21.2.11

vitaminsizlik

ATM ile 15 dakika mücadele ettikten sonra, parasını bile çekip gidemeyen gençler var. Arkasındaki sırayı düşünmeden, bir elektronik cihaz karşısındaki yeteneksizliğini başkalarına çektirdiği gibi, bundan da zerre rahatsız olmuyorlar. Öyle hissettiğin için olmasa bile, arkandaki kişi kafanı kırmasın diye bile "özür dilerim ya sorun çıktı" demeyi öğrenmemiş metropol insanının okuduğu bütün okul ve hocalarına koyma isteği uyandırıyor ara ara bende andavallık.

Bu kadar şiddetle bu tip insanlara çemkiriyorum çünkü benim gibi "başkaları umrumda değildir"ci bir adam bile sosyal toplumda, az da olsa, başkasını düşünüyorsa, ve sen de düşünmüyorsan bu tamamen sahip olduğun andaval genlerinden ve kendini yetiştirmemişliğinden gelir.

Bunun bir benzerini otobüs duraklarında ön kapıdan inmek isteyenlerde, bilet parasını öderken çantasında 5 dakika parasını arayanda (çünkü o otobüse binmeden önce parayı hazırlayamayacak kadar düşünme tembeli ve an ile karşılaşmadan ne yapacağını çözme yetisi olmadığı için) görebilirsiniz. Hadi bu para faslını geçti diyelim. Telefon çalar ve arayan Hıdır'dır! Otobüs gürültülür o yüzden arkadaş da telefonda konuşurken bağırmak durumundadır. ARtık orada onun iş hayatını mı, evlilik hayatını mı öğreniriz, bahtımıza. Olay telefonda kalsa iyi, iki arkadaş yan yanaysa, o dedikoduların sonucunda kendinizi köprüden atmanız muhtemelen. En son tip tip baktığım olayda; 25li yaşlardaki bir oğlan, 25li yaşlardaki arkadaşına, sevgilisini nasıl aldattığını, niye aldattığını, pişamn olduğunu ama verdiği heyecan karşısında da çarezi olduğunu anlatıyordu. Arkadaşı olan kız da "arkadaşı ya" üzülme ya, bi çaresine bakarsın diyerek akıl veriyordu. Neden? Çünkü aynı şey onun başına gelemez. Gelse de o böyle bir şeye asla izin vermez. Nah diyoruz kısaca güzelim.

Konserde 2 metrelik boyuyla kısa birinin önüne kız arkadaşıyla geçip eğlenen bencil bir bireyde de görebilirsiniz. Arkasına bakıp da "ya birinin görüşünü şu sırk boyumla engelliyor muyum?" diye düşünemiyor olması, bana tamamen kendini kedi sanan dobermanları andırıyor. Hadi o gerizekalı, böyle düşüncesiz ve bencil biriyle beraber olan, hadi oldun uyarmayan, hatuna diyecek de bir kaç sıfat elbette düşer.

Kameramızı marketlere çeviriyoruz. Kasiyer tüm ürünleri hızla kasadan geçirir. Bu sırada müşteri ne yapar? Kasanın diğer tarafında öylece bakar kasiyere "ah ne güzel de geçiriyorsun pırasayı kasadan kızım" diye. Ürünler biter, kasiyer kaç TL tuttu söyler, daha sonra o kişi cüzdanında veya çuval gibi çantasından para çıkarma mesaisine başlar. Muhtemelen limiti dolmuş bir kredi kartı verir, neyse burada suçu yok dersiniz ama bu sırada da öylece durmaktadır. Neden? Çünkü aldığı 20 parça ürün, birazdan poşetlere "sihirli" olarak girecektir! Sonra sıra sana gelir. Arka taraf yığılmıştır, kasiyer de ne yapar? Senin de ürünlerini onunkinin yanına koyar. Sonra sen gidersin o "zaman yönetimi sıfır" olan vitamini eksik insanla yan yana durur, onun poşetlerini doldurmasını beklersin. Hele ki 3 parça şey aldıysan senin işin daha çok biter ve onun ürünlerinin içinden kendi ürünlerini alır, poşeti havada açar ve içine koymaya çalışırsan. Eğer cenabet günündeysen de o poşet muhtemelen bir birine yapışıktır, açılmaz. Kasiyerin mi azğına vursam, yoksa şu vitaminsizin mi diye düşünürken bir çile daha sonra erer.

