28.8.10

insanın en büyük yalanı...


İnsanın en büyük yalanı karşısındakine değil de kendisine söylediği yalanladır denir. Çünkü gerçekten de inanır insan kendisine söylediği yalana. Ki bu o insanın başına gelebilecek en kötü şeylerden biridir çünkü her şeyi o temel üstüne kurmak, ileride yaşanacak bir depremde insanın hayatının kafasından aşağı yıkılmasına neden olacaktır.

Geçen gün bir kız arkadaşımla konuşurken, işte sevgilisinin aslında ne kadar piç, yalancı, düzenbaz biri olduğundan bahsediyorum -ki o da aslında bir arkadaşım, oldukça kızdı bana, hayır o öyle biri değil, hiç öyle taraklarda bezi yoktur vs diye.. Tanıyorum çocuğu işte ve kesinlikle böyle özellikleri var. Kötü biri değil ama kötü alışkanlıkları var. Ama gel gelelim, bu kızcağız kafasında onu öyle bir tekrardan çizmiş boyamış ki (tam istediği gibi), adeta bir melek, insanüstü bişi o. Bu kadar düzgün birisi olamaz ona göre. Ulan başkasından mı bahsediyo diye düşünüyorum bir de. Aşık diye böyle diyor desek değil, yani o kadar körkütük aşık değil. Yapmaya çalıştığı şey ve -tüm insanoğlunun yapmaya çalıştığı gibi- "benim sevdiğim insan kötü şeyler yapamaz çünkü ben kötü şeyler yapan birini sevmem" doktrinine sahip çıkmak, bu konuda taviz vermemek için kendi beynini yalanlarla uyuşturmak. E tabi konu daha sonra "Sen kimi seviyorsun ki? Kafanda yarattığın hayali mi, yoksa karşında duran etli kanlı günhalı insanı mı?" sorusuna gelip tıkanıyor. Genelde bu sorunun cevabı acıtır içinizi.

Arkadaşlar, insanlar kötülük yapar. Hoş görülmeyen şeyler yapar. Kötü alışkanlıkları vardır. Saplantılı hayalleri, sapkın fantezileri vardır. Çeşitli olaylar sonrasında tahmin edemeyeceğiniz şeyler düşünmeye başlarlar. Anı yaşamasa bile anlardan etkilenir. Kültürüne göre değişir şiddeti ama kesinlikle vardır bu özellikler. Şu dakika itibariyle gözükmüyor oluşu, içinde uyuyor oluyor gerçeğini değiştirmez. Elbet uyanır. Fıtrat budur. "İYİYİ SEVME ÇABASI"nın sanmıyorum ki sonu iyi bitsin. Bir sabah uyanırsın ve yanındaki kişiyi tanımadığını farkeder, altında kaldığın dünyayı yeni baştan inşa etmeye çalışırsın. "Sen artık çok değiştin!" değildir muhtemelen sonuç, "Belki de sen onu hiç tanımadın, tanımak istemedin"dir.

Bir de sorarlar insana "ulan madem herkesin sevgilisi, eşi melek gibi, süt gibi, e o zaman bu dünyanın amına kim koyuyor yüz yıllardır? Bekarlar mı?"

Ne mutlu karşısındakini olduğu gibi sevebilene derim hep...
Tepkiler: