12.11.09

tanındım!


Böyle bir ünlüyle denk geldiğimde biraz kasılıyorum ben. Yani herkes gibi tanışmak isteyebilirim, elini sıkarım, hayranıysam bunu belirtebilirim ama genelde tanımamazlıktan gelirim. Sanki bu beni küçültür, karşı tarafın da egosunu şişirirmiş gibi gelir. Hatta ünlü olmasına bile gerek yok. Seyehat sırasında denk gelme olayı hiç tarzım değil. Sırf denk geldik diye laflamak zorunda kalmak gereksiz ve samimiyetsiz.

Neyse. Bugün asmalımescitte otururkene, içeceğimi yudumlarkene, Altyazı dergisini de almış, Tuba'nın 500 days of summer kritiğini okurkene (güzel olmuş gı), bişi oldu. Daha önce hiç olmayan bişi.

Bi ses, bi dişi sesi. İlk önce sandım, burası rezerve edilmiş, başka yere kalkayım ama alakası yokmuş. "Ya selam, siz blog yazarısınız değil mi?"

Böyle tıfıl mı tıfıl, kumral, megan foxa benzetebilecek kadar güzel (vuuuv:)) bir kız bana bakarak biraz ötemden bana sesleniyo. Etrafıma baktım, yok yani, kesin bana diyo. Dedim "var bi blogum ama şey kem küm. "

"Evet evet, eski ile yeni" dedi. Aha dedim okurum! Geldi izin istemeden (ahaha) çömdü karşıma. "Ya damdan düşer gibi oldu ama ..." Sordum "Nerden tanıdınız ki yani?" (hani kibarım sizli bizli konuşuyorum tabe :) "Bi kaç kere koymuştun sen fotonu, oradan aklımda kalmış. Zaten çok blog okumam ama okuduklarımın arasında varsınız" dedi. (bu sizli bizli konuşma faslı en fazla 25 dakka sürdü hahe) Sineofrenik'te The Departures yazımdan bulmuş beni, çok beğenmiş kritiği.

Tabii ben biraz şüpheli davranıyorum hala. Yani testis de geçiyor olabilir. Bir tanıdık olabilir. Dedim blogun nedir? İşte şu şu dedi. Beni Follow edenlerden biri değil. Tanımıyorum nickini. Meğer Google Subs'tan takip ediyomuş. Orada da bi 150+ kişi var çünkü takipçi. Yanında laptobu vardı, dedim bakayım bloguna. Şöyle bi baktı tabii hahah, ama napayım yahu, kıllandım bi kere. Kendi blogunu gösterince header'dan tanıdım. Follow ettiğim bi blog değildi çünkü çok güncellemiyodu bi de Fransız filmleriyle ilgili yazıyodu. Özür diledim, mahçup oldum lan valla. "Ya yeni akım öncesi fransız filmlerini sevemedim ben hiç, o yüzden ıkkbıkkkemküm..." "aaaa bence dene, çok seversin, hem bak ben senin önerdiğin tüm kore japon filmlerini izledim yani, hepsi de çok güzeldi, teşekkürler beni ısındırdığın için" dedi. (anı yazılarıma da çok gülüyomuş, daha çok anı yazsana diyo. "Israrla olmaz, aklıma gelmesi ve istemem lazım" didim:))) Benim ego şişti tabii biraz ahhaha. Sonra bi kaç film adı aldım. İndiriyorum :)

Şimdi, kız güzel allah için. (Kendisine de söyledim merak etmeyin :)) Ben hiç alışık değilim güzel kızların benden önce benle konuşmasına. Lafı onların başlatması garip. Ben onun kadar yakışıklı olsam açıkçası benim gibi bi kızla konuşmam, böyle komplekslerim vardır :)) ama kız maşallah bi açıldı, bi kaç mojito ile beni bile konuşturmaz oldu. Hayır dertliymiş diyeceğim, alakası yok. Avukat da değilmiş... Tipik bir üni mezunu. Umrunda değil dünya. Geri kalan her şey umrunda sadece :)) Tam kafam ahah:) Ağzı bozuk biraz gerçi, azıcık da iğneledim zaten bu konuda, ne gerek var yani küfre :) neyse ki abartmıyo... itü mimarlıktan yeni taze mezun olmuş. Biraz tatil yapıp ilk adımlarını atmaya başlayacakmış artık. Eğleniyomuş o güne kadar işte. İşte o da bana 150 milyon soru sordu. Kaçamak, kısa cevaplar vermek zorunda kaldım :) taşkışladan ortak arkadaşlar filan da çıktı. korktum, çok kurcalamadım oraları sonra... Şimdi önümde de 500 days of summer yazısı hala açık. Aklıma geldi, lan dedim ben bu senaryoyu biliyorum :)) Noluyozzz haha. Neyseki izlememiş henüz filmi (izleme bi süre daha:))

İşte dünyadaki her konuda bi cümle sarfetti sanırım, sonra ben dedim "gidiyorum, ödevim var yarına, ama bu olayı yazacağım bloguma, izin var mı", pek sıcak bakmadı ama sonra ikna ettim, lakin deşifre etme beni dedi. Bak sözümü tuttum sayın megan fox jr. :) Ama istersen sen gel deşifre et kendini :)

Daha önce de bir kaç kez, dergi okurları tarafından tanınmıştım. Güzel bir his açıkçası, "aaa ben sizin yazılarınızı çoh seviyorum" diyorlar, bunu uzak çevreden duymak daha etkili çünkü pure idea, daha şevkle yapıyosun işini sonra, ama keyfine, dalgasına, stres atmasına bol hatalı yazdığım yazılardan da biri tanıyınca, garip hissettim kendimi. Sanki salonumun kapılarını farketmeden çok açmışım gibi.
Tepkiler:

2 yorum :

IMPERATOR CAESAR FLAVIVS PIVS FELIX VICTOR MAXIMUS AVGVSTVS dedi ki...

Kaç kere söyledik nasıl sevdiğimizi ama buralara konu olamadık biz. Tipten kaybediyoruz herhalde =P

Bir dahaki karşılaşmamızda bana, 'aaa sen şu blogumu takip eden çocuk değil misin?' demeni bekliyorum abi. =D

Volkan dedi ki...

huauhaa... olur derim :D