Belki de taksiye binersin sonra. Yakın mesafeye gidiyorsun diye hasbinnallah çeker kendi kendine taksici. O vites çok havalı değiştirilir, dönüşlerde gaza basılır. Neden? Çünkü taksici "dışa vurum moduna geçmiştir". Hayat ona oyun oynuyordur. Çünkü o çok şanssız doğmuştur. Ah ona bir destek olsalar mühendis olacaktı. Tabii ki bilmiyor ki bu kafadaki birinin taksici olduğuna bile şükretmesi gerektiğini. Hızlı sürdüğünde sanki arabayı bir yere vuracak götü varmış gibi kaypak davranması tamamen tatlı su kabadayılığındandır. Deneyin görün. Bir keresinde köprü trafiğine soktum diye deliye dönen taksi, arabaların dibinden bilerek basarken, dayanamayıp "abicim, bak emniyet kemerimi de çıkarıyorum, delikanlı adam 100 de yapmaz bu numaraları, yiyorsa sol şeritte 150 ile yap da görelim, kadın gibi kullanılmaz bu" dediğim olmuştur. Ve o abicik, normal hızında kedi gibi gitmiştir. Herkesin canı en tatlı olandır. Kaypaklığa gerek yoktur.

Konunun eğitimle veya maddi güçle olduğunu düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Çok eğitimli bıcırların, çok paralar harcayabildiği mekanlara girdiğinizde de benzer andavallıklarla karşılaşmanız olası. Tuvalet sırasını hiçe sayan mı dersiniz. İçtiği biranın şişesini yere deviren mi. O şişeye biri bassa, kafasını yarsa gibi basit bir senaryoyu kuramayan, kursa da umursamayan, alkollü bir gencim ben yaaa moduna yapışmış, geleceğin iş adamları gözünüze çarpacaktır. Kapalı mekanlarda inatla sigara içmek isteyen kızlar, uyarlar karşısında da "ben de buraya para verdim" diyebilecek sonradan görmecilikler, ben dans eder eğlenir, götümü sevgilimin pipisine kot üstünden sürterek ne kadar haşin olduğumu da gösteririm diyip, ayağınıza basan, içkinizi deviren, üzerinize hapşıran, iten ve pekçok şeyi caiz gören kızlar da çocuğunuzun öğretmeni, ev sahibiniz, patronunuz hatta eşiniz filan olarak toplumdaki yerini alacak.

İnsanlık için küçük ama benim için büyük bu tip detaylar sonrası nerelere kaçayım ben ya diye düşünüyorum.
Tepkiler:

4 yorum :

imge dedi ki...

ahaha:)) öle sessiz sessiz de deil baya kahkaha attırttı bana bu yazı:)
çok eğlendim. ben ki kendimle bile başbaşayken, başkaları ne der ne düşünür ne isterden kendi kendimi yiyen biri olarak böle sosyal düşüncesizliklere hiç tahammülüm yoktur. ama sunu da bilemem,acaba biz mi dogru yapıoruz onlar mı. gerçekten emin değilim:))

Volkan dedi ki...

:) kim daha doğru dert değil, sonuçta bana batıyor mu batıyor :)

phoebe dedi ki...

ben de sinirleniyorum böyle şeylere,bir de yolda arkasına bakarak yürüyenlere çok sinirleniyorum, öyle avanakça yürüyorlar ki mutlaka birilerine çarpıyorlar..

Volkan dedi ki...

arkasına bakarak yürüyenlerin çarpması kadar önüne baksa da önündekine çarpan ve ters ters bakan insanlar da var. Gerçi ben onlara çok sinir olmuyorum o kadar. İnsanın kafası doluysa, mutsuzsa bedeninin kontrolünü bir o kadar kaybedebiliyor ki mutlu bir toplumda yaşadığımız söylenemez.