• Sense8 ile yeni yıl

  • 2016 dizilerinin gizli Hit'i: Quarry

  • John Carpenter geri döndü!

27.2.11

Time does not bring relief


Time does not bring relief; you all have lied
Who told me time would ease me of my pain!
I miss him in the weeping of the rain;
I want him at the shrinking of the tide;
The old snows melt from every mountain-side,
And last year's leaves are smoke in every lane;
But last year's bitter loving must remain
Heaped on my heart, and my old thoughts abide.
There are a hundred places where I fear
To go - so with his memory they brim.
And entering with relief some quiet place
Where never fell his foot or shone his face
I say, 'There is no memory of him here!'
And so stand stricken, so remembering him.

Edna St Vincent Millay

24.2.11

Filmlerden Alıntılar #12

Bu seferki alıntıyı yazılı değil videolu yapayım. Ablam güzel bir konu hakkında konuşuyor.

23.2.11

Anadolu'nun İsyanı

Ben umudumu yitireli çok oldu. Ne Anadolu'da ne de başka yerde hiç bir gün öncekinden iyi olmayacak. Hiç bir hükümet bir öncekinden daha iyi olmayacak ve kimse değil Anadolu'yu, bir birini dahi dinlemeyecek ama neyse ki yurdum insanı benim gibi ümitsiz vaka değil. Suyu, toprağı ve hakkı için her şeyiyle savaş vermeye hazır insanları yaşıyor oluşu bile içimi titretmeye yetti. Senin için bir anlamı yoksa bile, paylaş, doğru adrese gidene kadar...


Anadolu'nun İsyanı from Anadoluyu Vermeyecegiz on Vimeo.

22.2.11

Let England Shake

King of Limbs'e kapılıp gitmiş olmanız mümkün ama PJ Harvey'in son albümü Let England Shake'e kulak vermemek pek ayıp, onu diyeyim. Yılın şimdiden en iyilerinden olacağı belli.
Aşağıdaki parça şimdilik favorim, ama çok garip duygulara boğuyor beni, böyle o kadar yüksek sesle dinleme isteğim oluyor ki, kendi iç sesimi bile duyamayım, son kısma geldiğimde bağırmaktan sesim kısılsın alakasızca bile olsa

On Battleship Hill I hear the wind,
Say "Cruel nature has won again.

21.2.11

frapan

Bundan 20 ay önce paylaşmıştım bu parçayı. Yine paylaşayım. Çünkü Frapan candır.

Bir anını bile kaçırmasammmm

vitaminsizlik

ATM ile 15 dakika mücadele ettikten sonra, parasını bile çekip gidemeyen gençler var. Arkasındaki sırayı düşünmeden, bir elektronik cihaz karşısındaki yeteneksizliğini başkalarına çektirdiği gibi, bundan da zerre rahatsız olmuyorlar. Öyle hissettiğin için olmasa bile, arkandaki kişi kafanı kırmasın diye bile "özür dilerim ya sorun çıktı" demeyi öğrenmemiş metropol insanının okuduğu bütün okul ve hocalarına koyma isteği uyandırıyor ara ara bende andavallık.

Bu kadar şiddetle bu tip insanlara çemkiriyorum çünkü benim gibi "başkaları umrumda değildir"ci bir adam bile sosyal toplumda, az da olsa, başkasını düşünüyorsa, ve sen de düşünmüyorsan bu tamamen sahip olduğun andaval genlerinden ve kendini yetiştirmemişliğinden gelir.

Bunun bir benzerini otobüs duraklarında ön kapıdan inmek isteyenlerde, bilet parasını öderken çantasında 5 dakika parasını arayanda (çünkü o otobüse binmeden önce parayı hazırlayamayacak kadar düşünme tembeli ve an ile karşılaşmadan ne yapacağını çözme yetisi olmadığı için) görebilirsiniz. Hadi bu para faslını geçti diyelim. Telefon çalar ve arayan Hıdır'dır! Otobüs gürültülür o yüzden arkadaş da telefonda konuşurken bağırmak durumundadır. ARtık orada onun iş hayatını mı, evlilik hayatını mı öğreniriz, bahtımıza. Olay telefonda kalsa iyi, iki arkadaş yan yanaysa, o dedikoduların sonucunda kendinizi köprüden atmanız muhtemelen. En son tip tip baktığım olayda; 25li yaşlardaki bir oğlan, 25li yaşlardaki arkadaşına, sevgilisini nasıl aldattığını, niye aldattığını, pişamn olduğunu ama verdiği heyecan karşısında da çarezi olduğunu anlatıyordu. Arkadaşı olan kız da "arkadaşı ya" üzülme ya, bi çaresine bakarsın diyerek akıl veriyordu. Neden? Çünkü aynı şey onun başına gelemez. Gelse de o böyle bir şeye asla izin vermez. Nah diyoruz kısaca güzelim.

Konserde 2 metrelik boyuyla kısa birinin önüne kız arkadaşıyla geçip eğlenen bencil bir bireyde de görebilirsiniz. Arkasına bakıp da "ya birinin görüşünü şu sırk boyumla engelliyor muyum?" diye düşünemiyor olması, bana tamamen kendini kedi sanan dobermanları andırıyor. Hadi o gerizekalı, böyle düşüncesiz ve bencil biriyle beraber olan, hadi oldun uyarmayan, hatuna diyecek de bir kaç sıfat elbette düşer.

Kameramızı marketlere çeviriyoruz. Kasiyer tüm ürünleri hızla kasadan geçirir. Bu sırada müşteri ne yapar? Kasanın diğer tarafında öylece bakar kasiyere "ah ne güzel de geçiriyorsun pırasayı kasadan kızım" diye. Ürünler biter, kasiyer kaç TL tuttu söyler, daha sonra o kişi cüzdanında veya çuval gibi çantasından para çıkarma mesaisine başlar. Muhtemelen limiti dolmuş bir kredi kartı verir, neyse burada suçu yok dersiniz ama bu sırada da öylece durmaktadır. Neden? Çünkü aldığı 20 parça ürün, birazdan poşetlere "sihirli" olarak girecektir! Sonra sıra sana gelir. Arka taraf yığılmıştır, kasiyer de ne yapar? Senin de ürünlerini onunkinin yanına koyar. Sonra sen gidersin o "zaman yönetimi sıfır" olan vitamini eksik insanla yan yana durur, onun poşetlerini doldurmasını beklersin. Hele ki 3 parça şey aldıysan senin işin daha çok biter ve onun ürünlerinin içinden kendi ürünlerini alır, poşeti havada açar ve içine koymaya çalışırsan. Eğer cenabet günündeysen de o poşet muhtemelen bir birine yapışıktır, açılmaz. Kasiyerin mi azğına vursam, yoksa şu vitaminsizin mi diye düşünürken bir çile daha sonra erer.

Belki de taksiye binersin sonra. Yakın mesafeye gidiyorsun diye hasbinnallah çeker kendi kendine taksici. O vites çok havalı değiştirilir, dönüşlerde gaza basılır. Neden? Çünkü taksici "dışa vurum moduna geçmiştir". Hayat ona oyun oynuyordur. Çünkü o çok şanssız doğmuştur. Ah ona bir destek olsalar mühendis olacaktı. Tabii ki bilmiyor ki bu kafadaki birinin taksici olduğuna bile şükretmesi gerektiğini. Hızlı sürdüğünde sanki arabayı bir yere vuracak götü varmış gibi kaypak davranması tamamen tatlı su kabadayılığındandır. Deneyin görün. Bir keresinde köprü trafiğine soktum diye deliye dönen taksi, arabaların dibinden bilerek basarken, dayanamayıp "abicim, bak emniyet kemerimi de çıkarıyorum, delikanlı adam 100 de yapmaz bu numaraları, yiyorsa sol şeritte 150 ile yap da görelim, kadın gibi kullanılmaz bu" dediğim olmuştur. Ve o abicik, normal hızında kedi gibi gitmiştir. Herkesin canı en tatlı olandır. Kaypaklığa gerek yoktur.

Konunun eğitimle veya maddi güçle olduğunu düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Çok eğitimli bıcırların, çok paralar harcayabildiği mekanlara girdiğinizde de benzer andavallıklarla karşılaşmanız olası. Tuvalet sırasını hiçe sayan mı dersiniz. İçtiği biranın şişesini yere deviren mi. O şişeye biri bassa, kafasını yarsa gibi basit bir senaryoyu kuramayan, kursa da umursamayan, alkollü bir gencim ben yaaa moduna yapışmış, geleceğin iş adamları gözünüze çarpacaktır. Kapalı mekanlarda inatla sigara içmek isteyen kızlar, uyarlar karşısında da "ben de buraya para verdim" diyebilecek sonradan görmecilikler, ben dans eder eğlenir, götümü sevgilimin pipisine kot üstünden sürterek ne kadar haşin olduğumu da gösteririm diyip, ayağınıza basan, içkinizi deviren, üzerinize hapşıran, iten ve pekçok şeyi caiz gören kızlar da çocuğunuzun öğretmeni, ev sahibiniz, patronunuz hatta eşiniz filan olarak toplumdaki yerini alacak.

