• Sense8 ile yeni yıl

  • 2016 dizilerinin gizli Hit'i: Quarry

  • John Carpenter geri döndü!

27.2.12

close your eyes for encore

21.2.12

black god

en son my dying bride hakkında bir şeyler karalamamın üzerinden 3 yıl geçmiş. bir insanın müzikal anlamda kendisine acı çektirmenin en kolay yolu olduğu için MDB'den itinayla uzak durduğumu, daha doğrusu korktuğumu söylesem yalan olmaz. ufak bir kızı karalara büründürdüğü gibi koca koca adamları yatak döşeklere de düşürecek güçtedir MDB. Bir yaylı girer kalbini keser, Aaron ciğerden bir söz söyler uykunuzu kaçırır, bir solo vardır burun kemiğinizi sızlatır.

Müzikler de koku gibidir, mütemadiyen "an" getirir karşınıza, asla yok olmaz, ordadır hep, hele ki bir anlamı varsa. benim MDB hayatımda yeterince yer etmişti. bi şarkısını kan destekli not olarak yazmış sevgilime vermişliğim de var, sırf MDB seviyor diye sevdiğim de var, oturup dinleyip sarhoş olduğum da var, tek dinleyip saatlerce ifadesiz suratla yürüdüğüm günler de var, gözlerim şişene kadar dinlediğim de var... hayır, konu sadece "hüzünlü müzik" değil MDB'da. Din var, dinsizlik var, insan ve insansızlık var, varoluş var varolamamak var, görünmezlik var, boşluk var, sessizlik var, hiçlik ve her şey de var. hayatınızdaki evrenize göre bir şeyler yakalıyor o veya bu şekilde. o günlerde sıradan gelen bir cümle bugün gözlerinizi sulandırabiliyor veya o gün çok anlamlı olan bir şey bugün geçerliliğini korumuyor artık.

Cry of the mankind'te Aaron "We live and die without hope" dediğinde eskiden tüylerim diken diken olur bir yansıma yakalardım, ama aradaki geçen yıllar "I don't want to die a lonely man, this is a weary hour" dedirtiyor mesela. dig me deep and leave me forever more örneğin... Kelime anlamıyla olmasa da dalıp gidiyorsun gelecekteki sene. Sorgulayacak gücün bile olmayabiliyor. Bırakıyorsun şarkı bitsin. A sea to suffer in veya two winters only, olmadı a kiss to remember ya da black god... hala jilet gibi kesebiliyor. bazı şeyler hiç de zamanla eskimiyor veya geçmiyor. keskinleşiyor bile diyebiliriz. 

Bir 3 yıl sonra başka bir MDB yazısıyla görüşmeyiz umarım.



 

17.2.12

ne dinlesek?

valla bi milyon tane şey birikti dinlenecek, hangisine ne zaman fırsat gelecek bilmiyorum ama son günlerde şu üçlü epey canımı sıkmayı! başardı. En derininden öneririm:

Lana Del Rey - Born to Die:
2011 Adele'nin yılı olmuşsa 2012 de Lana Del Rey yılı olacak şüphesiz. Video Games single'ı harikaydı, gördük ki albüm de süpermiş. Boş yok, ama şu aşağıdaki şarkı tam taşaklara tekme olmuş ya. Come and take a walk on the wild side ile başlayan nakarattaki vokal melodisi karşısında saygıyla eğiliyorum.İnsanı alıp uzaklara götüren bi yapısı yok mu şimdi şu şarkının?




Anathema - The Begining of the End:
Durun kaçmayın! Klişe bir Anathema şarkısı yok nihayet karşımızda. Hatta eski Anathema geri dönmüş, ebemizi sikmeye yemin etmiş diyebilirim. O gitar solosuyla sevişilir o kadar net konuşuyorum!



Paradise Lost - Crucify:
Tragic Idol çok süper olacak artık hiç şüphem yok! Jilet takımlarını aldık, bilekleri hazırladık, albümün çıkmasını bekliyorum. Elcaazlarımla upload ettim, götü sıkı olanlar dinlesin.

 

16.2.12

friendsheep

animasyon severler ekranı yalar, o derece

13.2.12

a separation

adettendir, biten yılın best of'ları seçilir filan. bu yıl epey geciktim ehe. izlenmesi gereken filmler anca bitti. Shame ile kadro doldu, kısa sürede bi Top10 çıkarırım ama 1. sıradaki filmim hiç değişmedi.

2011'de çıkan filmler arasında A Separation'dan daha iyisini izlemedim, ki sanırım 200'den fazla film izledim.

Bu İran yapımı filmde sorumlulukları olan koca ile başka yerlerde gerçekleştirmek istediği hayalleri olan bir kadın, artık ayrılmaya karar vermesi ile başlayan kısa bir süreci izliyoruz. Bir birine uymayan iki karakterin dünya için ufacık olan bu ayrılma kararlarının çevrelerindeki etkilerini izlemek muazzam bir tecrübeydi. karakterlerin sürekli göze bakarak şikayetlerini dile getirmesi, benim ilk kez hissettiğim duygulara neden oldu. haklının, haksızın, iyinin, kötünün, çirkinin, güzelin, masumun, suçlunun bu kadar iyi harmanlandığı bir hikaye okumayalı uzun zaman olmuştu. Hele İran'dan gelmesi, çok anlamlı oldu. Hala varsa bu filmi izlemeyen bileklerini filan kessin.

9.2.12

Traversé

Doom metalden kaçıyorum ne zamandır, ama Year of No Light'ın karanlığına kapılmadan edemedim. Dark Post Rock hem de fransızca olunca insanın o karanlıktan çıkası gelmiyor. haftalardır durum böyle. dinleyip kabus gördüğüm bile oldu bolca... koyacak bir albüm kaydı bulamadım ama live'ı da iş görür. sikilecek ruhu kalanlara öneririm

5.2.12

tango with lions

kötü bir rüyanın çok kısa süren güzel kısmıydı. tanımadığım bir tren ve karşımda tanımadığım güzel bir kadın. bakmaktan kendimi alamayıp sapık gibi gözükmemek için tanıştığım, sonrasında ise kaynaştığım biri. adını bile bilmiyorum ama bana dönüp kulaklığını uzatıyor ve "dinle bakalım, çok seveceksin" diye aşağıdaki parçayı dinletiyor. dinliyorum, çok seviyorum "beğendim" diyemeden de uyanıyorum. o soluk uyanıkken veriliyor, kafada melodisi hala dönüyor... muhtemelen çok önce birkaç kez dinlediğim bu parçanın bilinçaltımdan çıka gelmesi ve bunu güzelce süslemesini gördüm. tek korkum, tanımadığım o kadını gerçek hayatta da görmek


2.2.12

feeling that we have lost

şarkı bittiğinde bir eksiklik hissi kaplıyorsa içinizi, tamamdır.