7.10.09

Gel satranç oynayalım


babam, ben ta ortaokula yeni geçtiğimde satranç öğretmişti bana. bir kaç hafta sonra da onu yenmeye başlamıştım. bir kaç hafta sonra da bir daha benle asla ve asla oynamadı, durmadan yeniyorum diye. daha sonra onun ak sakallı bir satranç gurusu arkadaşıyla tanışmıştım. adam zaten satranç taşı gibi katılaşmış yakında ölecek ama kafa zehir gibi çalışıyor. Bana bütün mat yöntemlerini öğretti. Bütün pis açılışları öğrenmiştim. Ama onu hiç yenemedim. Ortaokulun sonlarına doğru bir kere onu yenecek gibi olmuştum o kadar. Sonra öldü mü noldu bilmiyorum. Hazırlıkta da dur ben şu okulun satranç turnuvasına katılayım demiştim. kendimi bi anda finalde bulmuştum. Lise son sınıftan biri denk gelmişti, başında da tonla öküz arkadaşı, konsantrasyonumu bozmuşlardı da yenmişlerdi ama çocuk harbi tırışkaydı - çünkü sonra sessiz bir ortamda eline vermiştim eahuua-. Arkadaşlarla atari oynadıktan sonra da biraz satranç oynardık, gazetelerin bulmaca sayfalarındaki ünlü şah mat hamlelerini ezberlerdim. Sonra sorunlu ergenlik zamanları başladı ve satranç merakım giderek azaldı azaldı hatta yok oldu.

geçen sinan'la arabada gelirken muhabbet satranca geldi de, bu anılarım aklıma geldi. Neden oynamıyordum ki? Santranç bence dünyanın en iyi oyunudur. En adil oyunudur. En yararlı oyunudur. Hayatla bu kadar güzel bağdaştırabileceğiniz ve meyvesini yiyebileceğiniz çok çok az oyun vardır, onlardan biri de satrançtır. Beyin durmadan soru sorar. Beyin kıyaslar. "Nereye gitsem? Oraya mı buraya mı? Hangisi daha iyi? Hangisini seçmeliyim? Hangisini riske atmalıyım? Hangisini sevmeliyim Hangisini feda etmeliyim? Etmelimiyim ki?" Bakın bu kalıplar hayattaki her şeyde vardır ve satranç bu soruların günlük hayattaki hata oranını da bir hayli düşürür. Problemleri çözmede daha çok alternatifli bir bakış açısıyla duruma yaklaşabilirsiniz. Tabii satranç asla ve asla tek başına yeterli değildir hayatta ama geri kalan donanımlarınız da varsa, çok güzel bonus olarak hayatınızda yer alabilir. Size neyi kaybedeceğinizi biraz daha önceden gösterir, neler kazanacağınızı da. Beklenmedik bir sorun karşısında paniklemektense en az kayıpla onu atlatmaya düşündürür. Elbette hata yaparsınız, hem de çok fenasından ama sadece 1-bir-one yol bile olsa, o yolu size buldurtur ve en azından oyunu uzatarak yıkılmaz, karşı tarafın hatasını bekleyerek yenme şansınızı arttırırsınız. Satranç, karşınızdaki kişiyi, o konuşmadan tanımanızı, tanımayı öğrenmeyi, öğretir. "Nasıl biridir? Aç gözlü müdür? Fırsatçı mıdır? Parlak zekalı mıdır? Sinsi midir? Hızlı mı düşünür? Yoksa bir şey bilmediği halde bilge taklidi mi yapmaktadır?"

İşte bunların bilincinde olmama rağmen satranç oynamıyordum (bir kaç yıl önce sanırım bir teşebbüsümüz olmuştu ama sonuç fiyaskoydu) ama yarından itibaren, günde bir kaç el bile olsa oynayacağım zamanım oldukça (pogo'da oynarım sanırım). Gelsin çoban matları, gelsin ispanyol açılışları :))


Not:(yazı içinde nereye koyayım bilemedim ama sanırım içinde zar ve kağıt olan oyunları pişti, 51, pis7li hariç bilmememin bir diğer nedeni de (ki ilki "şanssız" oluşumdur) satrançtır. Şans da tesadüf de yoktur. Zafer de hüsran da beyninizin eseridir. gülü seven dikenien katlanır. hayat beni neden yoruyosun. kestane gülgen palamut, altı yaprak...neyse"
Tepkiler:

3 yorum :

tiniminnie dedi ki...

o zaman sen hangisisin? :)
Aç gözlü mü? Fırsatçı mı? Parlak zekalı mı? Sinsi mi? Hızlı bir düşünür mü? Yoksa bir şey bilmediği halde bilge taklidi yapan mı? :)

ben satranç bilmiyorum ama heralde bilge taklidi yapan olurdum haha.

arinna dedi ki...

Satranç'a bakış açın bana Şibumi'de Nicholai Hel'in "Go" oyununa bakış açısını hatırlattı.Zihnini Go ile terbiye ediyor ve hayatta bazı kararları alırken Go'da öğrendiği usulle düşünüp tercih yapıyordu.Kitabı okuyunca Go'ya Senin yazını okuyunca da Satranca heves ettim :)

Volkan dedi ki...

tiniminnie: Ben hangisiyim, onu benle satranç oynarken anca görebilirsin :) (fırsatçıyım sanırım biraz :PPP)

arinna: GO oynamayı geçen sene filan öğrendim, o da dediğin gibi derin bir oyun ama satranç kadar çok fonksiyonlu değil ve sınırları var(gibi). Satranç bana daha sınırsız ve sonsuz geliyor :)

ben satrancı öneririm kısacası :))