29.12.09

Through the hourglass I saw you...


çok soğukmuş burası.

üstümdeki ağır battaniyeye rağmen donmuş gibiyim. kımıldamak imkansız gibi.

göz kapaklarım bile açılmak istemiyor. neredeyim diye merak etmiyor gözler.

bakınıyorum zorla etrafa.

olamaz ya. babaannemin evinde, salondayım. hafif bir ışık var, kimse yok.

derme çatma ufak koltukta yatıyorum. ne hikmetse boyum uzun gelmiyor. ama bu soğuk nerden geliyor?

arka tarafımda kalan camdandır muhtemelen. aralarından soğuk hava geçerdi hep.

kalkıp kapatacak kadar bile gücüm yok. karbondioksit zehirlenmesi yaşıyor gibi bitkinim. çok da üşüyorum.

battaniyeye sarılıyorum sıkı sıkı. bu bir rüya olmalı, uyan volkan diyorum.


arkamda bir hışırtı duyuyorum. daha büyük olan koltuktan geliyor. korkup bakıyorum.

seni görüyorum. ne işin var salonda? üşüyosun sen de!

kollarını ovuşturuyorsun soğuktan. ayaklarında çorap bile yok. deli misin?


Neden üstüne bir yorgan almadın ki? diyorum.

Başka yorgan yoktu, napim diyosun.

Başka yorganım yoktu evet. Fakirliğim aklıma geliyor. hiç yüzüme vurmadığın o fakirlik.

Bu çatı altında olmandan hoşnut değilim gibi hissediyorum.


Üşümene dayanamıyorum bir şekilde. Kenara çekilip yanıma çağırıyorum.

Gel diyorum elimle masum bi şefkatle.

Biliyorsun, gelemem diyorsun. Gözlerin yere bakıyor.

Biliyorum, gelemezsin ama ısrar ediyorum gözlerimle.

Alt dudağını büküp memnun değilmişsin gibi giriyorsun yanıma.


Üşümüyorum bi anda. Battaniyemle her yerini örtüyorum. ayakların donmuş. ayaklarıma değiyor.

normalde üstünden alacağım yorganı sana hibe ediyorum burada. üşümüyorum nasıl olsa.

sana bakıyorum. düzensiz bakışlar atıyosun bana. garipsin biraz. alışılmadık. değişmiş gibi.


Peki şimdi? diyosun.

Bilmiyorum. Sadece konuş diyorum. Dinlemek geçiyor içimden seni. Kendimden geçene kadar. Uyanana kadar.

Konuşuyorsun. Splinter Cell'in HD'sini izledim, biliyo musun, çok güzeldi! diyorsun.

Splinter cell bir film bile değildi. Ne HD'si demek geçiyor içimden ama demiyorum.

Sen sadece bilinç altımın konuşturduğu birisin gerçeğini farkediyorum. Seni konuşturmayı bile beceremiyorum adam akıllı. Sesinin kulaklarımdan içeri girmesine izin veriyorum sadece. Gözlerim kapalı.

Havadan sudan, anlamlı anlamsız konuşuyorsun dakikalarca. Gülüyorsun anlatırken, aksırıyorsun. Yaşıyor gibisin dibimde.


Sonra sana daha dikkatli bakıyorum. 1 cm ötemde olmana rağmen bana ne kadar uzakta olduğunu farkediyorum. Tanımıyorsun beni. Her zamanki gibi sadece mutlu etmek için buradasın gibi bir yüz halin var. Adımın önemi yok gibi.

Üzülüyorum birden bize. Bizden geriye birşey kalmamış. Sol gözümün dibinden bişi akıyor gözümü tekrar kapatınca. Yastığa düşmeden parmağınla yakalıyorsun nazikçe. Sanki değerliymiş gibi.


Sorun ne ki? diyorsun.

Sorun mu? Yok birşey diyerek geçiştiriyorum. Aslında kendime kızıyorum. Bilinçaltımda bile bana huzur vermeni diliyorum, benim sana vereceğim yerde.


Nefesin yüzüme, alnıma, gözlerime değiyor sen konuştukça. Çok gerçekçi. Çok gerçek gibisin. Böyle olmamalı. rüya gibi olsun. Ama artık gitmeliyim. Acıtmaya başlamadan. Uyanmalıyım. Gerçek değilsin. Bir yalanla mutlu olmak istemiyorum. kurumuş elini tutuyorum ama...


uyanıyorum hissetmeden. alarmın çalmasına da daha varmış. uykum da kaçık. nefesimi tutmuşum. kalp atışları düzensiz. ağzım kup kuru. yastığın sol tarafında nem var az. Ve çok üşüyorum gerçekten de. Battaniyeyi filan atmışım üzerimden. Tüm gece böyle uyumuşum sanırım. Bilmiyorsun ama ben hala deli uyuyorum. üstümdeki yorganı, battaniyeyi aşağı atıyorum, altımdan çarşaf kayıyor. benim suçum yok.


kalkıyorum zar zor. eğilip battaniyemi alıyorum yerden. O eski battaniye işte. O günlerden kalma. Sadece 4 dakka daha kestirmek için sarılıyorum ona. ısınıyorum. aklımdan o parça geçiyor...

Tepkiler:

6 yorum :

Sycorox dedi ki...

okuyunca kötü oldum yaa,birtek ben böyle şeyler görmüyormuşum demekki rüyalarımda falan:(

Bora-MAN dedi ki...

Zaten hastaydım okuyunca titreme geldi :)

Güzel yazı

Mademoiselle Coco dedi ki...

Volkan kardeş, bakarsın şimdiden sesi yer yer gitmiş bir görüntünün acısı yeni yılla hoş ve uçucu, akla nadiren geldiğinde gülümseten bir anıya dönüşür ve sen geleceğe sarılırsın; umarım.

Volkan dedi ki...

neye amin, inşallah veya umarım diyeceğimi kestiremiyorum şu sıralar ama teşekkürler iyi dilekler için.

luonnotar dedi ki...

üşüdüğümü hissettirdin.

Volkan dedi ki...

luonnotar: özür dilerim o zaman :(