• Sense8 ile yeni yıl

  • 2016 dizilerinin gizli Hit'i: Quarry

  • John Carpenter geri döndü!

27.1.13

The New World (Kore)

2012'den kalma Nameless Gangster'i izlemediyseniz, önce onu izleyin,



daha sonra The New World'ü beklemeye başlayabilirsiniz! 
<

23.1.13

yearning

az kaldı be. az!


16.1.13

toplu cevab veremedi

İş mailime, kişisel mailime, burdan veya Facebook'tan yakalayınca sorduğunuz bazı sorular var. Ya zamansızlıktan ya da hep aynı sorular olduklarından cevap veremiyorum çoğu kez. Burada hatırladıklarıma değineyim, sonra arkamdan artistlik yapıyor filan demeyin :)

- Türkiye'de oyun sektörü kısa zamanda çok büyüyecek, büyüyor zaten ama dillere destan olmasına henüz var.
- Oyun oynamayı seviyor olmanız bu sektörde çalışabileceğiniz anlamına gelmiyor. Önce bu sektörde cidden çalışmak istiyor musunuz onun bir kararını verin. Elbette yeteneklerinize göre kulvarı değişir ama ya görsel tasarımcı (2D-3D) ya da programcılık tarafına atlayın. Geri kalan yan dallarında var olan hayat kombi sektöründeki hayattan çok da farklı değil.
- Oyun tasarımcısı olanlara bir çöft sözüm ise; çok idealist değilseniz bu topraklarda hep hakkınızı yerler. Çok idealistseniz işiniz yine zor çünkü nihayetinde Türklerle çalışacaksınız, biraz kompleksli biraz da büzük bir hamurumuz var, sizi anlayamayabilirler.
- Oyun sektöründe herkese iş var ama herkesi geçindirecek derecede iş yok. Maddi beklentilerinizi yüksek tutmayın 5 yıl altı iseniz. 5 yıl üstüne de şans ve başka özellikler gerekir dolgun bir maaş için. Para derdim değil, önemli olan CV diyorsanız her türlü gideriniz var.
- Hali hazırdaki oyun sektörü diğer sektörlere göre daha temiz (yeni de ondan) ama süt değil, diğer iş kulvarlarında olduğu gibi bu sektörde de orospu çocuğu var, bu bilinçle yardırın, sonra hayalleriniz yıkılmasın. Bu tip insanlarla ahirette bile karşılacaksınız, bi şekilde sevmeyi öğrenin, olmadı onların dilinden konuşmayı öğrenin.
- Kojima gibi olacağım diyerek bir şeyler tasarlamaya başlamayın. İkinci bir Kojima'ya ihtiyacımız yok ama "size" var. Derdinizi ortaya koyun, üslubunuzu yedirin, yeteneklerinizi konuşturun, farklı şeyler sunun. İşinize saygı duyun, oyun tasarımına gelene kadar onlarca kalem şeyi bilmeniz gerekecek. Ufak çaplı bir fikir bile olsa işinizi en ufak detayına kadar projelendirin, bütçelendirin, takvimlendirin, sancısını çekin. İdare ederlerle, elbet yarınlarla, inşallah maşallahlar bir sik olmaz, olmadı.
- Mobil tarafın ekmeği daha çok yenecektir. Unity öğrenin.


- Kitap önerisi isteyen arkadaşlar, maalesef önerisi yapamıyorum çünkü gündemden çok uzağım hem de çok az okuyorum. Onun da ilk nedeni fazla izler ve dinlerim. Okumaya zaman pek kalmıyor, çok da pişman değilim, bir şekilde ara kapanabiliyor.

- Gezmeyi sürtükler gibi severim ama zaman kadar param da buna çok izin vermiyor. Çok fazla gitmek istediğim yer olmasa da olanları görmeye ömrümün yeteneceğini umut ediyorum. Görmekten ziyade, reklamın da dediği gibi, koklamak daha önemli.

- RTS, simülasyon, araba yarışı, golf, nhl gibi spor oyun türlerinde pek işim olmuyor, o türlerden gelen sorular cahillik duvarlarımda saklı :)

- Hayatımın oyun serisi Metal Gear Solid'tir.

- Akrep burcuyum. %90 özelliklerini taşıyorum gözüküyor, pek sallamasam da.

