• Sense8 ile yeni yıl

  • 2016 dizilerinin gizli Hit'i: Quarry

  • John Carpenter geri döndü!

30.10.11

brodka - Krzyżówka Dnia

sözlerinden zerre bir şey anlamasam da müthiş

27.10.11

Bir gün sen düşersen ben de seni kaldıracağım

kimin söyleyip söylemediği önemli değil; tek cümlede umut göz yaşları döktürecek kadar içten, belki de henüz ölmemişizdir dedirtecek kadar anlamlı:

25.10.11

günaydın

güne, kendiliğinden gelen, bir günaydınla başlamak ne güzel; ama bunu yanında kulağına fısıldayamaması ne kötü :/

düğün boy

Düğünleri sevmem, pek samimi gelmezler ama haliyle kardeşim gibi sevdiğim Onur evlenince bir parçası olmamak olmazdı. Hatta bu cinayete şahit bile oldum :) Kaç yıllık ev arkadaşım hatırlamıyorum ama artık kendisi "koca" sıfatıyla hayatına devam edecek :)

Düğün tabii benim akraba düğünleri gibi değildi ama sağolsunlar arkadaş çevremiz önceden anlaşmış gibi "e Volki artık sıra sendeeee ihihih" demeyi ihmal etmedi :)) Ben de hepsini aynı özenle ignore etmeyi bildim  "hee hee oldu öyle öyle" diye :) Manyak mısınız lan :)

Düğünde keramet vardır derler bakalım, göreceğiz :)

22.10.11

hazım

değişmekle, değişimi kabullenmek arasında kalın bir çizgim varmış; onu daha net görebiliyorum. hiç tahmin etmediğim bir şekilde rahatlıkla değişebiliyormuşum mesela. gel gelelim bu değişimin hazmı o kadar rahat geçmiyormuş. yan etkileri oluyormuş. bazen dar, bazen büyük beden bir elbise gibi rahatsızlık verebiliyor; çıkarmak istiyorsun. eskiden insanların bunu değişemediklerinden ötürü istediğini düşünürdüm, ama asıl sorun hazmedememekmiş. keşke midesizliğimle övünebilecek kadar barışık olsaydım kendimle.

17.10.11

crazy stupid love

Yılın en samimi, en içten, en sıcak filmi. Epeydir bekliyordum izlemeyi, beklentilerimi aştı diyebilirim. Ruh eşi kavramına inananlar için ayrı bir tadı olacaktır (lise yıllarında tanışan ve bir birlerinin ilki olan bir ailenin zamanla tembelleşen kocasını iş arkadaşıyla aldatan aile kadının komik öyküsü)

Ama Ryan Gosling'e bir paragraf açmak lazım. Abicim sen tam bir öküzsün! The Notebook'tan bu yana 8 filmini izledim, bunların 5'i en beğendiğim filmler listesinde ulan! En son Drive izlemiş, yok artık, yuh, oha diyip şu filmde yine kendine beni hayran bıraktın, bravo valla.

13.10.11

you go wherever you go today

bir köy otobüsünde gidiyorum. nereye gittiğimden bihaberim. oraya konmuş gibiyim. camdan dışarı baktığımda yeşile çalınmış karlı dağ yamaçları gözüme çarpıyor. tanımıyorum yolları. pencereler soğuk geçiriyor, üşütüyor. az yolcu var, olanlar da uyuyor. herkes uyuyor ama bir tek ben uyanığım. şoför koltuğunun arkası kapalı, gözükmüyor. kollarımı bir birine doluyorum, kendime sarılır gibi, koltuğuma gömülüyorum, gözlerimi dinlendirmek istiyorum, kendimi güvende hissediyorum anlamsızca. dilimde de şu şarkı sürekli rüyamda:


9.10.11

ölçek sokak

daha öce buradan doğduğumun yer hakkında bir şeyler yazdığımı hatırlıyorum. Ölçek sokak'ta halen oturan bir arkadaş üşenmedi çekti sokağın son halini.

aşağıdaki video benim doğduğum evin önüdür. 1. dakikada jumbalı bir ev gözüküyor, işte onun tam karşısında biz oturuduk. 3 katlı jumbalı bir evde doğdum, 7 sene sonra taşındık. ilk 5 senesini hatırlamıyorum ama okula başladıktan sonraki 2 seneyi hatırlıyorum. Bu sokakların kaşarıydım adeta :)

Elbette evimizi yıkmışlar, zaten sokak neredeyse baştan yenilenmiş. O zamanlar trafik yok denecek kadar azdı sokakta şimdi otoparkı bile var. Taksi durağı vardı yok, bakkal vardı yok, hiç bir şey kalmamış. Yeni öğrendim, ben çocukken Taylan diye ergen bir serseri vardı, içer içer mahalleyi ayağa kaldırırdı, o ölmüş mesela. 40 yaşlarında filan olması lazım bugün, yazık olmuş.

Diyeceksiniz ki e sana bu mekan 1 saat kadar uzaklıkta, niye gidip görmüyon böle videolardan görüyorsun. Haklısınız ama ben doğduğu yere geri dönebilen birisi olamadım. Bu sokakta, olmayan evimizde, çok anım var ve bu nostalji melankoliye dönüşüyor bünyede. Mesela bu sokakta halen kaybolduğum kabuslar görürüm. O zamanlardan belliymiş adres tutamadığım aklımda, annem bir arkadaşına bir şey yolladığı zaman 1 saat arardım evi, belki bulurdum yeri, her apartman aynı gelirdi, numarası kaçtı adı neydi apartmanın, daire nosu kaçtı? Hiç çıkamazdım içinden... Kabuslarımda da kapı kapı gezip evimi arıyorum mesela, hep yanlış dairenin ziline basınca da utanıyorum kaçıyorum filan. İlginç kafalar bunlar...