10.7.10

Ortaya karışık bir şey söyledim

>Neredeyse Temmuz ortasına gelmemize rağmen, çantamızda soğuk su taşıyacağımıza, ufak ucuz şemsiye taşıyor olmamızda, kesinlikle bir sorun var değil mi? Yukarıda birileri ayarları karıştırmış olmalı...
>Harika dediğim Advil sanırım bağışıklık kazandı vücud, geçirmiyor baş ağrılarını artık. Daha kuvvetli önerisi olan?

>Garip bir şey farkettim ki, o da, sadece çok kitap okuyanların, geri kalanları kendisinden kesinlikle ama kesinlikle daha üstün görmeleri. Görmekle kalmayıp bunu keyifli bir eziş mastürbasyonu haline getirmeleri. Hadi bu kısmı ego sorunu diyelim de, çok okumanın çok izlemekten veya çok dinlemekten veya çok oynamaktan veya çok gezmekten ne farkı var ki kuzum? Bir oyundan 3 kitap, bir kitaptan bir albüm, bir albümden bir kitap, bir oyundan bir albüm filan çok rahat çıkıyor günümüzde artık. Şahsen ben hiç çooook okuyan biri olmadım, onun yerine film-dizi, müzik ve oyunlardan beslendim, çook okumak istiyor muyum, evet, ama kendimi hiç eksik veya ezik hissetmiyorum. Çok okuyana ne oluyor ki? (bunu 4 kitabı yarım bırakmış biri söylüyor)

>Supernatural'e başladım demiştim, onlarca bölüm var elimde ama zaman pek az. Zaman olunca da o zamanı oyuna mı, diziye mi diye yazı-tura atıyorum resmen. Hep dizi çıkıyor.

>Otobüs durağında ilginç bir yaşlı adam izledim. Yağmurdan ıslanmış şemsiyesini olabildiğince dikkatle inceliyordu. Durakta, önce açtı şemsiyeyi, sonra biraz kıstı, o birleşme yerindeki tellerin gerginliğine sanki beyin ameliyatı yapıyor titizliğiyle inceledi, dokundu. Sonra kapadı, sonra aniden açtı. Baktı sağlam bir şey olmamış, hafif bir gülümseme geldi. Sanki aile yadigarıymış da bozulmadığına şükrediyor gibiydi. İlginç bir gözlemdi kendi adıma.

>Şükretmek demişken, iett otobüslerden genellikle nefret ediyorum ama bazen derin bir şükür duygusu geliyor. Taksiyle 20-30 TL, yazacak yola 850 kuruş veriyor oluşuma resmen "iyi ki belediyemiz var, iyi ki abs'si bile olmayan şu döküntü otobüsümüz var, bak cebimde ne kadar para kaldı kehkeh" diye şükrediyorum. İşin garibi, bunun ne kadar saçma olduğunu bile bile yapıyorum, yani bi tek ellerimi açıp dua açmadığım kalmadı. Ben de çözümü "aslında belediyeyi kazıklıyorummm" psikolojisine çekmek için uğraşıyorum: "arabayla gitsem 10 tl benzin yazardı, taksiyle gitsem 40tl, ama ben 850 kuruş verdim, bak ne kadar kardayım, geri kalan parayla da dondurma alırım, nasıl da koydum ehehe" dersem şaşırmayın yakında...

>500 numaralı ve üstü otobüslerin son durakları nerede, hiç bilemiyorum. Sanırım 2 saat gidiyorlar en az, işten geç çıktığımda genelde 500 ve türevlerini kullanıyorum mecburen ve bunu çok rahat söyleyebilirim ki bu otobüsler bende derin bir ahıra girmişlik hissi uyandırıyor. İnsanlar amele olabilir, kötü işlerde çalışıyor olabilir, köysel semtlerde de oturuyor olabilir, sorun değil ama kokarca gibi gezmelerine, pis giyinmelerine ve kendilerine saygıları olmadığı gibi etrafına da saygı duymadıkları için benim gözümde çoğu sürüdür. Ha, umurlarında mı bu, elbette değil. Bazen bir bakıyorum herkes uyuyor otobüste, sanki zehir gazı sıkmışlar mk içeri. Bazen bir bakıyorum bir taraf kahverengi kumaş pantolon giyen esmer bıyıklı adamlar, diğer tarafta 3 bebekli tesettürlü 150kg kadınlar. İlginç tecrübeler yaşıyorum bu otobüslerde, şikayetçi değilim ama...

