10.8.09

VazgeçemediklerMİM


Sevgili Doriscancan mimlemiş beni :) Hemen yazayım bir şeyler.


"Vazgeçemediklerim neler?" miş...


Zor soruymuş kabul ediyorum :) Aklıma ilk gelenlerle başlayayım.


" Yemek yemekten" vazgeçemem herhalde. Brokoli, kibrit kutusu kadar peynir, 50 gram tavuk, 1 kepek ekmeği, 100 gram makarna gibi yemek şekli bana göre değil. sağlıklı beslenmekle az beslenme konusunu hep bir birine karıştırıyorum zaten.


"Oyun oynamaktan"... Oyun denilince akan sular durur. 6 yaşımdan beri nonstop pey-gamer'ımdır.


"Film, sinema"... 1.5-2 saat hayattan uzaklaştığım veya bir çok şeyi sorguladığım başka bir alan yok. Kör filan olsam bile izlerim öyle.


"rock-metal" bazen kafa şişirse de, usandırsa da, aşırıya da kaçsa, 2 hafta dinlemesem ilk günkü kadar bir hasretle atlarım üzerine. Metal heals my son


"hatun, dişi, kadın, kız, bayan veya karşı cins; artık ne derseniz" erkeklerin başına ne gelirse hatundan dolayı gelir ama onlarsız da olmaz lan. Tanrının bir bildiği varmış ki yaratmış sizi de :PPP


"Çikolota" dondurmanın, tatlının vb her şeyin ilk önce çikolusunu tüketirim. Diğer keşifler sonra gelir. Çikosuz bir hava oksijensiz sayılır.


"sevdiğim şeylerden" sevdiğim şeylerden vazgeçmemeyi öğrendim. onlar benden vazgeçene kadar tabii.


"yazmak"... iyi veya kötü, anlamlı veya anlamsız... insan yazmalı. tarihin en eski fiillerinden olan bu işlevsiz hayat çok da boktan olurdu sanırım.


"en eski fiil" derken aklıma geldi :)))


"Uyumak" Az uyuduğum, çok az uyuduğum hatta hiç uyumadığım, peşi sıra günler oldu, oluyor ama bu demek değil ki uyumaktan vazgeçebilirim. Danalar gibi, başım ağrayıncaya kadar, açlıktan kramp girene kadar, yastık terden kokana kadar uyuyabilirim. uykudan öldü bile dedirtebilirim.
"uzak doğu'dan"... çekik gözlü diye tabir ettiğimiz coğrafyadan ve kültüründen vazgeçemem sanırım. özellikle de batının yozlaşmasının ardından adamların tarihini bile yerim yutarım. Ah şimdi Fuji dağında akşam yemeği vardı. Neyse ben de ulus parkına gidim ehe :)


"Dinlemekten"... hayır, müzik filan değil. İnsan dinlemekten. Özellikle de hikayesini, hikayelerini. Her insan aslında kar tanesi ve her hikaye aslında farklı. Ne kadar çok farklı hikaye o kadar çok "etekteki taş" demektir. Ayrıca dinlemeden de dinlenmessiniz.


"Yaramazlık, aptallık, hata yapma, düşme" ... negatif şeyler olsa da bunlardan da sanırım ömrüm boyunca vageçemeyeceğim. İnsana insan olduğunu hatırlatan şeyler. Yaramazlığı, munzurluğu aslında çok severim. Şakayı kaka da yapabilirim. İnsan korkutmaya bayılırım. 4 kişi bir odada yatıyorken gece 5 te deprem oluyo laaaaaannnn kaçınnnn diye bağırıp su içmeye kalkabilir geri kalan 3 kişiden dayak yiyebilirim. Çok da eğlenirim. Aptallık da yaparım. Sonra pişman olsam da. Ama sanki o anda ileride pişman olmayacakmışsın gibi, işin doğrusu buymuş gibi hissedersin ya, heh işte o güzel bir histir. Yakar ağzını. İyi bir eğitimdir... Düşerim. Mecazi de olsa. Kalkmanın ayrı bir tadı vardır ve pek az insan bilir. İnsanın mihenk taşlarındandır.
"ve senden" ... evet senden...


daha çok var tabii ama bu kadar yeter sanırım :)


ben de şizoyu mimliyim bare :)


Tepkiler:

6 yorum :

sizofren peri dedi ki...

haha şizo yanlız ya :) kaptım mimi cvplarım cnm :)

Volkan dedi ki...

ehaha. sana kısaca şizo diyebilirim dimi :))

DORİS dedi ki...

evet, allahın bir bildiği varmış bizi yaratırken. biz olmasak ne yapardınız siz:))))

Volkan dedi ki...

onca şey arasında git sen neye takıl :))

DORİS dedi ki...

konunun özü bu:))))

Volkan dedi ki...

özü ve özeti buysa ok peki tamam :)