24.10.09

herkes bir gün gider. sen de...


kafam olmuş 1500. Ama içmekten değil, 1'ler ve 0'larla uğraşmaktan. Bugün yetişmesi gereken bir ödev varmış. Bugün öğreniyorum. Teknolojinin dibine yani 0-1lere uzanıyorum. Yok 2lik sistemde, 4'lük 8bit'lik sayıları topla çıkar çarp, sonra 16 bit'e geç filan, ondan ona convert et, ohooo, kaydım resmen. matrix yeşili fonda, herşeyi akan 0'lar ve 1'ler olarak görüyorum. Neyseki yetişti ödev. ama derdim bu değildi a dostlar. Kafam başka bir yere takıldı. dökeceğim içimi sizlere.

Bugün birşey var, bir şey var diyorum kendime. Ne olduğunu hatırladığımda geç olmadı ama biraz üzüldüm. Hayata ve peşinden gelen zaman üzerine biraz daha düşündüm. Bi bok olmadı, sadece düşündüm tabii. Lisede körkütük aşık olduğum kızın bugün doğum günüydü ve ben kutlayamıyordum. Ama durun durun, suç benim değil. Önce asıl hikayeyi bir dinleyin.

Efendim işte bu hatunla hazırlıktan beri beraber okuyordum. Yaklaşık 10 yıldır tanıyorum yani. Ama lise 2'de filan biraz daha kanka modunda yakınlaştık. Gülmeceler, takılmacalar, espriler, dokunmalar, oyunlar vs su gibi gidiyor ama kız bildiğin arkadaş benle. Tabii ben beceremedim sorunlu bir ergen olarak aşık oldum arkadaşıma. Öyle böyle de değil. Tabii acısı sonra feci çıktı. Platonik bir aşk kadar kötü bir şey yok, ben bunu bilirim bunu söylerim. Beraber takılıyoruz ama o kankacan, ben de takılıyorum ama içim dışım eriyo onu görünce dokununca filan. Çevremde de birkaç tane böle tam anlamıyla piç arkadaşım var, bunlar anlıyor tabii, durmadan makara yapıyolar olm söle lan nolcak ne dicek vs. Ama ben sosyofobikim o aralar, kendine güven sıfır. Kız da çok güzel, çok zeki filan, asla söyleyemem, kaldı ki bi ihanet gibi geliyor bana. Dedim volki, sen gel vazgeç bu sevdadan, yüreğine daş bas, unut bu kızı. Ama nasıl. DAha okulun bitmesine 6 ay var ve haftada 5 gün ben bu kızla dip dibe oturuyorum.

Neyse efenim, ben tüm irtibatı kestim ben bu kızla. Eğer blogumu okuyorsanız, bu hikayenin benzerini Özlem ile de yaşadığımı farketmişsinizdir. Kaderimde var sanırım bu uzaklaşma. Ben kıza ne selam veriyorum, ne hatır soruyorum, gittim en uç köşede de oturdum. Ama nasıl seviyorum pöff, kıskanıyorum da. Neyseki o sıralar kimseyle çıkmadı da acıma acı katmadı. Aylar geçti, benim gazım da yavaş yavaş sönmeye başladı. Okul bitti, artık bitme noktasına geldim (başka birine aşık oldum) ama içimde bir pişmanlık var. Çünkü kız süper bir insan. İyi bir insan, akıllı bir insan ve bana arkadaşım demiş zamanında. Şu yaşıma kadar öğrenebildiğim ender şeylerden biridir bu: İyi insan çok ama çok azdır buralar! Ben de "sana aşık oldum o yüzden kopardım" iplerimi diyemedim hiç bir zaman. O da sormadı. Akıllıdır, anlamıştır dedim sustum. Aylar geçti, bi gün içtim içtim cesaret topladım aradım. İyi konuştu, özlemiş gibiydi, dedim özür dilerim herşey için. Seni kaybetmek istemem, görüşelim. Peki dedi. Görüştük. Dedim ben sana karşı birşeyler hissediyordum ama merak etme kesinlikle bitti, eski volkancanın geri döndü. Peki dedi ve o günden sonra biz hep kanka kaldık. Bir kaç güvendiğim kız arkadaşımdan biridir. Her konuda güvenirim. Çok mantıklıdır. Çok duygusaldır. Sorunludur ama sevecendir. Benimle ağlamıştır yeri gelince, teselli etmiştir, herşey geçecek demiştir, bazen kızmıştır, akıl vermiştir, bazen sadece susmuştur, beraber içmişizdir, bazen kızmıştır çekip gitmiştir , akşam barışmışızdır. O da sevdiği bir sevgilisinden ayrılınca çizdi balatayı. Kilo problemi yaşadı, sonra mezun oldu, sonra başka saykolojik sorunlar bindi üzerine ama hep gülebildi.

