28.6.09

köy rüyası


hani böyle klasikleşmiş rüyalar görürüz çocukluktan beri, bazısı kabustur bazısı anlamsızdır ama çeşitli aralarda aynı rüyayı görürüz. benim öyle çok var ama bir tanesine anlam veremiyorum gerçekten.


uzun süredir görmemiştim bu rüyayı, dün gece uğradı bana yine. kabus gibi ama değil.

Sanırım bi 12 yıl önce köye gitmiştik. Annemin köyüne işte. ilk ve son kez gitmiştim. Bi 15 gün kalmıştık. Tabii o zaman köylere teknoloji pek ulaşmamıştı çok sıkılmıştım. TV bile yoktu. İnsanlar saat 10 gibi uyuyor, güneşle birlikte kalkıyordu. 4 katlı ahşap bi ev zaten, nüfus feci kalabalık ama evdeki herkesin bi görevi var karınca gibi. Biri büyükbaş hayvanları otlamaya çıkarır, diğeri bostana iner, diğeri odun keser, diğeri su taşır, bir diğeri kestane toplamaya gider, diğeri fırına ekmek yapmaya gider, bir diğeri küçükbaş hayvanların bakımıyla uğraşır, ben de öğlene kadar uyurdum. Artık dedem sinir krizi geçirir tembelliğimden ötürü gelir üstüme su döker uyandırıdı cani herif. Şikayet etsem de çok eğlenceli ve zorlu bi 2 hafta olmuştu çünkü o görevi olan herkesle 1 gün geçirmiştim.


Ama içlerinden en fecisi su taşıyan dayımın çocuğu ile olmuştu. Evin üst katlarına suyu böyle işte naylon bidonlarla taşırlardı. Kuyudan değil, kaynak suyunun çıktığı bir yapıdan alırlardı suyu. gidiş-dönüş 15 dakka filan sürerdi ama elde o bidonlarla çok yorucu oluyodu hatırlıyorum. Ellerimi keserdi o bidon. İşin ilginç yanı o su, üç yanı betonla çevrilmiş, ön tarafına bi ayak boyu sınır çekilmiş, dibi kumla örtülmüş bir yerden çıkardı ama hiç taşmazdı. Çeşme filan değildi yani, bidonu içine daldırır, geri alırdık. Dibi minik çakıllarla, kumlarla dolu olmasına rağmen hiç suyun üstüne çıkmazdı, o zaman anlam veremezdim ve aldığımız suyun nasıl bu kadar berrak ve süper tadı olduğunu çözemezdim. Sorardım dayı oğluna işte, o zaten hayatında hiç düşünmediği için, bilmiyordu.


ve ben naaptım? ayakkabılarımı çıkardım, sıcaktan bunalmış halde daldım o suyun içine. Dayı oğlu görmüyordu beni ama bir gördü uzaktan nasıl bağırıyo, "girme ulenn orayaa aaa-*** ko*** salağııııı" diye, ama ben çoktan girmiştim. Niye bağırıyodu ki! diye düşünmeye başlamışken o kuma gömülmeye başladığımı farkettim! yavaş yavaş gidiyorum aşağı resmen. Ayak bileklerime kadar batıyorum ama iziyorum kendimi acaba nerde durucam diye. Durmuyorum. Dayı oğlu işte çatapata koşarak gelip tuttu kollarımdan çıkardı beni. Baktım kan revan içinde kalmış ama bende sıfır korku var. Sonra anlattı ki, o yerin altı baya baya yüksek bir su yeriymiş ve üst yüzeyini kumla doldurmuşlar ince bir tel eşliğinde, normalde kuyu gibi bişiymiş yani ve ben o kumu geçseydim, gulpppp dibe doğru giderdim ve yüzme de bilmiyorum hahah negüzel :))

O öyle diyince tabii beni bi titreme aldı, keşke hiç anlatmasaydı dedim, bir daha da yaklaşmadım o su yerine ama epey kızdım madem bu kadar tehlikeli niye bişi yazmıyorsunuz kapatmıyorsunuz filan diye. Cevap basitti: buradaki herkes biliyor ki oranın ne olduğunu.


Sonra o olay bende yer etti. Hep oraya battığımı, çıkamadığımı, hareket edemediğimi görüyorum rüyamda ve boğulup su tam ciğerlerime giderken uyanıyorum bismillah diyerek. ama aynı rüya. hiç değişiklik olmuyor.
Tepkiler: