20.8.10

değişmek iyidir. değişin.

ilginç bir nokta var ki, o da aslında dünyadaki hiç ama hiç bir şeyin durmadığı, hareket ettiğidir. HER ŞEY hareket eder. En durgun, duruyor, durucu... dediklerimiz bile özünde hareket eder. Elbette bu maddenin yapısından ötürüdür. Ama bu hareket maddeye ne kazandırır: değişim. YANİ her şey bu yüzden değişir. Değişmeyen tek şey değişimdir lagalugası doğrudur bu yüzden. Neden klişeleşmiş orasını da bilemiyorum gerçi. Ama konu "maddeden" çıkıp "maneviye" geldiğinde, ikisinin karışımı olan insanın kafa biraz sirke küpüne dönüyor ve diyebiliyor ki, İnsanlar değişmez veya herkes değişebilir... Ben insanların "değişmemesi"yle değil, daha çok neden değişmediğiyle ilgileniyorum aslında. En azından neden öyle düşündükleriyle... Çünkü insan hiç bir zaman yerinde durmaz. Duramaz. Fıtratına aykırı. Hergün aynı yerde aynı şeyi yapsan da aslında an ve an değişiyorsun. Micro düzeye bile gitsen, her an ölüyorsun, her an da yenileniyorsun. Vücudun her an bir savaş içerisinde. Her an kazanıyorsun ve her an da kaybediyorsun. Bir tek nefes alıp vermen sırasında yüzlerce fabrikasyon düzeneğin harekete geçtiği gibi, beyninde de aynı anda milyarlarca hücre bir biriyle sevişip milyonlarcası da ölüyor. Kanın hareket ettiği sürece hayattasın... Yani insan ana rahmine düştükten sonra hiç bir AN durmuyor ve durmayış toprağın altına girdikten sonra da, değişik formlarda kendisini gösteriyor... Manevi tarafa bakarsak da bir farklılık yok. Her gün yeni duygularla karşılaşıyorsun, yeni duygular hissedebiliyorsun, her günün yeni bir tecrübe, her tanıştığın biri, her iletişime geçtiğin biri başka bir kitap, başka bir tecrübe. İyi veya kötü, farketmez, sonuçta elle tutulmasa da için değişeyor an be an.

Elbette soruyorum kendime: insana neden HİÇ DEĞİŞMEZ! demişler. Neden ve nerden bu hakkı olmuş insanoğlunun? Daha pembe bakalım, insana "değişmek neden bu kadar koyuyor?". Sanırım çoğu sorun "Define Değişmek?"te yatıyor. Bazısı değişmekten "azalmayı", bazısı "daha kötü olmayı" bazısı "tanınmaz hale geldiğini" anlıyor. Yani tanrı tüm kozmosu yarattığı ilk ANdan beri hareket eden ve buna bağlı değişen her şeyi bir yana koyup, nasıl oluyor de bu fiile NEGATİF anlamlar yüklemişiz? "Aman sakın değişme çocuğum" dediğimiz şey özünde "değişme" demek değil, şu andaki halinden daha kötülük yapan biri olma demektir. Bunu mu hep yanlış anlıyoruz yoksa, tüm bu dinamik karşısında savunmasızca akıp, hareket edip, değişip, o YÜCELİĞİMİZE toz kondurduğumuz için mi değişimi karabasan gibi algılıyoruz? "Asla eskisi gibi olamaz" da neyin nesidir? Hangi şey eskisi gibidir ki? Aldığın ekmekten tut, soluduğun havaya, musluğundan akan sudan tut, balkonundaki çiçeğe, her dakika genişleyen beyin dağarcığından tut, artan dünya nüfusuna kadar, NE, KİM, NEY dün gibi, eskisi gibi Kİ? Hiç bir şey...
Hepimiz bir birimize yalan söylüyoruz kısacası. En güzelini de kendimize saklıyoruz. Ve adına "ben hiç değişmem" diyoruz. Yarın uyandığımızda aynada farklı bir surat görene kadar da bu böyle gitmeye devam edecek sanki (belki yüzün değil ama gözlerin değişmiştir he insanoğlu?)
Tepkiler: