11.3.10

Gerekli gereksiz anılar


Blogger sayfasına öyle boş boş bakarken bir anda flaşlar çaktı kafamda resmen. kendimden korktum. o derece eski anılar geldi ki aklıma, bir an düşündüm ulan uyduruyo mu beyin, harbi yaşadı mı diye. Biraz zorladım ve farkettim ki gerçekten olan şeylerdi bunlar.

artık kaç santimetreyim, kaç yaşındayım hiç bir fikrim yok ama teyzemin evindeyiz. Ben yatakodasında takılıyorum her zamanki gibi, sağı solu karıştırıyorum (çok severdim). Balkon var işte. Tükürüyorum aşağı (yarısı üstüme ama). Altımızda da bir kat var. Dandik bir bahçeye bakıyor. Bir çok apartmanın baktığı bir yer klasik.

Alt katta oturan aile fakir ama çocuğunun abik gubik oyuncakları var. Kıskandığımı hatırlıyorum. Sanki ben Sezar'ın oğluyum ya, benim niye yok o oyuncaklardan modundayım anneme, teyzeme. Oyuncak dediğim de akülü araba. O zamanlar çok modaydı. Ama bu çocuğun ki bozuktu resmen. Belki de çöpten bulup getirmişti kim bilir ama böyle etrafı küflenmişti. Sağı solu kırık ama bana nasıl zaip geliyor, anlatamam. BMW sanki. "Ya ben onu alır yaparım kiii yeeaaa" diyorum. Kırık yerlerini bantladığımı hayal ediyorum (seloteyp denen şeyin hastasıyım). Ama o zamanlar da ben böle arkadaşlık filan kurmuyorum kimseyle. Çocuktan isteyemem arabasını. Karar veriyorum: ÇALICAM!

Plansa basit! Aşağı incem balkondan, çamaşır ipine bağlıcam arabayı, sonra ben yukarı çıkıp çekicem ipi! Çocukken IQ denilen şeyim 2.5 filanmış galiba asdasasdas. Aşağı ineceğim de, nasıl ? Bakıyorum yan tarafta su borusu var. Tamam ben buna tutunur kayarım aşağı. Nah kayarım ulan, yetişemiyorum ki daha oraya kadar. 1 metre boyum yok bile! Balkona tırmanıyorum, yok olmuyor, ayağımı uzatıyorum yine, boruya denk gelemiyorum bir türlü. EFETT YAA. Neden çamaşır ipini kullanmıyorum aşağı inmek için?!?!

İpin bir ucunu balkon demirine bağlıyorum, sonra diğer ucunu elime doluyorum, sarkıtıyorum kendimi. Yaklaşık 3.5 saniye sonra bir acı, bir acı. GERİZAKAAALI! Elimi kesiyor ip, bak sinir oldum kendime şimdi bile :)) Ama ben elimin acımasından bir 2 saniye sonra da, o çamaşır ipine arabayı bağlayacaksam, nasıl yukarı çıkacağımı düşünerek iyice panik oluyorum. Sıçtın olm bu sefer tam kapsamlı hırsızlık planın battı diyorum içimden (Hudson Hawk'ı mı izledim ne izlediysem artık :)) . Neyseki çok sarkmamışım, az kendimi yukarı çekip kavrıyorum balkon demirini, boynu büyük içeri geçiyorum. Annem bakıyor elime. İp izi böyle eşek gibi, morarcak nerdeyse.
"Naptın oğlum elineee? Manyak!"
"Yaaa bi ip vardı, koparmaya çalıştım kopmadı bi türlü ühüü"


Bir diğeri de -bak bunu pek net hatırlıyorum- üst katta fırlama bi yaşıtım vardı. O zamanlar çok sokağa çıkan biri değildim, soğan erkeği modundan tam böyle, sütboy, o da tam tersi, ne zaman baksam üstü başı çamurlu, ayak tırnakları desen toynak olmuş sürtmekten. Ama gel gör beni, nasıl imreniyorum. "Ben de bir gün öyle sürtcem akşam gelcem eve" aşkı yürekte... Bir gün işte denk geldim buna, baktım koca bi poşet var elinde, içinden böyle parlak parlak kağıtlar çıkardı.

