• Sense8 ile yeni yıl

  • 2016 dizilerinin gizli Hit'i: Quarry

  • John Carpenter geri döndü!

26.6.12

Filmlerden Alıntılar #22

I realized something today.
I'm a non-person,
You shouldn't be here.
I'm not here.
You may see me...
but I'm hollow.
Failing...
we're failing.
Failed in the sense that we...
have left... everyone down.
Including ourselves.



Bir Youtube yorumunda "Underrated as fuck" deniliyordu. O kadar çok katılıyorum ki. American History X'in yönetmeninden daha azı beklenemezdi. Camus ile açılıp Poe ile biten, izleyenin safra kesesini şişiren, biraz da kafası çalışanın hayatını değiştirebilecek bir film Detachment.


25.6.12

Ev alma Urwerk al

Herkesin arabalara ve saatlere deli gibi meraklı olan bir arkadaşı olmuştur eminim ki. Benim ikisine de ruh hastası derecede meraklı arkadaşlarım olmuştu. Şimdi hepsinin de bir arabası bir saati var, ama herkesin sahip olduklarından var, hiç bir özelliği yok yani!

Ama ama amaaaağğ Urwerk saatlerine bundan böyle ben de ekstra ilgi gösteriyorum. Ama anca sanal alemlerde! Çünkü bu saatlerin fiyatları 70 bin ile 120bin dolar arası değişiyor! Değer mi, kesinlikle değer. Çok çok param olsa almayan en adi, o derece. Bence tasarım olarak biraz daha geek olsaydı tüm ödüllerimi verirdim ama şu aşamada bile gelecekten gelmiş gibi duruyor, muazzam. Dünyada hiç bir saatin sahip olmadığı teknolojik özelliklere sahip. Yani bir saate ne kadar çok şey koymuşların cevabı parasında yatıyor. O kadar para ver neler yapıyorlar işte!





18.6.12

ve elimde bir cinayet

House bittiğinde elim bir şeyler yazmaya gitmedi (gidecek) ama Behzat Ç bitince öyle olmuyor. Ne oldu ne bitti söylemicem tabii ama bütün bir yazı sikip attığını tahmin etmek zor değil. Jehan Barbur'un en sevdiğim ikinci şarkısıyla nokta koymalarıysa, hem de sözlerine göre son anları kurgulamaları, cidden dil ısırmalıktı. İzleyen çoğu erkeğin ağladığından bu sefer eminim.


16.6.12

Fikriniz önemlidir

Saygısızlığa bir yerde tahammülüm vardır, o da kişinin saygılı olmama hakkını kullanma hakkına sahip olduğu için, ama konu "fikirlere saygısızlığa" gelince bana bir haller oluyor!

Fiziksel olan bir şeye saygısızlığı çok dert etmiyorum, iyi günümdeysem anlayabilirim, çıkar çatışması doğal, ama bir fikre saygısızlık yapmak cidden hastalıklı bir davranış. Ortada olmayan, kafada henüz tohum kıvamında olan, kimseye bir yararı veya zararı olmayan bir şeye, paranoyakça veya ezikçe saygısızlık yapmak, ıhh, uzak dursun benden.

Bence sizden de uzak dursun. Eğer buna izin veriyorsanız da sonradan şikayet etme hakkını kendinizde görmeyin. Hadi gördünüz diyelim, bunu tek başınıza, bir odadayken yapın, korkaklığınızla insanların zamanını çalmayın. Siz bu konuda üstünüze düşeni yaparsanız zaten bu tip fikre saygısızlar çevrenizden yok olmuş olacaktır.

Bu yüzden fikriniz değerlidir, önemlidir. Günümüzde bizden, sizden çok var. O kadar çok var ki, her bir ağızdan okyanuslara dalsak içer kuruturuz. Bir farkınızın olduğunu düşünüyorsanız bu tamamen sizin fikrinizle doğru oranlıdır. Neye ne şekilde olduğunun önemi yok bu fikrinizin. Yeter ki o fikir sizin olsun. Sizden doğmuş olsun. Sizde gelişmiş olsun. Başkasının fikrini başkasına satıyorsanız zaten pek şansınız yok saygı görme konusunda.

