• Sense8 ile yeni yıl

  • 2016 dizilerinin gizli Hit'i: Quarry

  • John Carpenter geri döndü!

30.8.11

sen şarkılar söyle içinden

bayram faslı iyi başlamadı kendi adıma. O ölmüş çünkü. Tez yayılmış bu haber de diğer kara haberler gibi.

O bir barda sokulmuştu yanıma. Bana içki ısmarlar mısın, ben tüm paramla içtim diye muhabbete girmişti. O gün niye beni seçmişti, hiç öğrenemedim. O konuşma hiç de klişe şekilde ilerlememişti. Hiç kötü veya munzur bir niyeti yoktu. Sadece içmek istiyordu. Hiç de öyle junkie filan değildi. Güzeldi, çok güzel bir okulun güzel sanatlarında okumuştu. yetenekliydi. kafası başka yerlerde olduğu için çalışmak gelmiyordu içinden. derdi kariyer, para, koca değildi. ailesiyle sürekli problemliydi bu açıdan. onlarla yaşamak istemiyordu, kaçmak istiyordu. hangimiz istememiştik ki diyebilirsiniz ama onun geçerli nedenleri vardı...O ilk muhabbet daha sonra pek çoğuna yerini bıraktı. Her insan en az bir hikaye olduğu için onu dinlemek hoşuma gidiyordu. Hiç öyle "aramızda bir elektrik oldu, çekim oldu, cuk oldu" demiyeceğim. olmadı çünkü, ama ben onu anladıkça o bana biraz daha sokulgan davranıyordu. daha sonra ben kendimi ifade ettim biraz, ama biraz. korkarım çünkü ben senin gibi insanlardan dedim. Niye? dedi. Biliyorum çünkü şu anda nerede olduğunu, neler yapmak istediğini, birine ihtiyaç duyduğunu dedim. Üzülmüştü. Bazı şeyleri anlatınca farkına varan tiplerdendi. "Süper kahraman değilim ben, hayatında bir ışık olayım da aydınlatayım, benim kendime yararım yok aaa" der dururdum. Sonra bir şey olmadı. Onu hiç mutlu görmedim. Hiç umutlu da görmedim. Hapishanedeymiş gibi yaşıyordu. Çok nadir gülerdi. Hayatın en büyük problemleriyle başa çıkması gerekmiyordu belki, ama kendi ruhu kırılmış, parçalara bölünmüştü bir kere. toplanması çok zordu. onu üzen çoktu. çok arkadaşı da yoktu. ailesi zaten var yoktu. bu kadar güzel olmasına rağmen nasıl bir erkek arkadaşı olmaz, hep şaşırırdım.

bir zaman sonra bu umutsuzluğu kızdırmaya başladı beni. kara delik gibi kendini yutmaya çalışıyordu. normal bir insan bu aşamada profesyonel yardım almasını sağlayabilirdi ama ben normal bir insan değildim. bu kara delikten kaçmam gerekiyordu ve kaçtım. başka şansım yoktu çünkü o enerjiye kapılırsam benim için bir daha geri dönüş olmazdı. uzun süre aramadım onu, ama haberlerini alıyordum. ruhunun içine düştüğü o bataklıktan çıkmak için hiç bir adım atmıyor, her geçen gün biraz daha kararıyordu içi. birkaç kez güzel sms'ler atarak güldürdü beni. elim telefona çok gitti ama ketum biriyim ben, yapacak bir şeyim yoktu, susmakla yetindim. aradan zaman geçti...

ve O ismi lazım değil güzel insan artık yok. bu acısına son vermiş kendi elleriyle. onu çok iyi anladığımdan üzülemiyorum. yani içim acıyor ama o anlamda üzülemiyorum. hayatta herkesin yaşaması gerekiyor ama düşük bir yüzde insan yaşayamayacak nedenlerle dünyaya geliyor. küçük şeyler bunlar zaten, ama olmuyor işte. hayatının sonuna kadar bu parçalanmışlıkla yaşanabilir mi, bilemiyorum. tedavisi varmış gibi gelmiyor... onu çok iyi anladığımdan severdi beni. iyi birisi diye ben de onu severdim. o kadar iyilik maskesi takıp da kevaşelik peşinde kadın tanıdım, hepsini cebinden çıkarırdı valla dobralığıyla. ailesi ise onu "kötü" bellediği için cenaze töreni düzenlememiş, inanması zor cidden, cenaze namazını bile kılamadık. bazılarımızın yaşantıları işte bu kadar çok geliyor bazılarımıza, hatta ailemize. umarım yüreklerine o evlat ateşi düşer de son nefeslerine kadar sönmez.

kafası güzel olunca "sen böyle hikaye mikayelerle ilgilisin lan, benim de hikayemi yazar mısın ileride hee?" der gülerdi. ilk minik hikayesini buradan paylaşmış olayım böylece. çünkü onun hikayesini bilen de anlatacak da biri pek yok. Bu hissi pek bilmezsiniz siz. Düşünsenize öldüğünüzde birkaç kişinin bundan haberi olacağını ve onların da içinde birkaç kişinin sizi ancak tanıyabildiğini? O yüzden adını bilmeseniz de olur. zaten bilmiyordunuz kimdir nedir, değişen bir şey olmayacak. çok az insanın hayatında parmak izini bırakıp giden 26 yaşında tıfıl ve güzel bir kadın göçüp gitti topraklarınızdan. Son bir kez daha görüp sarılmak için nelerimi vermezdim ama pişman olma zamanı değil... Umarım ileride hikayesini anlatacak daha büyük fırsatlarım olur. Ve keşke birlikte bir fotoğraf çektirseydik lan o kadar konuşmak yerine!

