25.5.10

Lost bitti. Ama nasıl? (Spoiler içerir)



Live together, die alone
Kötü oluyo böle 6 yıllık ilişkinin bitmesi, Lost da bitti. Sonsuza kadar mı bitti bilinmez ama artık kemale erdi Lost'umuz. Vedası güzel oldu.
Dünyada muhtemelen çok nadir dizilerdendir Lost, tüm dünyada sezon finalinin beklendiği. Sahura kalkar gibi insanlar kalktı izledi. Sanırım büyük bir yüzde de hayalkırıklıklarıyla yataklarına döndü. Zevk-renk, bir şey diyemeyeceğim, zaten Lost'u da savunacak değilim artık ama...


Her şey bir uçak kazası sonrası hayatta kalanların yaşam mücadelesi olarak başladı. Nasıl ki Twin Peaks'te basit gibi gözüken bir cinayet sonrası kasabanın esrarı aralandıkça aralanıyordu, Lost da böyleydi, o kadar derinlere gitti ki, bir daha asla yüzeye çıkamacaktı. Seviyeli bir ilişki gibi, ilk etapları-sezonları çok heyecanlı gitti, daha sonra bir şeylere alışıldı, tempo düştü ve sona yaklaştıkça pek tat tuz vermedi, geriye bir tek alışkanlık kaldı. En koyu Lost fanı olan ben bile 5. sezondan sonra çenemi pek açmadım. Çünkü %90 bölüm maalesef "filler" bölümden öte değildi. Herkes biliyor ki, Lost'un ömrü aslında en fazla 4 sezondu ama kimse bu altın yumurtlayan tavuğu öle cart diye kesemezdi. Ve günümüze kadar geldik.
Açıkça söylemek gerekirse, 105 dakikanın bir çok yerinde gözüm yaşardı, sonunda da dayanamadım artık. Tekrar tekrar izledim de, hala aynı etkiyi yapıyor. Nasıl ki karakterler bir birine dokunup anılar akıllarına geliyor, Lost da bana öyle dokunuyor işte... Hatırladım ki Lost, gerçekten de yıllarıma yayılmış bir dizi, biraz daha ötesi olmuş. O kadar çok muhabbet, o kadar çok arkadaş, o kadar çok araştırma, bilgi vs şeyler yaşatmış ki bana, hepsini Jack, kiliside içeri girince, arkadaşlarına bakınca anladım. Herkes mutlu, herkes sevdiğinin yanında. Herkes olması gibi. Gerçek hayatta olmadığı gibi.

Ekşi sözlük bir çöp tenekesi olduğunu yine gösterdi bu bölüm sonrası, şaşırmadım gerçi. Neymiş "Aslında ilk kazada Jack öldü, herşey onun rüyasıymış, ya da her şey o iki göz açıp kapayınca da geçen zaman dilimiymiş"... Hayır, yok böyle bir şey. kıçınızdan madde uydurmayın.

Adadaki herşey gerçekti. Geri dönüp tekrar gelmeleri de gerçekti. Gerçek olmayan taraf, bizim alternatif zaman -Flashsideway dediğimiz yerdi. Yani aslında Araf olan taraf burasıymış. Yani Ajira uçağıyla kurtuldular, Hugo ve Ben gerçekten de uzun yıllarca adada ikili takıldır vs. Finaldeki Jack'in performansı resmen ödüllüktü, bir ara gerçekten ölüyor sandım.

Elbette onlarca soru havada kaldı, ama kimin umrunda ki? Zaten senaristlerinde de umrunda değil, teknik gizemleri inadına es geçtiler (örneğin en aşağıdaki foto) .Ben çoktan bırakmıştım detayların cevaplarını öğrenmeyi. Lost "karakterleriyle" yürüyen bir diziydi. Gizemleri tadı tuzuydu. 20 yıl sonra dizideki gizemler hatırlanmayacak, onun yerine çoğu karakter hatırlanacak çünkü. Kim Black Smoke'u veya Hugo'yu veya Sun-Jin aşkını unutabilcek ki? Yoksa korum ışık neymiş, smoke'un hammaddesi neymiş, Dharma kimmiş, ada nerden gelmiş, Tawaret'i kim koymuş...

