30.10.10

yürüyen adam


işten eve gelirken beşiktaş-ortaköy arasını yürürüm genelde. iyi geliyo. yürümeyi severim. müzik dinleyerek yürümek de ayrı güzeldir. Bu rota üzerinde sürekli denk geldiğim biri var. Evsiz barksız pis biri işte. Her gördüğümde yürüyor. Bi an beşiktaşa doğru, bi an ortaköy'e doğru. Hatta bazen aynı gün bir kaç kez buradan geçiyorsam (otobüsle filan bile olsa) durmadan yürüdüğünü düşünüyorum. sabahtan akşama kadar bu düz caddeyi bir o yana bi bu yana yürüyor.

ama böyle baldırı çıplak biri de değil. pis sayılmayacak kot pantolonu, yürümekten eskimiş siyah botu, beresi, epeydir kesilmemiş sakalları, az yırtık montu, sırtına astığı sağlam şemsiyesi. fiti fiti yürüyor hep. geçen karşımdan doğru geliyor yine, ben de içimden "aha yine sen" diye geçirirken eliyle "sigara varmı" demek istedi. Yok kullanmıyorum dedim. Aferin kullanma diye devam etti yoluna. Anlamsızca heyecanlandığımı farkettim.

Böyle adamların hikayelerini çok merak ediyorum. Ama ibret almak değil için alıştığımızın aksine. Ben sadece hikayelerini öğrenmek istiyorum. Hayatın yüzlerce telinden hangisinin koptuğunu ve bu günlere nasıl geldiğini görebilmek istiyorum. Hangi seçimleri ona neler getirmiş bilmem lazım. Bu merakım giderek daha da artıyor valla. Artık 30'a yaklaşıyoruz diye mi, yoksa başka sosyal nedenlerden mi bilemiyorum ama aklıma koyduğum iki belgesel projesinin birisi bu. Kaybedenler kulübüne üye bu insanların hikayelerini öyle Savaş Ay gibi ajitasyonla vermek yerine sadece vermek istiyorum belli bir kurgu üzerinde. Hem de sadece erkeği değil, kadını da. Burada bir de öyle bir kadın var ama yürüyen abi kadar şanslı biri değil. Ayakkabısı yok, kışlığı yok, mescit önlerinde yatıyor, bazen anlamsızca cadde üzerinde feryat figan ağlıyor. Yüzünüze bakarak küfürler ediyor ama sizi görmüyor bile. Size bakan ama sizi görmeyen biri işte. Altındaki beyaz tayt artık siyah olmak üzere. Regl kan lekeleri de cabası. Sabaha karşı 03-04 gibi gördüğünüzde, bi köşede oturmuş, sessizce, sadece bakıyor olduğunu görürsünüz. Herkes uyurken o bakıyor... O anda kafasından neler geçiyor bilmek istiyorum.

Evet, sanırım biraz da çilekeşim. Yani zenginler hikayeleri yerine böyle insanların hikayeleri bence daha bilinmesi gereken şeylerden (Ruslara katılıyorum yani). Zengin adamın ne hikayesi olacak ki; ya çok çalışırsın, ya aileden kalır ya piyango çıkar, başka ihtimal yok. Ama bir hayatı kaybetmek için bir, iki neden yetmez ve her şey olabilir bu bir kaç neden. Herkes "fakirlik" yüzünden insanların bu hale düştüğünü sanır ama fakir insanın yüzünden anlarsınız, fakir doğmuştur zaten, o giysiyi iyi giyer ama bahsettiğim insanlar kostümlerine alışamayan, zorla giyen insanlar. Mecburiyetten, kabullenmişlikten veya tercih ettiği için gibi pek çok nedeni olabilir. Bilmek lazım. (Egoist olduğumu da buradan çıkarabilirsiniz. Onlara yardım etmek, kurtarmaya çalışmak yerine meraklarımı gidermeye çalışan ilkel biriyim işte)

Neyse, bu yürüyen adamı her gördüğümde de aklıma kendim geliyor. Ben de eskiden çok yürürdüm kafam bozukken. Aynı caddeyi bir kaç turladığım olurdu. Kafam rahatlar, yeni şeyler gelirdi aklıma. Tarifi zor bir umut da gelirdi hani. Bazı insanlara yürümek böyle şeyler aşıyabiliyor.
Tepkiler:

4 yorum :

imge dedi ki...

egoistlikten deil de)) bence onları acınacak halde,düşmüş olarak görmediğinden,herkes gibi birer insan olarak algıladığından kaynaklanıyor bu merakın gibi geldi bana...

ruslara bende katılıyorum.ve sürekli zengin hayatların gösterilmesi,insanoğlunu daha da bencil yapıyor.özenilicek hayatları varmış gibi algılattırılıp,başka durumlara kafa yormamız engelleniliyor diye düşünüyorum..zengin gördükçe zengin olmanın yolunu arayan fakir,çırpındıkça daha dibe batıyor.görmesi gerekenleri görüp anlaması gerekirken,doğrudan nasıl çıkarım diyip her türlü yolu deniyor.

Volkan dedi ki...

yani belki de dediğin gibi, bilmiyorum, zaten insaları ikiye ayıracaksam iyiler ve kötüler diye ayırıyorum, banka hesaplarına göre değil ama yine de meraklarım doğrultusunda kıçımı kımıldatıyor oluşum, kımıldatmıyorsam da merak etmiyor oluşum rahatsız ediyor.

Çok paralar kazanıp muhtaçlara yardım edilecek sosyal projeler üretmek aklıma gelmez mesela ama onlara mikrofon uzatmak geliyor :)

Vladimir dedi ki...

Benim de İzmir'de dikkatimi çeken iki adam var böyle birisi sokakta yşıyor diğeri ise sabah evinden sokağa çıkıyor ve gece yarısına kadar sürekli yürüyor. Her birinin farklı hikayesi. Ama anlatırlar mı? Bilmiyorum.

Volkan dedi ki...

işin zor kısmı da o sanırım. doğru bir frekansta yaklaşılırsa konuşacaklarını düşünüyorum. kendilerini gerçekten anlayacaklarını hissetmeleri gerekir.