• Sense8 ile yeni yıl

  • 2016 dizilerinin gizli Hit'i: Quarry

  • John Carpenter geri döndü!

28.4.12

Charlie Kaufman: Screenwriters Lecture

muhteşem bir BAFTA hizmeti. Pek çok yazar-senarist derin konular hakkında derin derin konuşuyor. Bunların içinde beni en çok vuransa Kaufman oluyor. Kaufman muhteşem bir senarist, yazar olduğu kadar da muhteşem bir insandır. Hayranıyım. Her cümlesi, eğer onun gibi değilseniz, bir insanı bu kadar üzebilir, bu kadar hırpalayabilir. Bu da ümitlerinizi yeşertir. Onun filmlerini izlemişseniz asla unutmazsınız. Hiç durmadan aylarca dinleyebilirim kendisini. Aşağıdaki linkte 40 küsür dakika hem yazma sanatından hem de yaşama sanatından bahsediyor. Ne anlatıyor nasıl anlatıyor; onu siz görün ama eğer eliniz kalem kımıldatıyorsa, kendinize yeni ufuklar açabilir ve dönüm noktaları yaşabilirsiniz, o kadar güçlü. Kaufman bu şekilde çok konuşmaz, ama konuşunca öz konuşuyor. Videoyu izleyin, dilerseniz transcipti de okuyabilirsiniz. 

http://guru.bafta.org/charlie-kaufman-screenwriters-lecture-video

transcript: http://guru.bafta.org/sites/learning/files/guru_sws_ck_transcript_final.pdf



23.4.12

bad wings

son 10 gündür itler gibi ne dinledim diye sorarsanız, ahan da aşağıda. Strobe'dan daha çok beğendim, o derece biçızz!


18.4.12

Valtari ve Tragic Idol

uzun zamandır deli gibi beklediğim iki albüm geldi, ağzımdan köpükler saçarak dinledim tabii. İki albüm arasında bağ yok elbette, sadece sevdiğim iki farklı grup, ama bünyede derin hayranlık duygusu uyandırabiliyorlar. Sigur Ros uyku öncesi, Paradise Lost uyku sonrası bire bir.

14.4.12

sakla zamanı, gelir...

bugün yine dolaplarımın derinliklerine girdim. Sebep? Beton çivisi lazım, kesin dolabımda vardır! Tabii giriş o giriş. Saatlerce çıkamadım. Bi dolu çöp çıkardım yine. 10 yıllık faturalar vardı ya, niye saklamışsam.

biriktirme konusunda kendimde sevdiğim tek şey; konser biletlerini genelde atmam. insan bir süre sonra unutuyor ne izledim, izlemedim, o günün öncesi ve sonrasını hatırlamak ise uzak bir ihtimal, ama o günlere insanı döndürecek bir neden bulunursa, örneğin o günden kalan bir bilet gibi, neden olmasın... sonra dünmüş gibi hatırlıyorsunuz. yani böyle bir şeye kalkışmadan iki kere düşünün... şöyle birkaç tane anlamlısını yan yana koyim dedim:


Ha bir sürü cep telefonu faturamı da atmamışım, dökümleri de duruyor, yıl 2003, 10. ay, bakalım kimleri aramışım dedim...

o günlerde de turkcell çok kazıkmış ya.


sonra liseden mezun olmadan kim bana ne yazmış diye baktım, gerçi 1-2 yılda bi bakarım, bu sefer garip geldi çoğu nedense. halen en iyi arkadaşım olanın yazdığını kendisine yolladım, hatırlıyo musun bak bu yazdığını diye, ahahah hatırlayamadı tabii, "günaydın yarışı" neydi ya diyo :) ergen-stayla işte. nerden nereye pehh

30'uma kadar ne kadar nostalji varsa bitirip kurtulmak istiyorum merak etmeyin :)

3.4.12

Ekki múkk

28 Mayıs'ta çıkacak albümden ilk parça kalplere düştü. Hani böyle çoook kötü birisindir, çok uzun hayatında birkaç saniyeliğine de olsa çok güzel bir şey görürsün ve içinde bir fidan açar, ağlarsın pişmanlıkla, yıkanasın gelir ama geçmez, pişmanlıkla ölürsün, Sigur Rós bana hep aynı hissi veriyor, bu şarkı da dahil. Asla yakalayamayacağın dünyanın en güzel kelebeği gibi. Bir de bu sonbahar izlesek ya seni artık -_- Olmadı Berlin'de...