30.9.11

son kullanma tarihi dolan hediye

Biraz traji biraz komik bir hadiseyi yazmak geldi içimden.

Normalde komşularımın sesleri odamdan içeri girmez, öyle kağıt bi eve denk gelmedim şükürler olsun... Derken epeydir, aylardır, hatta yılı aşkın bir süredir beni rahatsız eden tek şey aşağıdaki ya da yandaki komşumun sabahın köründe çalan alarmı.

Hergün denk gelmiyorum bu sese tabii ki. Ama sabaht 5 gibi, sabah ezanı dolaylarında düdüdüdüttt düdüdüüdütt diye 3 dakika çalar. İnceden inceden duyarım ben de eğer eve geç gelmişsem veya çalışıp sabahlamışsam. Anlam veremediğim şey o alarmın niye bu kadar uzun süre çaldığıdır. Yani uyandırmıyor mu 3 dakikada seni bu alarm?

Ben de her halde komşu biraz yaşlı ve sabah namazına kalkmak için zorlanıyor ki böyle diye düşündüm. Yani "namaz" var ya işin ucunda, şikayet etmiyorum. Kendime mani oluyorum. Uykum biraz kaçsa da rüyama geri dönüyorum...

Aylar ayları kovaladı ve geçen hafta garip bir şey hissettim. Alarmın çaldığı konum biraz garip geldi, şöyle bir kafamda canlandırdım da, yani cam kenarına denk gelen bir yerde olmalı bu saat, o da çok alakasız geldi. Fitil oldum, nereden geldiğini aramaya koyuldum duvarlara kulak koyarak. Yok, duvarldan gelmiyordu bu ses.

Aklımın ucuna bile gelmeyen bir yerden geliyordu bu ses. Farkedince dizlerimin bağını çözen bir yerden. Oturup soluk aldığım bir yerden. Giysi dolabımdan geliyordu ses.

2009 Mart'ı için ex kız arkadaşıma doğum günü hediyesi almıştım. Dijital bir saat ama tasarımı ilginçti. Alarmı çalınca kenarındaki tekerleri harekete geçip bulunduğu yerden kendisini aşağı atıyordu bu robotumsu şey, kaçıyordu ve uyuyan kalkıp onu kapatana kadar da öyle hareket ediyordu düdüdüüütt diye

Ben o hediyeyi o kıza hiç veremedim. Sarıp sarmaladığım hediye poşeti ve eski bir torbada giysi dolabımın derinliklerine koymuştum, tozlanmış epeyce ama hala oradaymış. Artık alarmı kurulu gelmiş ki öyle paketlemişim. Pili artık bitme noktasına gelmiş aradan geçen 30 küsür ay sonunda, ama bitmemiş sonuçtu. Çöpe hediye atabilen bir tip olamadım hiç, bu hediyenin kaderi de bu oldu maalesef. Biraz tozunu aldım, o toz gözüme kaçtı, ama aynı yerine geri koydum; hergün aynı saatte ötüp beni rahatsız edeceğini bilsem de... Umut veren tek bildiğim ise; bir gün pilinin bitip susacak olması.


Tepkiler:

7 yorum :

kibritci kız dedi ki...

harika bir yazı :)

hatta uzun zamandır okuduğum en güzel yazı !

Volkan dedi ki...

teşekkürler :)
Yine de böyle bir şey olmasaydı da yazmamayı dilerdim :/

kibritci kız dedi ki...

ıssız adam misali haa :)

hani bardak kırılınca içinden ada ' nın tokası çıkıyordu .

gerçi ıssız adam bir sapıktı benzetmeyi sakın yanlış anlamayasın...

Volkan dedi ki...

kişisel eşya biraz daha farklı etki bırakabiliyor, buradaki his biraz daha yoğun ama kısaydı

kibritci kız dedi ki...

bence yoğun ama uzun gibi sanki :)

ultra yoğun çamaşır suyu misali gibi kalbinde beyaz bir iz mi braktı ?

Volkan dedi ki...

bahsettiğim olayın etki süresi kısa sürdü valla :) ama toka olsaydı nolurdu denemek lazım :)

hmmm zor soru, bırakmış olabilir ama beyaz mıdır bilemicem :)

kibritci kız dedi ki...

geçmişte kalan herşeyin lekesi sepya rengidir :)

gelecekteki herşeyin renginin beyaz olması ümidiyle çenemi kapatıp gidiyorum :)