- Fotoğraf çekiyorum ya (eskisine oranla az olsa da) ama paylaşmıyorum. Yeni şeyler öğrenecek, deneyecek kadar zamanım olmuyor, beğenmiyorum çektiklerimi, bir de onları paylaşmaya zaman harcamak istemiyorum, kendime saklıyorum. bilmiyorum önümüzdeki aylar ne getirir.

- Çapkın değilim, öyle olduğumu iddia edenin mk  :p

- 20'lerimde tükürdüğüm pek çok şeyi yaladığım doğrudur. Bunu "değiştim ben ya iyi bişi bu" diye lanse edip pazarlayacak halim yok. Bu anca o yaşlarda karakter problemlerime biraz da bilgisizliğime denk düşer. Ama tükürdüğünüzü yalamaktan bir ders çıkarmış ve bunla barışıksanız durumu lehinize çevirebilirsiniz (mesela ben et kafa bir metalhead iken kaçırdığım pek çok müzik türünü yıllardır yakalamaya çalışıyorum)

- Lan ne tip alkol seveyim diye soru bile soruyorsunuz ahahah, ne bilim yahu. Bütçenize, ağız tadınıza göre değişir. Viski severim ben, jager de, para yokken bira <3 br="br">
- 2 ayda bi yalnızlıkla ilgili soru soran şahıs, valla bot musun nesin bilmiyorum da yalnızlık seçimse çok güzel bir şey, mecburiyetse fena. nihayetinde yalnızken mutlu olabiliyor, kalabiliyor, eğlenebiliyor ve keşfetme dürtün kaybolmuyorsa senden de mutlusu yok. Tek başına sinemaya gidemeyen arkadaşlarım var, samimiyetle bir aile kurmamaları gerektiğini tembihliyorum :)

- Dövmeler, alkol, metal hell yea filan derken beni ateist sanıp "yandaş" sanan da var. ben din konusunda hiç "şuyum" demedim, uydurmayın lan :), kendimi bir zümreye emanet etmiyorum, bir akımla beraber yürümüyorum, pek çok inanışa ait kendi fikirlerim var süzgecimde nihayetinde. ama ateist olmadığımı söyleyebilirim her ne kadar kendisini sevsem de. ha "inanışın hayatında ne kadar yeri var" derseniz o da yok denecek kadar az.

15.1.13

fallen angels

artık kimse böyle filmler çekmiyor, böyle sahnelere imza atmıyor. ya bu hisler artık tarih oldu ya da klişe?

7.1.13

2012'nin en iyi albümleri

Yapmazsam olmaz, biliyorsunuz! Bu sene de dinlediğim albümler arasında bir liste çıkarmak zorunda hissettim kendimi ve zorla 22'lik bir liste çıkardım. Her birini de dibine kadar öneririm. 2012 müzik adına bereketli bi yıldı. Post-rock kulvarı canavar albümler çıkardı. Caspian yardı geçti yemin ediyorum.


1- Deftones - Koi No Yokan
2- Sigur Ros - Valtari
3- Caspian - Waking Season

4- Candlemass - Psalms For The Dead
5- Beach House - Bloom
6- Mono - For My Parents
7- Muse - The 2nd Law
8- The Offspring - Days Go By
9- Gojira - L'Enfant Sauvage
10- Paradise Lost - Tragic Idol
11- Baroness - Yellow and Green
12- Wintersun - Time I
13- the xx - Coexist
14- Meshuggah - Koloss
15- Lana del Rey - Born to Die
16- Skrillex - Bangarang
17- Godspeed You! Black Emperor - Allelujah! Don't Bend! Ascend!
18- Manowar - The Lord of Steel
19- Chromatics - Kill for Love
20- Katatonia - Dead End Kings
21- Swans - The Seer
22- Bat for Lashes - The Haunted Man

İlk 3 albümden 3 şarkı önermem gerekirse :







5.1.13

Journey

Hiç tanımadığın biriyle yolculuğa çıkmaktı Journey. Bu uçsuz bucaksız çölde yardıma muhtaç olduğun gerçeğiyle yüzleşmendi. Yardım isteyene yardım edebilmenin kutsallığıydı. Bazen sadece yalnızlıktı; yalnızlığınla hayatta kalabilmekti. Yalnız doğup yalnız ölsen de ikisi arasında dokunabildiklerindi Journey. Yolculuk bittiğinde bir daha denk gelemeyeceğin bir avuç tanımadığının anılarıyla hayatına devam etme gücü bulabilmekti. Kayan bir yıldıza ağlamaktı Journey. Sevin onu.