24.5.12

Max Payne 3 ve sonrası

Ben herkes gibi Diablo'yu değil Max Payne 3'ü bekliyordum tabii ki. O kadar ki unuttum MP2'yi ne zaman oynadığımı. Ama daha ilk kare girince Max'i ne kadar çok özlediğimi anladım, hatırladım.

İçinde bir kara delik bulunduran Max, bilindiği gibi bu sefer daha yaşlı, daha olgun, acısı daha az, ama bu onu daha az kaçık biri yapmıyor, tek farkı artık ne yapıyorsa farkında ve tüm sorumluluğunun da bilincinde. Ağzına kadar polis dolu olan bir karakolda isyan başlatmadan önce başına gelecekleri biliyor, en kötü ölürüm yani ne var diyip hedefine koyuluyor. Hassssasıyız...

Rockstar harikasu bu amca bildiğin 100 milyon dolardan fazla bütçeyle yapıldı, her cm'si bunu yansıtıyor. Uncharted nasıl ki adrenalin dolu bi TPS idi, MP3 onun bunalım ve kaos dolu versiyonu. (Sabah 05 dolaylarında oyunu bitirdiğimde kan revan içinde kalmışım...) İkisi de kulvarının lideri bence. Ha, ben Max'in hikayesini tercih ederim o ayrı.

Oyunu burada incelemeyeceğim tabii ki, ama son olarak Health ne OST yapmış arkadaş! mutlaka dinlenmeli, dinletilmeli:



It's time to let me go
Give up
Give our soul away
Tepkiler:

0 yorum :