Fikrinize saygı göstermekle onu kullanmaya çalışmak isteyenin arasındaki farkı da bilin. Fikirlerin önemini bilen çakal kurumlar "gelin fikirlerinizi hayata geçirelim" şeklinde özünüzü toplamak, kendi ballarını yapmak isterler. İzin vermeyin. 60-70 yıllık hayatınızda aslında gol olacak çok fikriniz olmayacak (deriniz gol atmak değilse, konu ayrı tabii ki). Elbette sizle ölecek, hiç bir şekilde hayat bulamayacak bir fikrinizi paylaşmanın zararı yok, en azından tarihe bir katkısı olur ama o fikrin arkasından zaten gidecek iseniz, bunu kaptırmayın, farkınızı sıradanlaştırmayın. Aklınıza teknolojik bir fikir gelmişse "Bu fikir kötü, tutmaz, uğraşma" diyenin çevresinde durmayın. Dünyanın en büyük fikirleri, projelerinin destekçileri, desteklemeyenler karşısında hep yok denecek kadar az olmuştur. Dünya yuvarlaktır diyenlerin öldürüldüğü bir türüz sonuçta. Tarihin en zengin, en yaratıcı, en üretici insanlarının fikirlerine ilk etapta çoğunluk değer vermemiştir. İşin doğasında bu var çünkü. Hamur her yerde hamur; onu eşsiz kılacak şey ellerde bitiyor. Bitene kadar da anlaşılmıyor.

Fikirler kurşun geçirmezdir diyeceğim güleceksiniz, ama öyledir. Dünyanın en kötü insanlarının fikirleri bile fikirsizlerden daha ömürlüdür (cümle temelde yanlış tabii). Kötü bile olsa fikir sahibi olmak iyidir, çünkü öncesi olan "bilgi sahibi" olmayı gerektirir. Bilgi sahibi olmaksa zaten yeşil sahalarda görülmesi gereken hareketlerden. Fikirsiz olmayı tercih etmek bile bazen yoğun bilgiden kaynaklanır, sonuçta fikir sahibi olmak bir seçim yapmış olmanız, bir şeylerden de -o zaman aralığında bile olsa- vazgeçmiş olmanız demektir. Bazen bir şeylerden vazgeçmemek gerekebilir.

Elbette hakkını vererek bir fikir sahibi olmak bir bitiş değil, bir başlangıç. Büyük bir serüvenin ilk adımı. En zor kısmı. Endişesi büyük. Başınıza bir şeyler gelecekse iyi veya kötü, bu fikir veya fikirlerinizden dolayı gelecektir. Ama sizin fikirleriniz olduğu sürece 1 milisaniye bile pişmanlık duymayacaksınız attığınız adımlardan.




12.6.12

black as time

Candlemass yine harika albüm yapmış. 2007'de yaptıkları King of the Grey Island hayatımda en çok dinlediğim albümlerdendi, Psalms for the dead de sanırım öyle olacak. Yine mitler, iblisler, cadılar gırla, ama son şarkının "zamanla" alıp veremediği şeye bayılıyorum. Zaten abilerin gerçeği tokat gibi ensene vurmasının ayrı hastasıyım. Seni mutlu etmek, huzura kavuşturmak yerine iğnelere geçirme samimiyeti yeter. Zaman kadar ezeli bir düşmanın yokken, rekabet dahi edemiyorken onu övmeye, ona umutlanmaya çalışmak beyhuda değil de nedir?

Time is a black hole that consumes energy, ambition and love

4.6.12

Filmlerden Alıntılar #21

Bazen ayrılman gerekir, gitmen gerekir, yaşın kaç olursa olsun, o gün en kötü günündür.
Belki başka bir zaman diliminde berabersindir, belki hiç tanışmamışsındır bile, belki de tekrar kavuşacaksındır, ama o zaman diliminde o anda gidiliyordur; geriye vücudunun her noktasının kokusunu hatırlaman gerektiğinden başka bir şey gelmez...

Hayattaki ufak seçimlerin büyük etkilerine en güzel örneklerinden olan Mr. Nobody'nin en güzel sahnesi, en üzücü sahnesi de oluyor. 15 yaşına iniyor ve her pazar söz verdiğin ışıkevinde onu bekliyorsun gelmesi umuduyla. Belli mi olur, başka bir zaman diliminde geliyordur?




Her pazar günü, fenerin orada bekle beni, tamam mı?
Ta ki tekrar kavuşana dek. Bir ömür boyu, tamam mı?
Hiçbir şey bitmedi.

Sen ilk ve son aşkımsın.

10 gün. Bu...14 bin 400 dakika eder.
Keşke her şey şu an dursa...
...ve sonsuza kadar bu şekilde kalsak.
Daha yavaş nefes almaya başlarsan... zaman yavaşlar derler.
Rivayet böyledir.

Vücudunun her noktasının kokusunu hatırlamam gerek.
Deniz fenerinde buluşacağız.
Seni seviyorum.