1.9.10

Nefret


Eskiden (lafa böyle başlamayı çok seviyorum) "nifret ettiklerim" şeklinde maddelediğim yazılarım oluyordu, uzun zamandır olmamalarının nedeni, başıma gelmediklerinden değil, artık bir şeye karşı nefret etmemeye odaklandığım için, merak etmeyin yani!

Çünkü bu nefret kapımı ne kadar açık tutarsam, içeri girecek o kadar çok şey başıma geliyor, gözüme çarpıyordu. Şu anda elbette sevgi pıtırcığı olmadım, ama daha az maddeler sayabilirim. Ki bu kendi adıma iyi bir şey.

Bir şeylere karşı nefret etmeye odaklı insan, kararmaya gerçekten de mahkum adamdır. Nefret, durumu çözmediği gibi kişinin iç hayatını da bir hayli karıştırıyor, sağlıklı karar vermeni engelliyor. Elbette bu nefret neye karşı duyuluyorsa konu ona göre değişir ama siz anladınız ne demek istediğimi. Genelde zaten insanlar böyle düşünür (ben "genel" insanlardan olmadığım için gecikiyorum) ama yine de genelde bu nefret olayını pozitif tarafa çekmeye çalışırlar. Örneğin: sabah işe geç kalmaktan nefret ediyorum, ders çalışamamaktan nefret ediyorum, kendime zaman ayıramıyor olmaktan nefret ediyorum gibi... Etme güzel kardeşim! Nefret etmek iyi bir şey olsaydı, savaşta insanlar düşmandan nefret etmeleri için eğitilmez, beyinleri yıkanmazdı...

Ha tabii kişi nefret konusunda tecrübesiz olabilir veya hoşlanmadığı şeyi nefret sanıyor olabilir, ona bir lafım yok, olamaz da. Çünkü pişecektir o insan elbet. Örneğin erkekler arasında "Ben hiç bir şeyden korkmaaaam" diyen tiplere çok rastlarsınız. Her erkek bir şeylerden korkak emin olun (erkekler emindir zaten de). Yok diyen ya yalan söylüyordur, ya da en basitinden bir kadının nefret ettiği zaman ne kadar nefret ettiğini, neler yapabildiğini bilmediği için havaya suya sıkıyordur. Erkek korkmak ve bu korkularını ortadan kaldırmak için aradığı gücü kaslarında bulsun diye yaratılmış bir varlıktır, kimi kandırıyoruz allaasen!

Neyse efenim, daha az şeyden nefret etmek ne sağlar diyorsanız da, en azından kalbinizin kararmasını geciktiriyorsunuz, bu da giderek çekilmez, giderek kötüleşen karakterinizi (varsa tabii) yavaşlatıyor. Üzgünüm, durduruyor demek isterdim ama değil. Sadece hızını yavaşlatıyor. Kalbinizde ne kadar çok nefret ettiğiniz "şey" varsa, o kadar dolusunuz, o kadar kirlisiniz. O kadar sağlıksızsınız. Bu kiri atmak mecburiyetindesiniz ve bunun atış şekli de tahmin edemeyeceğiniz kadar trajik olabiliyor. İnsanları, doğayı, börtü böceği filan sevinnnnn diye saçmalamıcam, ama en azından olabildiğince az nefret edin veya olabildiğince nefret edebileceğiniz pozisyonlardan kaçının. Gerekirse dört duvar arasından çıkmayın. Dünyadaki cehennemi yaşamaktan iyidir.
Tepkiler:

1 yorum :

IMPERATOR CAESAR FLAVIVS PIVS FELIX VICTOR MAXIMUS AVGVSTVS dedi ki...

Yine katılıyorum sana. Nefret etmek insanı içten içe tüketen bir hastalık gibi. Bir şeyden, özellikle de bir insandan nefret etmek bayağı bir enerji gerektiren bir şey, çaba sarfedip güç harcamanı gerektiren bir iş o yüzden insanın bütün yaşam enerjisini emer bu.

Yapabiliyorsan boşvermek en iyisi ama böyle durumlarda hep aklıma gelen başka bir şey var; "Söylemesi kolay." Yapması söylemesinden zor bunun da. Yine de doğru söylüyorsun çabalamak gerek.