İnsanlık için küçük ama benim için büyük bu tip detaylar sonrası nerelere kaçayım ben ya diye düşünüyorum.

20.2.11

sword dance and shadowgraph

ölmeden önce seni elbet yurdunda canlı canlı izleyeceğim!


19.2.11

unutma

"Kim seni bütünüyle, koşulsuzca kabul ederse değişmeye başlarsın.
Onun kabulü sana böyle bir cesaret verir.
Olduğun gibi kabul edilmen seni bütünleştirir, seni kendine güvenli kılar, seni kendin gibi hissettirir.
O zaman beklentileri yerine getirmene gerek yoktur, sen olabilirsin.
Bu yüzden sevgi bu kadar besleyicidir.
Seni basitçe, sırf sevgi uğruna seven bir erkek ya da kadın bulabildiğinde, sevgi dönüştürür.
Ansızın tüm üzüntü kaybolur; yüreğinde bir dans, bir şarkı bulursun..."
Osho

18.2.11

lotus flower

Cumartesi gelmeden geldi albüm. ayıla bayıla dinliyoruz sülalecek. Üzerine bir de video geldi. gel de içme cuma cuma ulan


I will sneak myself into your pocket
Invisible, do what you want, do what you want
I will sink and I will disappear
I will slip into the groove and cut me up and cut me up

There's an empty space inside my heart
Where the wings take root
So now I'll set you free
I'll set you free
There's an empty space inside my heart
And it won't take root
Tonight I'll set you free
I'll set you free

Slowly we unfurl
As lotus flowers
And all I want is the moon upon a stick
Dancing around the pit
Just to see what it is
I can't kick the habit
Just to feed your fast ballooning head
Listen to your heart

We will sink and be quiet as mice
While the cat is away and do what we want
Do what we want

There's an empty space inside my heart
And now it won't take root
And now I set you free
I set you free

Because all I want is the moon upon a stick
Just to see what it is
Just to see what gives
Take the lotus flowers into my room
Slowly we unfurl
As lotus flowers
All I want is the moon upon a stick
Dance around a pit
The darkness is beneath
I can't kick the habit
Just to feed my fast ballooning head
Listen to your heart

Dead Island Trailer

Uzun zamandır bu kadar etkileyici bir oyun trailer'ı izlememiştik. Bir zombi oyununda üzülmek de nesi!!!

15.2.11

The King of Limbs

Bu cumartesi sabahı çok güzel olacak diğerlerinin aksine. Güne yep yeni bir Radiohead albümüyle başlayacak, muhtemel bir baş ağrısına tutulacağız. Az alkolle albümün içinde yüzdükten sonra albümü bir kaç saatliğine bir köşeye koyacak ve özleyeceğiz saniyelerce . Gece olunca da, uyuyana kadar yine kulaklara orgazm yaşatacağız. the best sex for your ears

Bu adresten albümü pre-order yapabiliyoruz. Kutulu hali de Mart'ta geliyor. Konseri de 2012 yaz. heleloyloy

Little Big Planet 2 + Inception

mahhaha süper olmuş


13.2.11

Monkeys are coming!

2010'un en iyi kapalı mekan konserini veren Does it offend you, yeah? yeni albümle geldi geliyor. İşte ilk single ilk video. pek kışkırtıcı


10.2.11

eski sabit diskim

2007'nin sonlarından kalma bir hard diskime hayat verdiğim geçenlerde. İçinde bluray filmleri olduğunu hatırladım ve geri alayım diye power kablosu filan aldım taktım vs vs...

harddiskler de insanların çalışma masası, odası, yaşantısının bir parçası sonuçta. pek çok kırıntı, kalıntı, hatıra taşıyor. bilginin hala orada, dün gibi duruyor olması güzeldi ama 2007'deki volkan'ın da orada hala durması çok ilginç hisler uyandırdı.

eski iş maillerim, diğer çevremle mailleşmelerim, yakın çevremle paylaştığım dosyalar, msn logları, kaydedilen fotoğraflar, saklanan ıvır zıvırlar, albümler, filmler, ebooklar, tutoriallar, note defterine alınan notlar, çoktan unutulan "unutma" to-do'ları, eski kötü yazılarım...

her şey oradaydı ve bana bakıyorlardı. neredeydin bunca yıl der gibiydiler. ilk önce elim gitmedi klasörler arasında gezmeye. biraz utandım ogünkü kendimden. birinin iç çamaşırlarını karıştırıyormuşum gibi yabancılaştım kendime. bi kaç gün elimi sürmedim ama sonra kurcaladım işte.