Mayıs ayında yine herhangi bir msn konuşmamızda ben yine zevzek zevzek alay geçiyorum bununla, bi film filandı sanırım konu. Görüşmek üzerine konuşurken klasik salakça laflarımdan ettim yine ama karşılığında "hala beni başkalarıyla aynı kefeye koyuyorsun" diyerek "iyi akşamlar " diyip gitti. Neden bu kadar kızdığına anlam veremedim. Geçer dedim ama üzerinden 6 ay geçmesine rağmen geçmedi. Sanırım geçemeyecek de.

biriyle bağını koparmanın 150 yolunu bulabilirler dişiler kafalrına koymuşlarsa. aa dişinde maydonoz var diye 3 çocuğunu eşini boşayıp giden kadın tanıyorum (yok, yalan). Ama bu kız öyle biri hiç değildi. Dobraydı. ufak planlar yapmazdı. O yüzden kesinlikle "gittiğine" eminim. MSN'de "öylece" duruyor ve bugün doğum günü. Tek kelime edemiyorum çünkü 6 aydır ne bir tek kelimesini duydum ne de söyleyebildim.

Bazen "gitmesine" izin vermelisin demişler, öyle yaptım. Asla aramayı, soru sormayı vs şeyleri söylemeyi düşünmüyorum. Acı verici mi evet, sevdiğin bir insanı, özellikle de bir zamanlar arzuladığın bir insana bulaşmıyorsun artık.yok o. çünkü hayat öğretiyor biraz insana içini öldürmeyi, insanlıktan çıkmayı, fani şeylerin peşinden koşmayı. ama ben daha çok, bugünün böylece geçeceğini bilseydim, o gün onu asla telefonla aramaz, özür dilemezdim demeyi geçiriyorum içimden. çok güzel bir insanı tanımayacaktım belki ama en azından kayıplar listesinde bir isim daha az olacaktı. yerine gelecek olanların asla gidenin yerini dolduramayacağı gibi.

böyle işte. allahtan burayı hiç mi hiç bilmiyor. yoksa çok kızardı. korkak derdi, bana söleseydin derdi :) "eski ben" zamanlarından günümüze bilerek taşıdığım bir kaç insandan biri daha yok, çok büyük kayıp olmasa gerek?!? :((
Tepkiler:

4 yorum :

Duke dedi ki...

"böyle işte. allahtan burayı hiç mi hiç bilmiyor. yoksa çok kızardı. korkak derdi, bana söleseydin derdi :) "eski ben" zamanlarından günümüze bilerek taşıdığım bir kaç insandan biri daha yok, çok büyük kayıp olmasa gerek?!? :(("

Şimdi ne kadar isterdin burayı görmesini, değil mi? "Yok lan aslında o kadar da kızmamıştım sana ama sen de hiç oralı olmadın sonra." demesini. Sonra sen de; "Ya nereden başlayacağımı, ne söyleceğimi bilemedim. Özür dilerim.".
"Tamam, tamam. Eee nerde kalmıştık?:)" der sonra.

Abi seni çok seviyorum ama böyle yazılar yazınca acayip bir mide bulantısı ve öfke hissediyorum. Okuduklarım yüzünden. Sen çok fazla bensin.

Volkan dedi ki...

yok. gerçekten bunları okumasını istemezdim. bu yazdıklarım yüzünden tekrar benle konuşacaksa zaten konuşmasın. doğallıktan yanayım. ama tabii ki irtibatta olmayı isterim, niye istemeyeyim ama sadece bunun bir zaman dolumu olduğunun farkındayım. herşey eskiyor, ben de, arkadaşlığımız da eskimişti. bazıları bunu şaraba benzetir, bazıları da süt ürünlerine, yapacak bir şey yok.

"Abi seni çok seviyorum ama böyle yazılar yazınca acayip bir mide bulantısı ve öfke hissediyorum. Okuduklarım yüzünden. Sen çok fazla bensin."

ne demek istedin ki :))) öfke duyulacak, duydurtacak şeyler yazmıyorum genelde :)

Duke dedi ki...

Bu yazdığının çok benzerini yaşadım yaşıyorum ben de. Geride bırakmak zorunda kalacağım arkadaşlarım var. Yani kaçınılmaz görünüyor. Ama ben kabul etmek istemiyorum. Hatta uzak durup tekrar bir araya gelme aşamasını da geçtim. Sırf bu yüzden insanlarla arkadaş olmaktan kaçıyorum valla. Her gidenle birlikte içimden bir şeylerin kopup gitmesine dayanamıyorum. Sen bunları yazınca ben geleceği görüyormuş gibi oluyorum. Bana diyorsun ki, "Uğraşma olm boşuna, önünde sonunda sen de bununla karşılacaksın işte." Samimi olmak, dürüst olmak, açık olmak işe yaramıyor. Bu da yine bir şarkıyı getiriyor aklıma.

Cos no matter what I say
No matter what I do
I cant change what happened


Sen çok bensin derken bunu kastettim. "bu yazdıklarım yüzünden tekrar benle konuşacaksa zaten konuşmasın. doğallıktan yanayım." cümlesi de yine ne kadar aynı kafadan olduğumuza işaret. Senin başrol oynadığın filmin remake'inde oynuyorum sanki, her gün yeni bir sayfa veriyorlar ama çok pis spoiler veriyorsun sen.

Volkan dedi ki...

umarım dediğin gibi aynı değildir kafalar, Yoksa başın çok ağrıyacak :)