• Sense8 ile yeni yıl

  • 2016 dizilerinin gizli Hit'i: Quarry

  • John Carpenter geri döndü!

24.5.12

Max Payne 3 ve sonrası

Ben herkes gibi Diablo'yu değil Max Payne 3'ü bekliyordum tabii ki. O kadar ki unuttum MP2'yi ne zaman oynadığımı. Ama daha ilk kare girince Max'i ne kadar çok özlediğimi anladım, hatırladım.

İçinde bir kara delik bulunduran Max, bilindiği gibi bu sefer daha yaşlı, daha olgun, acısı daha az, ama bu onu daha az kaçık biri yapmıyor, tek farkı artık ne yapıyorsa farkında ve tüm sorumluluğunun da bilincinde. Ağzına kadar polis dolu olan bir karakolda isyan başlatmadan önce başına gelecekleri biliyor, en kötü ölürüm yani ne var diyip hedefine koyuluyor. Hassssasıyız...

Rockstar harikasu bu amca bildiğin 100 milyon dolardan fazla bütçeyle yapıldı, her cm'si bunu yansıtıyor. Uncharted nasıl ki adrenalin dolu bi TPS idi, MP3 onun bunalım ve kaos dolu versiyonu. (Sabah 05 dolaylarında oyunu bitirdiğimde kan revan içinde kalmışım...) İkisi de kulvarının lideri bence. Ha, ben Max'in hikayesini tercih ederim o ayrı.

Oyunu burada incelemeyeceğim tabii ki, ama son olarak Health ne OST yapmış arkadaş! mutlaka dinlenmeli, dinletilmeli:



It's time to let me go
Give up
Give our soul away

17.5.12

MaKey MaKey

Bizim sektörde yaratıcı çoktur, ama projenin gerçeğe dönüşmesi için bütçe azdır genelde. Kickstarter şu sıralar bu tayfa için bulunmaz Hint kumaşı. Amerika dışına çıksa sistem bi, neler koyacağız da işte, şimdilik izliyoruz :)

Aşağıdaki projenin hastası oldum. Mutlaka izleyin:




http://www.kickstarter.com/projects/joylabs/makey-makey-an-invention-kit-for-everyone

11.5.12

hayat kaçık bir rüyadır

Redd'in yeni albümü geldi! Heyecanım büyüktü çünkü bi önceki albümleri 21, muhtemelen hayatımda en çok dinlediğim albümdü. Doğ-öl ve arasındakileri bir albüme dökebilen Redd acaba bu sefer ne yapacaktı?

Beni şaşırtmadılar, kimisi dik başlı, kimisi melankolik, kimisi kırılmış, kimisi ümitsiz, kimisi çok ümitli... Sonuçta Hayat Kaçık Bir Rüyadır beni yine üzmeyi başardı topyekün, yol playlist'leri zirveme kondu.

21'den birkaç yıl bol bol bahsetmiştim, bu da farkı olmaz, şimdi 2 farklı parça koyayım buraya, devamı gelir elbette. Şebnem Ferah düeti olan Sevmeden Geçer Zaman zaten Hit olduğu için onu es geçiyorum...


Kimse sana uymuyorsa, olsun, birgün bulursun, keyfin nasıl istiyorsa bırak öyle olsun





kar gibi soğuk elleri vardı

5.5.12

Sung-bong Choi

ben bunu nasıl kaçırmışım ya.
G. Kore'nin yarışmaları bile böyleyken filmlerindeki dramatik altyapı az bile kalıyor yemin ediyorum.
Yerle yeksan oldum 8 dakikada.

1.5.12

yabancılaşma sendromu

Erkekte illa ki orgazm sonrası olacak diye bir şey yok bence. Doktorlar oturup bunu bi düşünmeliler. Ya da bende bi bug var, lag var, bişi var. Çünkü medikal değil aynen kelime anlamıyla yaşanan bir şey bu. Bence.
...
Gayet mutlusun, çevren kalabalık, çevrende dostlar, tanıdıklar, tanımadıklar, hafif bi meltem esiyor ensene ensene, kafanda da kulaklarında da güzel bir müzik var, dilin ara ara eşlik ediyor, ellerin ritm tutuyor, muhabbet koyu, yanaklar gülmekten kızarmış, bakışlar yumuşak, kafan sadece o masada, belki biraz ötesinde, dünya mı yanmış, aman koy götüne... sonra bi anda bir şey oluyor, sanki biri görünmez düğmene basıyor, kendine anlık başka bi açıdan bakıyorsun, az önce "ne güzel yaa" dediğin öğeler özelliğini yitiriyor, gülen yanakların eski rengine dönüyor, dudaklar büzüşüyor, içkinden bi yudum daha içiyorsun ama eski tadını vermiyor, herkesin gözlerine şöyle bi bakıyorsun, dudaklarını okuyorsun, "acaba onlara da oldu mu?" diye ama yok, sorun sende galiba, keyfi kaçmanın fersah fersah ötesine zıplıyorsun birkaç saniyede, bazen kendini çıplak hissediyorsun, bazen her şeyini kaybetmiş, bazen kalbin acıyor, gitmek istiyorsun ama ne olup bitiyor anlam vermeye çalışmaktan en fazla "ben bir tuvalete gidiyorum" diyip elini yüzünü yıkıyorsun, geri dönerken hiç de o kadar hevesli değilsin, ne oldu o az önce bıkbık eden çocuğa, hiç bi fikrin yok. geçer diyorsun, biraz susuyorsun, "ne oldu abi sustun yaa" diyenler oluyor, "hiç ya ne olsun bişi yok, dinliyorum" diyorsun, hiç yaratıcı değilsin, gülüşmelere ortak olmaya çalışıyorsun ama yapmacıklık akıyor yüzünden, telefonuna bakıyorsun, çerezle ilgileniyorsun, beyaz leblebinin gereksizliği üzerine filozofsal bakışlar atıyorsun, ama hala üzerinden gitmiyor o yabancılaşma. iki saniyede değiştin değişmesine de, öncesi mi sonrası mı asıl sensin, onu çözememek koyuyor en çok adama