"Ne onlarr yaaa öleee tomar tomar"
"Olm onlar sigara alümünyümüüüü"
"Neyii??"
"Ya sigara paketlerin içindeki demir işteee. Bunu eritiyorlarmış, değerlendiriyorlarmış. 2 Kilo yaparsam çok para veriyorlarmış olmmm"

Çocuk onu dedi ya, tamam, beynim fırladı yerinden. Artık tek hedefim var bu dünyada. O da böyle kağıt satarak yaşlanıp ölcem!!! O andan sonra o çocuk artık bir "zengindiii" gözümde anlatamam... Aliminyum folyolar o kadar çok gözüküyordu ki o zaman bana, allah yani, 2 ev parası var sanar gören de ama tartsan 100 gram belki. Sonra ben kıskandım ya, anneyle sokağa filan çıkarken kafam hep yerde. O folyolara bakıyorum. Arada çaktırmadan alıp cebime sokuyorum. Bir kaç kez yakalanınca da annem "Lan dinsizzz sigara mı içiyon senn" deyince, aklım uçtu, bıraktım toplamayı (zaten 4 tane filan topladım en fazla, o kadardı azmim :P)

Aynı çocuk daha sonra başka poşetle görüldü. Magnum o yılın öncesinde " 4 tane çubuk getir, 1 tane magnum'u götür" kampanyası filan yapmıştı. Magnum da şimdiki gibi gelmiyor çocuk gözüne. "Zengin işi olm". Ben en fazla Max yerdim, ya da köşedeki tırnakları siyah dondurmacının dondurmasını, o kadardı kasa alla allaaa. İşte bu da kalkmış toplamış çöpten möpten ne kadar varsa Magnum çubuğu (bi kaç tanesini yalarken de görmüştüm öykk).

"Lemmm, sen onları topluyon da, bitti olm o kampanya"
"Ya volkan sen çok salaksın yeeaa, evde durmaktan saksı olmuşsun. Olm her yaz yaparlar bu kampanyadan, görürsün 1000 tane magnum alcak kadar çubuuum olcak. Yarısını satcam yarısını yiycem. Sen de toplasana, ortak olalım?"

Ben yine hafiften kıskandım çocuğu ama bu "toplama" olayı bana göre değildi, çok da delirmedim o yüzden. Zaten o kampanya da hiç olmadı. Çocuk da topladığı 2 kamyon çubukla ne yaptı, o kısımları hatırlamıyorum an itibariyle :))


Eğer çocuğunuz varsa veya bir gün olursa, birşeyler toplamaya meyilliyse artık aklından neler geçiyor anlarsınız az çok :P

(gazoz kapaklarımın sayısı 500'e yaklaşıyor)
Tepkiler:

7 yorum :

StummScream dedi ki...

Az kıskanç değilmişsin sende =P

Peren dedi ki...

offf volkan yaa ahahahahaha güzel olmuş yazı :)))

Volkan dedi ki...

stumm @ Evet walla, hala öyleyimdir :P

Peren @ eyvallah ;)

IMPERATOR CAESAR FLAVIVS PIVS FELIX VICTOR MAXIMUS AVGVSTVS dedi ki...

AHAHAHAHAHA çocuk Volkan'la çok iyi arkadaş olabilirmişim ben ya. O aliminyumları sigara kağıdından ayırmak ne kadar zevkliydi. Böyle Islatıp yavaşça kağıttan ayırmak (Milka Milkinis'in kağıtlarına yapıyorum bazen aynı şeyi =]). Of çocukluğumun avcı-toplayıcı günleri. =D

İstek yapıcam, varsa bir de ağaca dalma maceranı yaz bir gün de. =)

Volkan dedi ki...

istek kabul etmiyoruz ama efet ağaca dalmışlığım çok var :) ama benim dalışlarım trajediyle sona erdi hep :) bi ara yazarım :)

Pnarist dedi ki...

Çok keyifli çok.

Saygılarımla,
Pınar

Volkan dedi ki...

teşekkürler Pnarist ;)