16.12.10

tek çatıları gökyüzü

Radikal'de güzel bir haber var.
Şu aşağıdaki kısmı anılarımı tazeledi üzerekten. Kurtuluş'ta 15 sene oturunca bu tip manzaralar normalleşiyor ama manzaraya uzaktan bakınca, bir manzara bile olmadığını görmek mümkün. Öyle kıyısından köşesinden değil, gerçekten de hayatı en kral şekilde kaybeden insanlar görmek istiyorsanız metropollerde, buralara baksanız yeter. Her sokaktan, eskiden çok varlıklı olan ama bir şekilde dibin de dibine inen insan hikayeleri fışkırır. Oturup da (yarı)evsizleri dinlemek göt isterdi hep, uzaktan bakardım...

“Yaşamak nasıl bir şey Emin abi?” Mehmet Emin (60), Remzi İşmanoğlu (57)
Mehmet Emin ve Remzi İşmanoğlu Nişantaşı Sanat Parkı’nın iki entelektüel sakini. Mehmet Emin yüksek dereceli astım olduğu için emekli maaşı alıyor. Yeşil kartı, yaşlı seyahat kartı cebinde, bilinçli bir evsiz. 5 sene sokaklarda yaşadıktan sonra emekli maaşı olunca bir ev tutmuş. Remzi İşmanoğlu yem satarak ve çevreden yardımlarla geçiniyor. İkili parktaki Zübeyde hanım heykelinin küçücük, girişteki Dimitri Cantemir heykelinin kocaman olmasına takmış. Çantalarında votkaları, yanlarında bir dilim portakal sohbetteler. Mehmet Emin boyacılık yapıyor. “Deniz Gezmiş’lerin tarafında” diye 1977’de Güzel Sanatlar’dan ayrılmış. Oğlu doktor, kızı Emniyet amiri. Oğluyla görüşmüyor. Kızını ara sıra arıyor. Remzi İşmanoğlu Kurtuluş’ta yıkıntı bir evde kalıyor. Gündüz kimseler görmesin diye hava kararınca gidiyor “evine”, sabah kimseler uyanmadan çıkıyor. Bizi görünce “Yeni Radikal’den misiniz?” diye soruyor. Her gün gazete okuyor, küçük radyosundan haberleri dinliyor. En sevdiği program Medya Mahallesi. Uzun süre Almanya’da çalışmış, çok para kazanmış. “Hilton’un krokisini çizerim sana” diyor. 70’lerin sonunda Hilton nasılsa anlatıyor. Nişantaşı’nda şarküterisi varmış bir zamanlar. Parasını hep başkalarıyla paylaşmış. İstanbul’un o dönemki bütün eğlence yerlerini biliyor; Lalezar Lokantası, Valentino, Palet 2… “Dolu dolu yaşadım işte. Geçmiş geçmiştir bayan. İleri…” diyor. Sağlık sorunlarını sorduğumuzda; “Gebersek de gitsek” diyor Mehmet Emin. Remzi arkadaşı soruyor; “Yaşamak nasıl bir şey Emin abi?” Sonra “Love Story” filmini anlatıyor. İkili derin bir aşk var mı yoksa sadece sevgi mi tartışmasına giriyorlar. Humplrey Bogart’dan girip, Anthony Quinnn’den çıkıyorlar.
Tepkiler:

2 yorum :

absimisa dedi ki...

Ben alır bunları mıncırırım lan, bos oldugum da gideyim ben ihtiyarlara azıcık konusuruz ki beni yadırgamazlar ya Allahın bos konusan kuluyum.
Ama guzel yani rahat ohmis, insanların yuzlerini goremiyorum, bogazım dugum dugum cozemiyorum"
"dogum gunun kutlu olsun mutlu ol senelerce sana boncuk kus yaptım getiricem seneeeeyee"
Sevgiler efenim.

Volkan dedi ki...

mıncıramazsın da, gider konuşursun bence de. hele votka veya şarap ikram edersen kanka bile olabilirsin.