25.12.11

neverland

yenisindir.
önce hiçbir şeyden haberin yoktur.
sonraki günler sana bir takım olaylar getirir, bir şeyler yaşarsın.
her yaşadığın olay senden bir şeyler götürürken bir şeyler de katar.
bazı şeyleri formülüze edersin; " x yaparsan y olur, o yüzden z yap"
sonra yarattığın formüllere göre yaşarsın, ama formüller de işe yaramaz
ne yaparsan yap raya oturtamazsın, en fazla daha az raydan çıkmıştır.
bu sırada da yeni formüller geliştirirsinsin, yeni problemler görmüşsündür çünkü.
daha sonra yanıldığın yerleri görürsün, bazı formüllerinin yanlış olduğunu farkedersin.
silersin veya değiştirirsin, daha sonra benzer problemlere yeni formülle yaklaşırsın.
yine olmaz. ne yaparsan yap hayatını formülize edemediğini farkedersin.
"bari akışına bırakayım, ne olursa olur"culuk oynarsın.
bir süre benliğin yer bunu, ama kontrolsüzlük ağır basar, yeter der.
dizginlerini eline alırsın, "bu sefer..."le başlayan cümleler kurarsın.
yine ve yine ve yine farklı problemler  aynı sonucu verir.
işte böyle durumlarda blog, her şeyden korkar, her şeyden çekinir olursun.
bu enstrümanın hangi teline dokanırsan dokun, bir şeyleri değiştiriyor oluşun gerçeği,
her değişimde yeni bir problemi doğuruyor oluşun bile huzursuluğun kitabını yazdırmaya yeter.
bir şey yapma zorunluluğun olmayan bir zamanda, bir mekanda, birileriyle , en azından yapsan bile bir tepkimeyi harekete geçirmiyor olma isteği kaplar dört bir yanını.
biraz boşluktur tek istediğin. ne kadar hızlı atarsan at o taşı, ne tarafa atarsan at, hangi açıyla olursa olsun; hiç bir yere çarpmayacak, hiç bir şeyi kırmayacak bir yer, zamandır tek dileğin, gitmek istediğin.
VE hiç gidemeyecek, gelemeyecek, göremeyecek hatta bilemeyecek oluşun gerçeğinle yaşar, bugün hangi problemle uğraşsam da başka tepkimeler yaratsam diye kasarsın.
özlersin.
akışına bırakır eskirsin.

Tepkiler:

0 yorum :