2.10.10

bugün bir kadın gördüm, yaşıyordu


Bugün sabah otobüsteki bi yaşlı bir kadın tüm gün düşündürdü beni.
Epey yaşlıydı kadın. 70 belki 80. Alıştığımızın dışında, kadın hala çok güzel bir surata sahipti. Elbette kırışıklıklarla doluydu ama sanki kendi çizmiş gibiydi kırışıklıklarını. O kadar muntazam, o kadar yerinde ki, kırışıksız bu kadar güzel olamaz dersiniz. Gençliğinde, şöyle 25-30 gibi, ne kadar güzel olduğunu düşünürsek, günümüz top modellerine taş çıkarıyordur muhtemelen.

Ama tabii ki artık elden ayaktan düşmüş. Tek başına otobüse binmeye çalıştı. Şöför bekledi içeri girsin, bir yere tutunsun diye. Muhtemelen kocası ölmüş, yalnız yaşayan birisi. Çünkü şöföre Vatan Caddesine nasıl gideceğini sordu sakin sakin. Ulus'tan kalkıp Vatan Caddesine gitmesi gerekiyorsa bir kadın, ya çocuksuz ya da hayırsız çocuklara sahiptir, az parayla yaşıyordur. Oradaki hastanede işi varsa zaten, kesin orta halli bir hayat yaşamıştır. Taksi yerine otobüse binmesi de bir ipucu.

Ama o bunu pek umursamazca girdi içeri. Minik minik adımlar atarak yaklaştı bana. Ayakları ufak, bacakları sıskaydı. Yeni bir çorabı vardı. Ayakkabası da old-fashion'dı. Saçları artık beyazlamış, üstündekiler az biraz eskimiş olsa da, itinayla sürdüğü oje ve hafif ruj o güzel karakterini belli ediyordu.Karşımdaki yer boş, oraya oturmaya niyetlendi, odaklanmış bakışlarından belliydi. Boruları sıkı sıkı tutarak geldi, geldi. Önce bana baktı, sonra oturacağı yere baktı. Baktı baktı. Bir türlü oturmaya cesaret edemedi. Santim kımıldayamadı. Otobüs gitmeye başlamıştı ve o ters dönüp, dizlerini kırıp ıhh diye kendisini koltuğa bırakacaktı ama yapamıyordu. 10 cm ötesindeki bana bir kez daha baktı. Ben de ona donuk donuk bakıyordum. Yardım edecektim kolundan tutup ama onun bakışları "yardım eder misin"ce değildi. Adım gibi emindim çünkü yardım ister gözle bakan çok yaşlı tanıdım.

Kadının gözlerinde hala o gençlik gururu vardı. O kadar belliydi ki, gözlerinin cap canlı olmasından anlaşıyordu şıp diye. Otobüste bile yardım alamayarak oturamadığına içerleniyordu belli ki. Ama yardım istemiyordu. Bedeninin yaşlandığını kabul ediyordu ama ruhunun hala gururunu "başkasına muhtaç olmaya" satmadığı belliydi. Yardım almak zorunda oluyor gerçeği var diye, bu gerçeği benimseyecek bir karakteri yoktu belli ki. O yüzden işlerini tek başına hallediyor, saatlerce yol gitse de bu tehlikeli macerayı göze alabiliyordu. Kim bilir kaç otobüs daha değiştirecekti ve çoğu dolu olacaktı bunun aksine...

Kalkıp yardım etmedim kadına. Aslında kilitlendim kaldım onu öyle görünce. Tam oturacak gücü bulmuş, bir kaç adım daha atmıştı ki, yandan bir cimcime kadın girdi koluna, gel otur teyzecim ya diye oturttu kadını. Kadın hiç de mutlu olmuş gibi durmuyordu oturduğuna.

Ondaki o gururun aynısını sanırım yaşayacağım ihtiyarlığımda (o yüzden biraz da hoşuma gitti kadının karakteri). Tanıyorum çünkü kendimi, düşeceğimi bilsem yardım isteyemem, acımdan ölsem yemeğimi yapmaya çalışır, yapamıyorsam da öyle dururum gibime geliyor. Gayet pis bir evim olur muhtemelen. Temizlik için motivasyonum olması lazım kesinlikle. Bir sevdiceğim varsa ve hala yaşıyorsa belki dolaşacak gücü ondan alırım, ama o da yoksa, çok da mutlu birisi olarak gitmem buralardan, ama nolursa olsun, bu çocuksu gururumu elden bırakmam sanki. Huysuz derler sonra.

Şimdiki hayatımı o günlerin geleceğini bilerek, şimdiden şekillendirme mecburiyeti ağırlığı altında yaşayacak olmam, olmamız, çok zor geldi bugün. O yaşta o kadar güzel olamayacak ve asla Vatan Caddesine gidemeyecek olsam bile, zor geldi işte.
Tepkiler:

1 yorum :

LoLLa dedi ki...

Mimci geeeeldi aaanııııım :)))))

bi baksana ya merak ediorum ciddi ciddi bak :/
.)

operimmmmms