3 sene önce, "3 sene sonra çok değişmem" derdim muhtemelen ama bugünkü manzara öyle değil. kendimden sıkılacak kadar değişmişim sanırım. bazıları iyi anlamda bazıları kötü anlamda. fotoğraf albümlerime baktım, çok fotoğrafım yokmuş unuttuğum, zaten benim hiç çok fotoğrafım olmadı, bir gün dede olursam torunlara gençlikten gösterecek çok malzemem olmayacağıma eminim. ama eş dostun çok fotoğrafı varmış. bazılarını çabuk çabuk geçsem de bazılarında dakikalarca kayboldum... bugün log tutacak kadar msn logum yokken o günlerde MB'larca yer kaplayan msn loglarım varmış. durmadan konuşuyormuşum .herkesle. herkese de anlatacak bir şeyim varmış. hayatımı kuruyorum heyecanı mıdır, başka bir şey midir, konuşmuşum işte her şeyden. Bazılarını okuyamadım gerçi, ellerim titreyerek geri çıktım. Çok güzellermiş. Bugünse o günlerden daha kötüymüş sanki. Hani tecrübe arttıkca her şey iyileşirdi? Ki ben de böyle sanıyordum, ama geçmişin kanıtları oradayken, bugün için "hayırlısı olmuş, büyümüşsün volki işte" diyemiyorum, olmamış bana hayırlısı. kimseyi bırakmamışım çevremde. herkese küsmüşüm sarılacağııma. herkes bana siktir git demeden ben korkup önceden gidin demişim...

bugün geçmişe dönüş aracım olsa o günlere gider," kalan zamanında sevdiklerinle daha çok vakit geçir" diye kendime not atardım. evet bunu yapardım kesinlikle.

Ama bundan 3 yıl sonra, bugün için yine aynı şeyleri söylemeye o kadar çok korkuyorum ki, bir daha asla üstesinden gelemeyeceğime eminim. eğer format atmaksa tek çözüm, eminim ki bu sefer çekinmem.

8.2.11

The Limousines

The Limousines'in geçen seneki albümü Get sharp harikaydı, ama adından niye pek söz ettiremedi anlamıyorum. The Limousines candır, kandır, fırsat verin. Sabah kalkınca dinleyin, yatmadan önce dinleyin, partilerde çalın, sevişirken dinleyin, duşta dinleyin, yemek yerken dinleyin, yürüken dinleyin, durmayın eşlik edin...

5.2.11

Filmlerden Alıntılar #11

Ergenliğimin en iyi filmlerindendir The Crow. VHS'den tutun tüm formatlarda kaç kez izlemişimdir bilemiyorum. Ama aşağıdaki alıntıyı yapmamak olmazdı:

"I believe that imagination is stronger than knowledge, that myth is more potent that history.
I believe that dreams are more powerful than facts - that hope always triumphs over experience - that laughter is the only cure for grief.
And I believe that love is stronger than death "

3.2.11

Oyungezer 40. sayısı @Şubat

benden size bir marvel vs capcom 3 incelemesi ;)


İNCELEDİK!

Killzone 3 SADECE OYUNGEZER'DE

En kötü ayımız böyle olsun!

BUNLARI DA İNCELEDİK

Dead Space 2

Little Big Planet 2

Marvel Vs. Capcom 3

DC Universe Online

***

DOSYALADIK!

2010'un Oyunlarına Gençlik Aşısı
Bitti sandığınız oyunlara devam etmek için onlarca sebebiniz var!

Oyunlar Dünyayı Kurtarabilir
Dünyanın son çivisi de çıkmadan önce bunları okuyun.

Casual Oyunlar Dosyası
Bu Oyunları Bir Daha Oyungezer'de Göremezsiniz

***

ÖN İNCELEDİK!

InFamous 2, Bodycount, NFS Shift 2 Unleashed

KARŞILAŞTIRDIK!

Uncharted 3 Vs. Tomb Raider

***
DVD'DE BU AY

2010'un En İyi Modları