31.5.11

Acıtmışım canını sevdikçe

Bazen çok fena asosyal olasım geliyor. Hani kafandakileri genelde sokakta, dışarıda, evin dışında bir yerde bırakman, unutman daha rahattır derler ya, işte bazen tam tersi oluyor bana, evden çıkasım gelmiyor, daha da dolmuş getiriyorum kafamı eve

Geçen haftasonu işim düştü eski mahalleme, kenardan kenardan girdim. Her an bir köşe başından bir tanıdık çıkabilir de muhabbete girer diye epey çekindim. Baktım lisemi yıkmışlar yenisini yapmışlar. Lan hiç güzel olmasa da 4 sene o yolu teptim, o duvarları kokladım, o sıralarda büyüdüm. Fena oldum böyle bi. Zaten ilk ve orta okulumu da yıkıp yenisini yapmışlardı. Her halde kaderde var böyle bir şey, adımımı attığım şeyler kendisini bir yeniden yapılandırmaya gidiyor bir süre sonra.

Neyse, işte mahalleye yaklaştıkça baktım bi kalabalık var sokakta. La nolii derken bir cenaze arabası sokuldu sokağa. Pimpirikli ben, haydee noluyoruz öldük mü acaba derken o kalabalığın orda durdu. Anladım ki apartmanda biri ölmüş işte. Biraz uzaktan izliyorum. Her halinden karısı olduğu belli biri ağlıyor ama çatlasa 35 yaşında kadın. ufacık da bir kızı var, o da kucakta ağlıyor. En fazla 1 saat önce ölmüş sanırım kocası. Muhtemelen o da 40 yaşında bile değildir. Kadın ağlamıyor adeta gözünden kusuyor, öyle bir acı. Komşular soruyor işte salak salak, nasıl oldu diye. Bir anda gitti bir daha da uyanmadı, şimdi hastaneye getirirler onu, uyandırırlar di mi anne, nolur uyansın diye ağlıyor kadın. ama yaygara değil, sesi bile çıkmıyor güçsüzlükten. Allah kimseye yaşatmasın o anı diyorsunuz. Onun da kucağında kızı anlamsızca bakıyor öyle, ama ağlıyor derin derin. Muhtemelen 10 yıl sonra çok dha büyül bir travmayla geri dönecek bu anılar ona. Baya üzüldüm orda. Sonra merhumu araca aldılar, bir helallik istediler, fatiha okudular, tanımadığım halde dua ettim adama, ama arkasında bıraktıklarına daha çok üzüldüm. Bir anda vardı aile ve bir anda yoktu. Bu kadar basitti işte...

O moralle işi gücü hallettim geri dönüyorum otobüsle ama nasıl trafik nasıllll. Öfff. Yoldan geçenleri izliyorum ben de. Tiplere bakıyorum, o sırada kafalarından neler geçiyordu acaba diye kendime oyun yaratıyorum... Superonline'da çalışırken metroya hep beraber bindiğimiz bir abi vardı. O da işte 33-35 filandı. Baya matrak adamdı, benle çocuk olabiliyordu, metroda filan kıkır kıkır gülüyorduk, bazen dertleşiyordu işte. Yeni evliydi, biraz geçim sıkıntısı vardı, anlatıyordu. Tabii bu 4-5 yıl kadar önce oluyor, ne anlarım ben onun halinden di mi? Onu gördüm işte yolda. Ben işten ayrıldığımda onun karısı hamileliğin son aylarındaydı. Hatırlıyorum da çok heyecanlıydı, oğlum olcak ya nasıl olcak acaba, karate kursuna mı yollasam, futbola mı yoksa böyle bir sanat atölyesine mi versem diyodu. Ben de bilmiş bilmiş, abi hangisine yatkınsa ona yollarsın, sen baskı kurma cart curt diye akıl veriyorum koca adama. Sağolsun bozmuyordu beni. Çocuğu olmuş işte, büyümüş, ilk kez görüyorum ben, karısı da yanında geziyorlar ama çocuğa bakınca anladım ki çocuğu engelli doğmuş aslında. Kımıldamadan çocuk arabasına gezdiriyorlardı evlatlarını. Muhtemelen kurduğu çoğu hayali gerçekleştiremeyecek abimin ve muhtemelen çok daha zorlu yıllar onu bekliyor. Ona da üzüldüm, hiç geri kalır mıyım ama abimin yüzüne baktım, hala o şen şakraklığını kaybetmemiş. Eşiyle kol kola gülümseyerek geziyorlar işte. Engelli olsun olmasın bir evlatları var ve ellerinden geldiğince sahip çıkıyorlar canının parçasına. Evet evet, bu hikayeye üzülmemek lazım diye düşündüm ama zor yani. Dayımın da belinde sorun olan bir kızı olmuştu geçtiğimiz yıllarda, yürüyemiyordu en son, ameliyat filan olacaktı. Onu öyle görmeye dayanamayacağımı bildiğim için hiç görmedim kızını, hala. Yani derdim engelli biri görmek değil, hatta çok takmam ama konu çocuk olunca böyle bir titreme geliyor bana. Öyle işte...

Sonra otobüse ilkokul yıllarından bir arkadaş bindi. Serseriydi o yıllarda, piç gibi yaşardı öyle. Ben takılmazdım pek ama severdim. Ortaokula başka semte taşınmışlardı ama sık sık görürdüm. Geleceğinden şüpheliydim ki haklıymışım. Gasp ve adam yaralamadan hapise düşmüş, bir kaç sene önce filan çıkmış. İş arıyormuş. Ellerine filan baktım sanki 40 yıllık balıkçı. Cildi çok yıpranmış. Garip bakıyor filan. Yüzünden bir artık bıkmışlık akıyor, bir hissizlik. Sen neler yapıyorsun filan diyor bana, detaya girmeden anlattım filan, sevindi beni görünce çocuk resmen, çok da uzatmadı indi zaten bir kaç durak sonra. Artık bir daha ne zaman görürüm, allah bilir. Umarım akıllanmıştır.

Ondan sonra da yanıma 40 yaşlarında bir milf abla oturdu. bakımlı filan ama otobüse biniyo işte. Belli ki görünüşte öyle derken çatt yanıma oturdu! pahalı kokular, telefonlar, narin el hareketleri filan allaaah- ki ben çok sıkılırım eğer yanımdaki dikkat çekmek istiyorsa. Asla vermem o dikkati ona çünkü. Ama bundan sonrasını anlatmıcam size hahaha :D

Derken indim otobüsten, sıkıldım, yürüdüm yürüdüm, açtım Sezen Aksu'nun son albümünü. Bir kere de kötü şarkı yaz be Sezen, bi kere de üzme di mi? Yok, olmaz, kemirdi resmen her yerimi. Unuttun mu Beni, Öptüm sonrası favorim şu aşağıdaki parça. Aralarda beni yakalayacak çok güzel sözler var. Yakalayıp siken.


...Bir uyandım ki artık yoktun
Uzanıp eşsiz hatırandan öptüm...
Tepkiler: