1.12.10

Mimsel şeyler

İmge beni mimlemiş :) Ben de onun yanaklarından mıncırarak mim konularına geçiyorum:)

'size göre aşk nedir? bir ilişkiden neler beklersiniz?''

Yazdım yazdım buraya bir şeyler ama hep sildim. Kavramların artık pek değeri yok gözümde sanırım çünkü ben de bir kavramın bir tanımına aynı anda bir kez inanmıyorum. Ne dersem diyim onu çürütecek başka bir lafım var. Ama yine de bir şeyler demek gerekirse AŞK: Yer çekimi kadar gerçek. Gerçek olması hissediyor olmamızdan değil, tamamen kanıtlanmış hormonsal bir aktivite olduğundan. Acıkmak kadar gerçek aşk insan için. Her insanın yaşamamış olması tabii ki acıkmak kadar basit bir nedene dayanmıyor. Aşka böyle sığırca bir bakış atıyorum artık çünkü ne romantikliği ne de sonsuzluğu insana bir şey katmıyor. Aşk oluyorsunuz ve aşkınız elle sayılır seneler içerisinde geçiyor . Onu bir şeylere çevirememişseniz, okyanus büyük diyip atlıyor gidiyorsunuz başka limanlarda aşık olmaya. Arkanızda bıraktığınız anılar yanınıza kar kalıyor işte. İnsanlar ortamala 1 kez, biraz şanslıysa hayatında 2 kez gerçekten aşık oluyor. 3 sayısı ancak bir mucize. Sayının burada bitmesi ise tamamen insanın ömrünün yetmemesinden. Eğer insan sürekli aşık olabilen bir canlı olsaydı 30 sene içerisinde öleceği bilimsel bir gerçek... Bu yüzden aşkı da, olanı da çok yüceltmiyorum gözümde. Bir gün açlığı, susuzluğu gittiğinde geriye ne kalacağı ilgilendiriyor beni daha çok. Sevecek mi beni?
Sevgi daha kutsal geliyor bana. Daha sakindir sevmek, daha durgundur, çok kelimesi yoktur, seviyordur işte, aklıyla kalbiyle seviyordur, ağzıyla veya diğer organlarıyla değil. Her hangi bir yerinizi değil bütününüzü seviyordur. Onun için artık bir isimden, bir işten, bir statüden, deriden kemikten ibaret değilsinizdir. Eliniz ayağınız kopsa, diliniz tutulsa, göz kapaklarınız bile kırpılmasa sizi sevecektir o başınızda bir an bile şüpheye düşmeyip. Önce tenine, daha sonra aklına ve son olarak da kalbine işlediniz mi zaten, sevgi için artık zaman-mekan ilişkisine bile gerek yoktur bu ilişki için. Bu yüzden aşk benim için bu yola gidişin bir anahtarından öte bir şey değil sanırım.


Bir ilişkiden beklentilerim XYZ demek kadar bir şey beklemiyorum demek de klişedir. Elbette insan bir şey bekler ilişkisiden eğer hayatına değer veriyorsa. Kümes hayvanı değiliz sonuçta. Miktarı konusunda düşündüm taşındım, sanırım artık çok beklentileri olan idealist tiplerden değilim. Yanınızdaki insanı tanıma süreciniz aylarla veya yıllarla ölçülecek bir süreç değil, onyıllara yayılabilir gayet. Sizi tanımadan önce karşınızdaki birey 20, 25 hadi 30 diyelim, sene bu dünyada oksijen tüketmiş, her gün onlarca anı onlarca tecrübe geçirmiş, kimler tanımış, kimler onu tanımış, sayısız başarılar, sayısız hatalar yapılmış, nerelere gidilmiş, nerelerden dönülmüş... Bir kaç ay veya yılda mı tanıyacaksınız o insanı? Sizin onu tanırken değişimlerini de hesaba katmayı unutmayın... O yüzden "onu tanımalıyım" benim için bir kıstas değil. Ben onu tanımak için zaten hayatımı paylaşırsam paylaşırım. Benim kıstaslarım daha çok kendimle. Kendime güvenmiyorsam ekmek almaya bile gitmem, değil bir insanın hayatına ortak olmak.

Bir ilişkide kendimden ne beklerim? Eğer aşıksam, eğer bir şeyler hissediyorsam yani iyi bir senaryo üzerindeysek önce ona sonsuz güveniyor olmam lazım. O güveni onun vermesi gerekmez, benim duymam yeterli. İnsanlar güvenmenin zor olduğunu söyler ama o kadar da zor değildir, güven kazanılandan daha çok söylenen bir kelimedir.... Onun için her şeyi yapabiliyor olmam gerek onun için. Yapmak zorunda değilim, ama şartlar öyle bir yere geldiğinde yapmak için tereddüt etmemem lazım... Her gün sesini duyduğumda şükretmek isterim onu bulduğuma, beni bulduğuna, sesini tekrar duyduğuma... Onunla gurur duymalıyım. Hatasız yaşadığı içi değiln hatalarıyla kendisini sevdiği için, melek rolü yapmadığı için... İyi bir insan olmalı iyilik yapmasa da. Özü iyi olmalı, beyaz olmalı. Belki beni de iyileştirir diye o da... Eskiden fedakarlık beklerdim mesela, pek hatalı bir beklenti olduğunu anlıyorum artık. Benle ilişkisi devam etmesi için fedakarlık yapmasına gerek olmamalı. Işık gibi, bir anlık da olsa benle olabiliyorsa olmalı... Bensiz de yapabilmeli, bensiz de devam edebilmeli. Devam edebilmesi için varolmam şartıyla kendisini şişirip patlatmamalı, yükünü benle paylaşabilmeli... Gözü başka insanları görmediği için değil gördüğü milyonlarca insan arasından beni seçtiğini bilmeliyim. Derimi değil, bende kimsenin görmediği bir şeyleri gördüğü için onunla gurur duymalıyım her sabah... Bazen de sadece bakabilmeli, sadece baksın, anlayabileyim ne geçiyor kafasından, sadece bakayım; anlasın kafamdan ne geçiyor. Bazen sadece devam edelim, sadece duralım, sadece gidelim, ben nereye gidiyorsam gelsin isterim bir ilişkiden.


"Şimdi sizden anılarınızla, anılarınızın değeriyle ve onları yüklediğiniz eşyalarla ilgili bir yazı yazmanızı istiyorum”

(play'e basalım)


Bu da zor lan :) Giderek anıları silinen ve her silinen anısıyla biraz da eksildiğini hisseden, giderek boşalan içi karşısında eli kolu bağlı bekleyen birisi için anının tarifi zor be ya. Nesnelere hatta nesne olmayan tecrübelere fazlasıyla anı fazlasıyla anlam sıkıştırdığım için gözümün önünde anısı olan hiç bir şey yok artık aklî sağlığım açısından. Bakıyorum da odama, çevreme, ne ailemi ne geçmişimi yansıtacak bir anım yok.İşte bi geçen ay benim için elma dalı şeklinde kesilmiş el yapımı bir masaüstü saatini tamir etmeye çalıştım. Naparsam yapim çalıştıramadım, minik uçlu tornavidam yok diye açamadım içini, vidasını tırnak makası ucuyla açayım derken yelkovanı yamulttum, elime batırdım makası, istemsiz de olsa hüzünlendim baya; bari şu saat bozulmasaydı diyip poşetine geri koydum. Keşke bozma yeteneğim kadar tamir etme yeteneğim de olsaydı, ne iyi olurd.

Bi de imgecim bana blog ödülü OSCAAAR vermiş, çok şey oldum, şebelehübele işte :) Teşekkür ettim.
*(bu mimleri de ödülleri de kimseye vermem, benim!)
**(kitap cover'ı güzel, kitap ondan da güzeldir, içinizi doğrayabilir ama bir şeylerin resmini çizmenizde size yardımcı olur)
Tepkiler:

4 yorum :

imge dedi ki...

iki mim bir arada olmuş:) sevdim..
oscarı göndermem de ne kadar haklı oldugumu bir kez daha ıspatlamış oldun;)
aşkın yola gidişin bir anahtarı oldgna benzer bişi bende yazmıştım.en çok ona katılıyorum;)ve fedakarlık beklemenin bir hata oldgu;) pek güzel bi yazı olmuş kanımca:))

Volkan dedi ki...

sevdiysen sevindim :) ^^

Deniz dedi ki...

Ben de sevdim haberin olsun.

Volkan dedi ki...

piki, haberin oldu :) Teşekkür ederim ^^