Lost tüm dünyaya unutulmayacak bir "hikaye" bıraktı. Görselliğiyle değil, direkt karakterlerinin hikayeleriyle fenomen oldu. Bütün karakterleri kendimiz kadar iyi bilmiyor muyuz? Lost bunu %99 oranında yapmıştı, %1'lik şeyi de finalde açığa çıkardıkları için teşekkür ediyorum valla buradan.

Fenomen diziler genelde bittiği yıl kendisini göstermezdi tarihte. Lost'un ki çok ani oldu, ama 20 yıl sonraki değerini tahmin bile edemiyorum. Ağustos'ta tüm sezonların paketlenip satılacağı bir BluRay seti çıkacak, herkesin alıp torunlarına vermesini öneririm. Günümüzde Twin Peaks neyse, 2030'da filan Lost da öyle olacak. Elbette Lost gibi gelmeyecek, içimi acıtan da bu, hala alışamadım bir daha benzerinin gelemeyecek olan birşeyi yitirmeye ama yapacak bir şey yok.

Adadakiler, kurtulanlar, kısacası herkes bir gün öldü ve devam etmek için jack'in hikayesinde yerlerini aldılar. Ki devam edebilsinler. Lost bir Jack Sheppard hikayesi idi. Jack gibi hayatını alt üst eden bir karakterin nerelere geldiğini adım adım izledik, testlerine tanık olduk ve son testiyle de göz yaşları döktük, pişman değiliz. Babasıyla tabut başındaki konuşma uzun yıllar boyunca hafızalardan silinmeyecektir bence. Hafif bir Titanic havası yok değildi ama olsun, her şekilde güzel ve etkileyiciydi. Tabii ki burada insana "ölüm" temasını hatırlatmaları oldukça cesur. "Ben de öldüm demek" çok kabul edilebilir bir şey değil. Düşünsenize şu anda biri omzunuza dokunuyor ve birşeyler hatırlamaya başlıyorsunuz. Dilinizin ucunda olan şeyler artık tamamen hafızanıza işleniyor ve ama hikayenin sonunda öldüğünüzle yüzleşiyorsunuz. Bunca yıldır hissettiğiniz zaman da hisler de araftaki yaşamınız. yalan belki de. Ben Jack'in yerinde olsam kalp krizi geçirir bir daha ölürdüm muhtemelen...

E artık tüm karakterler mutlu oldukları, istedikleri, hakkettikleri bir dünyada, sevdikleriyle beraberse ve başka bir adaya, başka bir yere veya sadece cennete, Christian Shepard ile doğru yolculuğa çıktılarsa, fazla söze gerek yok, biz de "bırakıp" "devam etmeliyiz" bu eski dostu. Elbette başka dizilerle, başka hikayelerle kendisini unutmuş gibi yapacağızdır ama kalbimizdeki bir yer hep Lost'a ait olacak. Ben özellikle Sun-Jin çiftine veriyorum en büyük alanı :(

see you in another life brother



Tepkiler:

4 yorum :

IMPERATOR CAESAR FLAVIVS PIVS FELIX VICTOR MAXIMUS AVGVSTVS dedi ki...

Gizemler demişken,
http://www.collegehumor.com/video:1936291

=D

Volkan dedi ki...

evet evet gördüm :) Tabii bunlar bi kısmı, en az bu kadar daha var cevaplanmayan soru.

Eliza Doolittle dedi ki...

Şu anda bitirdim finali, izlemeyi. Haftasonu yoktum ya, ancak fırsat oldu...İçimden ne geçirdiysem, karakter odaklı finale dair ne düşündüysem yazmışsın, eline sağlık :)

Volkan dedi ki...

ehe, ne demek :) teşekkürler
(her ne kadar hala kıskansam da seni:P noldu takeshi?)