yapan birine dönüşmem çok ilginç oluyor cidden...

rüyaların bir sonu olmuyor ama genelde başarısız oluyorum. ya ağzına kadar su dolu bir apartman dairesinin içine düşüp boğulmayı bekliyorum ya da kopan kolonlar altına sıkışıp kalıyoruz. gerçek hayattan tek uzak farkı; bu tip fail durumlarında sıfır panik yaşamam. yani birazdan öleceksem de sikeyim bea rahatlığı var... bari bir kere kurtarayım şu kızı da öyle başka bir mini seriye geçeyim diyorum -_-


Tepkiler:

0 yorum :