25.1.10

first dream called ocean

İçeriden sesler geliyor. Uyandım.
Yüzümde dev bir çapak var sanki. Kafam kalkmıyor. Kalmak da istemiyor.
Kalkmak için bir neden yok. Uyumak kadar güzel, uyanmak kadar kötü bir şey yok gibi geliyor.
Yeniden başlamak, umut, belkiler... Hepsi romandaymış, bana çok uzakmış gibi.
Kahvaltı hazır sesi yükseliyor mutfaktan sert bir tonda. Babaannem zorunluluktan şefkat gösteriyor.
Çentiklerimi sayıyorum içimdeki, 60 gün geçmiş sensiz. geçmemiş.
Ağır geliyor bu yükü taşımak, daha yirmili yaşlarda birinin taşıyamayacağı bir şey gibi.
Amaçsız, hedefsiz, herşey ve hiç bir şeysiz... Sesinin kulaklarımdan çıkmadığını hatırlıyorum.
Çok nadir konuşabiliyoruz. 90 günde sadece 50 dakka konuşabileceğiz sadece.
Haberimde olmayan bi 30 günüm daha var. Olmayacak gibi. Başaramayacağım gibi geliyor.
Kimseyle konuşmadan yemeğimi yiyiyorum. Lokmalar sayılıyor. umrumda da değil.
Anestezi altında gibi geziyorum evde. Herkesin derdi ayrı ama kimse sormuyor derdin ne.
En kötüsü de hiç bir şey yapamamak. Kurallarını koyamadığım bir serüvende az sonra katledilecek gözü nemli kurbanı oynuyorum ücretsiz.
Sesim sana ulaşmıyor belki, ama günlük yazıyorum. Henüz bilmiyorsun. Onlarca sayfa olmuş. O gün bu sayfaları hiç bir zaman okuyamacağını düşünüyorum.
Daha içten yazıyorum. Sana sesleniyorum. Ufacıksın, çok güzelsin. Delisin ama ben gibisin. Herşeyin var ama yalnızsın. Sudaki yansıma gibi.
Kapımı kitliyorum. Mp3 player'ım falan yok henüz. Antika walkman'im var, biraz da çekme kasetlerim.
Dinliyorum. Kimi parçada güçleniyorum, kimisinde yok oluyorum, kimisinde ağlak.
İçimden konuşuyorum tüm gün. Başka bir işe yaramıyorum. Ne param var, ne işim ne gücüm. Kendime kızıyorum, layık değilim içtiğim suya gibi hissediyorum.
Amcamın kumbarasına elim ulaşıyor bilmem kaçıncı defa. Bozuk paralarından ödünç alıyorum, sonra fazlasıyla geri ödemek üzere.
Ne bilgisayarım var, ne de internetim. Tanrı internet kafeleri açanları korusun!
45 dakika duracak kadar param var sadece. Mail kutum boş. Haklısın tabi, kontrol ediliyorsun. Üzülüyorum yine de.
Garip geliyor bile bile üzülmek. Dikkat uçurum var tabeleası olan yolda gidip de uçurumu gördükten sonra şaşırmaya benziyor. Olsun, her yer gözüküyor bu uçurumdan.
Bitiyor dakikalarım. Aslında hiç geçmiyor gibi. Geçmeyecek gibi. Dolaşıyorum semti ne kadar soğuk olursa olsun. Yoruyorum kendimi.
Çok seviyorum sanki. Hiç böyle değildi. Hiç de böyle olmayacak gibi. Neden kolay olamazdı ki?
Değildi kolay, belki ödülü büyüktü diye. Bir seneden biraz fazla tanıyorum seni, ama sanki bir asırdan biraz daha uzun.
Çocuk değildim. Çok olmuştu büyüyeli. Gerçi çok büyük geliyordu film şeridi.
Ve bir gün bir ileti geldi. Senden bir haber.
Okulun önündeki durakta olmalıydım. Oldum. Yoktun. Arkadaşın var. Elinde bir poşet.
Soruyorum; Nasıl O?
Nasıl olsun, ağlıyor.
Karşıdaki denize bakıp atlayasım geliyor, daha sonra yine hissedeceğim bu hissi.
Ama önce yolladığın poşeti karıştırıyorum. Notlar, notlar, notlar. Lens kutusu. İçi yazılı ağaç kabukları.Bir tutam saç. Saçın. Sen kokuyor. Hala. Bir kaç ingilizce kitap, limpbizkit, bon jovi orijinal cd'leri...
Sat bunları akmar'da, para lazım olur belki diye not düşülmüş üzerine. ölmek üzereyim üzüntüden. çok iyisin. ders çalış, beni arama, sakın, kendine iyi bak, senleyim... yazıyor notlarda. Bir şey daha yazıyor gerçi.
Param yoktu, belki de hiç olmayacaktı ama hiç satmadım o poşettekileri. Dert değildi hiç bir şey. Beni düşündüğünü öğrenmiştim. Sonu ne olacak bilmesem de hep orda bir yerde olacağımı bildiğini anlamıştım. O günden sonra kendime hep iyi baktım söz verdiğim gibi.
Garip bir mutluluk gelmişti, biraz da sabır. Geleceği gördüm sanki. Eve yol aldım.
Girdim yorganın altına. Sadece hayal ettim. Her üzüldüğümde yaptığım gibi üst dudağımın önünü ısırdım. İzi durur hala.
Kalktım, açtım günlüğümü, yazdım yazdım. Sana vermek istedim yazdıklarımı bu sefer. Ne haldeyim gör diye değil, sadece bir saniye anlarsın belki beni diye. İki saniye değildi istediğim.
Siz hiç, bir daha göremeyeceğiniz, haber alamayacağınız sandığınız bir yakınınıza yazılar yazdınız mı?
Ben yazdım.
İçeriden hiç ses gelmiyor bu sefer. Sadece uyandım...
Tepkiler:

4 yorum :

chora dedi ki...

bu ne şimdi? nerden çıktı bu? alışkın diiliz senin böle yazılarına.. gerçek mi bu:S

Volkan dedi ki...

gerçek deil

luonnotar dedi ki...

bu fazlaca tanıdık oldu..

Volkan dedi ki...

kelimeler tanıdık