21.2.12

black god

en son my dying bride hakkında bir şeyler karalamamın üzerinden 3 yıl geçmiş. bir insanın müzikal anlamda kendisine acı çektirmenin en kolay yolu olduğu için MDB'den itinayla uzak durduğumu, daha doğrusu korktuğumu söylesem yalan olmaz. ufak bir kızı karalara büründürdüğü gibi koca koca adamları yatak döşeklere de düşürecek güçtedir MDB. Bir yaylı girer kalbini keser, Aaron ciğerden bir söz söyler uykunuzu kaçırır, bir solo vardır burun kemiğinizi sızlatır.

Müzikler de koku gibidir, mütemadiyen "an" getirir karşınıza, asla yok olmaz, ordadır hep, hele ki bir anlamı varsa. benim MDB hayatımda yeterince yer etmişti. bi şarkısını kan destekli not olarak yazmış sevgilime vermişliğim de var, sırf MDB seviyor diye sevdiğim de var, oturup dinleyip sarhoş olduğum da var, tek dinleyip saatlerce ifadesiz suratla yürüdüğüm günler de var, gözlerim şişene kadar dinlediğim de var... hayır, konu sadece "hüzünlü müzik" değil MDB'da. Din var, dinsizlik var, insan ve insansızlık var, varoluş var varolamamak var, görünmezlik var, boşluk var, sessizlik var, hiçlik ve her şey de var. hayatınızdaki evrenize göre bir şeyler yakalıyor o veya bu şekilde. o günlerde sıradan gelen bir cümle bugün gözlerinizi sulandırabiliyor veya o gün çok anlamlı olan bir şey bugün geçerliliğini korumuyor artık.

Cry of the mankind'te Aaron "We live and die without hope" dediğinde eskiden tüylerim diken diken olur bir yansıma yakalardım, ama aradaki geçen yıllar "I don't want to die a lonely man, this is a weary hour" dedirtiyor mesela. dig me deep and leave me forever more örneğin... Kelime anlamıyla olmasa da dalıp gidiyorsun gelecekteki sene. Sorgulayacak gücün bile olmayabiliyor. Bırakıyorsun şarkı bitsin. A sea to suffer in veya two winters only, olmadı a kiss to remember ya da black god... hala jilet gibi kesebiliyor. bazı şeyler hiç de zamanla eskimiyor veya geçmiyor. keskinleşiyor bile diyebiliriz. 

Bir 3 yıl sonra başka bir MDB yazısıyla görüşmeyiz umarım.



 
Tepkiler:

0 yorum :