22.9.09

what the hell am I doing here


Bi çok huyumdan nefret ederim ama kendimi üzebilme huyuma (ki huy olmadı aslında henüz) resmen gıcık kapıyorum.
her hangi bi anda, her hangi bir şeye kendimi çok feci şekilde üzebiliyorum. bir habere, bir fotoğrafa, bir parçaya, bir sekansa, bir satıra, bir kelimeye, bir dizeye, bir diziye, bir sese hatta bir sessizliğe, biten bir kadehe, biten parama, biten partiye, biten kitaba, geçen zamanıma, giden kıza, gelenine, giden otobüse, inemeyen yaşlıya, ölemeyen yaşlıya, ölen çocuğa, fakir çocuğa, zengin insana, kendime... sınır tanımadığımı farkettim.
halbuki ne kadar az şeye mutlu olup gülerken, kendimi mutsuz yapacak ne kadar çok şey bulabiliyorum.muşum.
sanki elimden gelen her şeyi yapıyorum kendimi üzmek için.
ama alakası yok. O yüzden "SANki" dedim. hiç bir şey yapmıyorum.muşum.
sanki onlar beni buluyor gibi.
ya da sanki sadece bana gözüküyor.
ya da sadece bana batıyor bunlar gibi, algılıyorum.
Ki zaten algılarıma da pek güvenemiyorum.
Ya da fazlasıyla güveniyorum.
Bir ortasını bulamıyorum daha çok.
Belki de aramadım.
Belki de aradım ama bulamadığım için aramamış gibi davranıyorum,
üzüntüyü bir başka bahara üretip ertelemek için.
Bir şeyler üretmek istemiyorum şu sıralar.
Çok şey istiyorum.
Sadece tüketen olmalıyım. bir süreliğine.
bayram da şu şişedeki gibi bitiyor zaten. Şaşardım bitmese.
kutlamamışım bi de, kutliyim hepinizi buradan.
Breaking Bad'in asıl adamı Bryan Cranston'a da Emmy'den ödül gelmiş. Kendi tabiriyle "Yanlış kararlar veren iyi bir adamın öyküsü" BB ama buna bile sevinemedim.
Ödül Dexter'a gitmedi diye üzüldüm.
her şey müstahak bana sanırım.

(sentenced, Creep'i radiohead'ten daha iyi çalmıyorsa adam diilim)
Tepkiler:

2 yorum :

Duke dedi ki...

"Farkında olmanın laneti" mi demiştik biz buna? =)

Elladan

Volkan dedi ki...

yok o farklıydı. bu daha çok çilekeşlik.