severdin bu şarkıyı. so watch as I start to smile sımayyllllll sımaaaylll  kısmında ellerinle dudaklarını yukarı kaldırırdın. iyisindir umarım

28.8.11

kitap alıntıları

...uzun bir ayrılıktır insan, kalbi kendi yalnızlığına gömülü. Baştan başa koca bir ayrılık dünya... Yalnızca biz değiliz ayrılıklarla sınanan.. Ayrılıklar üzerine kurulu bir dünyadır üzerinde yaşadığımız... Baktığımız her yerde bir ayrılık masalı yaşanır baştan ve aralıksız... Her şey az gider uz gider... Ağaçlar yapraklarından ayrılır, yağmur bulutlarından... Tohumlar bitkilerin gövdesinden uzaklara savrulur hep, bahardan yazdan ayrılır dünya, geceden gündüzünden ayrılır... Kalbine tutunarak yaşayan herkes için beşiğin ardından başlar ayrılıklar...

...ve her ayrılığa tahammül gücü veren birde umut vardır yüreğin kıvrımlarında sessizce gizlenmiş...

26.8.11

akrep

yani şu adreste resmen ben yatıyorum, ama sırf akrep burcuyum diye mi böyleyim? Ağustos'ta doğsam başka biri mi olacaktım? Şu burçlara kafam bir türlü ermiyor arkadaş.... http://www.akrepburcu.net/akrep-burcu-erkegi.html

22.8.11

You would always win, always win.



Sometimes I wake up by the door,
That heart you caught, must be waiting for you ...
kısmından sonra tüm hayat enerjim götüme kaçıyor. daha kötüsü, bundan hiç rahatsız olmuyorum. öylece solsun filmin rengi, Fin yazmadan bitsin, gözler güzel bir son ararken siyah ekranla karşılaşsın istiyorum.

let it burn

19.8.11

love padlocks

hohenzollern köprüsünde, işlem tamam

18.8.11

dom dom

Dom zaten güzel de daha güzeli Dom manzarasıyla uyanmakmış arkadaş.

12.8.11

pinhan

şu sıralar çabuk karalıyor ve çabuk unutuyoruz. elif şafak'a bir hallerin olduğu belli ama elif şafak lan bu! riff arakladı, kötü albüm çıkardı, peşi sıra dvd bastı diye AC/DC'ye bok atmaya benzer. Pinhan'ı 26 yaşında yazdı bu kadın!

pek sevdiğim bir alıntı yapalım bari kitaptan. garip bir dilemmaya sokar beni bu:
Görünenle yetinirsen eğer sadece tırtılı bilirsin. Çirkindir ya tırtıl, gönlünü çelmez. Görünenin ötesine geçmek istersen eğer, aradan örtüyü kaldırıp da gönül gözü ile bakarsan kelebeği bulursun karşında. Güzeldir ya kelebek, gönlün ona akar. Lakin gönül gözünle görürsen eğer, kelebeğe değil tırtıla sevdalanırsın...

9.8.11

I hate everything about you

sabahlara kadar dinliyoruzzzzzZzZz

6.8.11

hiroshima man amor

bugün 6 Ağustos. Atom bombasıyla ilk tanıştığımız gün.
Hemen akla bu film gelmiyor tabii, ama benim gelir nedense. Açar izlerim bazı kısımlarını. Tam olmasa da filmin altında yatar bugünün acısı.
Ayrıca imkansız aşkın da dikenleri gömülmüştür nazikçe filmin içine. Hiroshima man amour hakkında tonla kitap yazılmışken ben susayım, Elle konuşsun en iyisi.

"You're destroying me. You're good for me"

4.8.11

in my sleeping

şu sıralar benim kafalar tam böyle.
tek parçalık gruplardan bassment. bana da aslı gösterdi, tam oldu gecem.

i wake in a feeling same as the night before
as if in my sleeping i'm traveling nowhere
so i like to lay back with my hands behind my head
pretend to myself that i'm a dreamer again


i wake in a feeling same as the night before
as if in my sleeping i'm traveling nowhere...

1.8.11

she is love


3 Doors Down'un yeni albümü Time of My Life çıktı. Elbette müptelası olunacak şarkılar çok. Şimdilik favorim şu








She is Love.

she walks through the city
noone recognises her face
they don't want her pity
noone ever mentions her name
she's carried the broken
her scars have no name in her heart
she walks in forgiveness
she'll shine like a light in the dark

she is love (she is love)

she'll always remember
the days when they welcomed her here
they know if they need her
she made a promise to always be here

she is love (she is love)


when they are weak she will always be strong
though they don't know it they are never alone
no matter how many times they may leave
it's never hopeless coz she still believes

she is love (she is love)

değmesin ellerimiz