...ama geçen gün ilginç bir sahneyle karşılaştım. Bildiğin bir genç bir gay çift vardı otobüste. Öyle Beyoğlunda, geyiğine veya salaklığına, arkadaşına sarılan fırfır gömlekli ebleklerden değil. Normal iki genç ve el ele tutuşmuşlar, diğeri de diğerinin omzuna kafasını yaslamış. Oldukça mutlular ve bir birlerinden hoşlandıkları çok belliler. Gel gelelim otobüs 500 filan be abi! Millet nasıl bakıyor, nasıl, anlatamam yani Birinde bıçak olsa sanki kesecekler. Ben de bir otobüs sakinlerine, bir de bu çifte bakıyorum. Seviyorum o aradaki gerginliğin yüzlere yansımalarını ama gay çift iplemiyor bile. Vayy be diyorum, cesarete bak, helal olsun... Derken sanırım fazla baktım ki ben bu çifte, omuza yaslanan genç (benim yaşlarımdadır yani :)) "Sence hangimiz daha aşıkkkk" demez mi. Ulan ben bi kızardım, bi bozardım, kemküm ettim. Yani o çift o otobüste sevgilerini sergilemekten utanmıyordu ama ben bir cümlede dağıldım resmen.

>İnsanların siyaset yapanlara, oy isteyenlere, vaatlerine hala inanıyor olması çok ilginç. 2010 yılındayız ama? Siyasetçi seçmek kötünün iyisini seçmek olmuş resmen ülkede. İyi yalan söyleyebilene siyasetçi, en iyi yalanı söyleyebilene de başbakan diyoruz. Yazın bunu bir yere.

>Oturduğum caddede tam 6 fırın var. ALTI. 6. Ekmek aptalı bir semtte yaşıyor hissi bastı beni.

>Dünya Kupası hakkında saatlerce konuşabilen kadınlara anlam veremiyorum. Futbol hakkında bu kadar zaman harcandığına zaten anlam veremiyorum. Bizim kadar futbola zaman, para ve emek harcayan her ülke futbolda başarı elde ederken bizim babayı alıyor oluşumuzun tek açıklaması: BOŞ ve BOŞA KONUŞUYORSUNUZ!

>İnternet kullanma oranları inanılmaz yüksek olan, neredeyse IP numaralarının tükendiği Hindistan, Japonya ve Kore'den çok az internet kullanıcısına denk geliyor oluşuma hala anlam veremiyorum. Sanki kendilerine "Internet 2.0" yaratmışlar ve orada takılıyor bu ülkeler. Bize de Amerika, İngiltere, Almanya ve çevre ergen net kullanıcıları kalmış gibi...

>İnci sözlük, fight club'laşmaya doğru hızla giderken, artık bokunun çıktığını düşünüyorum. Eskiden "bir şeyin parçasııı olmalıyımmmm" diyenler ÇARŞI'ya katılırdı, şimdi EkşiSözlük'e katılıyor. En son birisi civciv kesip fotolarını yayınlamış. Atesit olacağım bu akılsızlar sayesinde.

>Hayatın bir anından sonra, şalter atıyormuş efektiyle, zamanın artık çok hızlı geçeceğini biliyorum ama bu kadar da erken atıyor olamaz o şalter değil mi? Resmen çok hızlı geçiyor şu sıralar, yetişemiyorum.

> SBS sınavında 1500'den fazla 1. varmış ama 14 yaşındaki bi çocuk da kazanamadığı için intihar etmiş. Elbette siz bu cümlenin ilk kısmını haber kanallarında gördünüz. "Sınavlar Can Alıyor!"

>Dün ofise bi okuyucu ziyarete geldi. Pek şeker sağolsun. ÖSS sınavında ilk 1000e girmiş. Volkan abi Boğaziçi End. Müh mü okuyayım yoksa Sabancı Bil Müh mü diye sordu. İçimden ne kadar çok güldüm anlatamam :) Dedim "yurt dışı düşünüyorsan Sabancı'yı değerlendir"
Tepkiler: