31.5.09

Matrix'le bir 10 yıl...

FREE YOUR MIND

Yemin ediyorum Matrix'i sinemada izlemeye gittiğimi, bilet aldığımı, koltuğa apışık kaldığımı dün gibi hatırlıyorum. Dün gibi olmasa da sanki 2 yıl önce gibiymiş gibi filan geliyor. WarnerBros Matrix'in 10. yılını kutlama amaçlı yeni bir Ultimate paket çıkardığında farkettim 10 yıl geçtiğini. Vay anasını.


Sanırım orta3'te mi neydim Matrix zamanı. Zaten deli gibi film seyrediyoruz sinemada. Harbiye- TRT'nin karşı ara sokağında ara sokak vardı o zaman. Hergün okul çıkışı en az bir filme giderdik arkadaşlarla. Hatta derslerin olmadığı gün abartır bir girer 3 film izler kanlı gözlerle çıkardık. Bende para olmadığı zaman Ali diye bir çocuk vardı, gümüşçüydü bunlar para bok gibiydi yani, o ısmarlardı. Ve bir gün Matrix'in fragmanını TV'de gördüm. Gayet şık, cool bir erkek bir kadın, çatapataküte dövüşüyorlar filan. Filmin konusu hakkında sıfır bilgi mvar ve ben filmi ilk etapta "bir vampir filmi" sanıyorum. Asansör sahnesinde Neo asansörün telini koparım Trinity'le yukarı fırladığı sahne fragmanda çok kısa ve o asansör ipi gözükmüyordu, ben de bunları uçuyor sandım. E siyahları derileri giymişler, bir vampir filmi olması doğaldı.Zaten Blade adlı filmin etkisinden daha yeni kurtuşmuştuk.



Neyse efendim, film çıktı cuma günü, bende para yok, Ali de yok, kaldım öyle. gitmem lazım filme kuduruyorum. Anneme yalvar yakardım, dedim bulaşıkları bile yıkarım ve para gideyim. Neyse işte, aldım paramı gittim Beyoğlu Fitaş'a. Salon da hınca hınç dolu, diyorum alla alla iyi bir film galiba.


Abi film bir başladı, ben bir puştluk seziyorum yani filmde. Follow the white rabbit olayı başlayınca gözlerim pörtleyerek izledim filmi ve son ajan smith sahnesine kadar da tüm tırnaklarımı yemiş bulundum. Film bir "dövüş filmi" gibi gelmişti ama geri dönerken filmi düşünmeye başladım. Ya bir yerde tıkanıyorum resmen. What is the Matrix furyası işte budur. İlk kez izleyen salondan çıkar ve bu soru mutlaka aklına gelir. Abi nedir Matrix? Bu nasıl dövüş filmi lan? Kendimi yedim. Hemen bir daha izlemeliydim ve ertesi gün de babamı yolarak tekrar gittim Matrix'e. Daha dikkatli izledim. 1 hafta sonra bir daha gittim. Yavaş yavaş şekillenmeye başladı kafamdaki Matrix kelimesi ama daha fazlası lazımdı.



Bok gibi ingilizcemle internette yorumları okur bir şeyler çıkarmaya çalıştım. Ettim buldum. Sonra VCD'si çıktı Matrix'in işte. O zaman bende de Playstation1 var, bir aparatla film seyredebiliyoruz. Ve o günden sonra "hayatımda en çok izlediğim film" oldu Matrix. Sanırım 1.5 yıl kadar bir sürede haftada 2 kez filan seyrettim filmi. Artık her karesini, her repliğini, her mimiğini, tüm dövüş kareografilerini filan ezberlemiştim. Okulda bir birimize MAtrix'ten laflar söyler kavga ederdik ama öyle kavga değil. Biri ajan simit olurdu birimiz de Niyo, o sondaki kavga gibi kollarımızı hızla çarpıştırarak savuşturmaya çalışırdık bir birimizi. Of çok eğleniyorduk ya. Hatta ben bir keresinde gaza gelip o son Neo tekmesini Selim'in karnına doğru atmıştım da çocuk nefes alamamıştı bi süre haha.



Tabii MAtrix2in aslında 3leme olduğunu öğrendiğimizde asıl şoku geçirmiştik. Allahım nasıl bekleyecektik ikinci filme 4 yıl? Öyle de bir bekledik ki, öff yani. MAtrix 2 çıktığında ilk seansta biletimi almıştım. Tabii ki ilk film kadar mükemmel değildi ama konuyu devam ettirdiği için benim için çok özeldi. Monica Belluci'nin de olması ayrı bir hoştu. Artık Matrix evreni derinleşiyor, felsefesi ortaya çıkıyordu. 6 ay sonra da üçüncü film geldi. Gözü yaşlı bir şekilde Matrix'e veda etmiştik. Film neredeyse kötüydü ama Neo'nun fedakarlığı, gerçeklerle yüzleşmesi filan of yani. O hüzüntüyü bile dün gibi hissedebiliyorum.



Ondan sonra zaten Matrix forumları doldu taştı. Matrix bir senaryo değildi. Herkes bir film çekebilir, herkes bir senaryo yazabilir hatta herkes bir üçleme film senaryosu yazabilirdi ama çok,çooook, çoooooook az kimse bir evren yaratabilirdi. Wachowski kardeşler bunu başarmıştı. Matrix diye bir evren yaratmışlardı. Makinelere hayat verip yapay zeka veren insanoğluna, makineler savaş açmıştı, güneş enerjisiyle çalışan makineleri de yok etmek için insanoğlu gökyüzünü yok etmişti. Sözde makineler yok olacaktı ama zeki makineler enerjiyi, insandan, bio-enerji olarak kullanamyı bildi. İnsan bir pile dönüştü. Makineler için insanın doğumu demek enerji demekti. Bu insanlar da bir plug ile matrix'e bağlanıyor, altmetniyle "yaşadığını sanıyorlardı". Halbu ki öyle değildi, asiler yerin dibine inmiş, Zion'u korumayı başarmıştı. Son insan şehri. Ve olaylar gelişmişti... Matrix tam anlamıyla bir evren gerçekten. Makinelerin seri numaralarına, tüm yan karakterlerin hikayelerine hatat haritalarına kadar her şeyi olan bir evren. Matrix'in oyunları + 3 filmi + animatrix + çizgiromanları derken Matrix evrenine ait ne var ne yoksa okudum. Hatta o abartı Matrix felsefe kitaplarını da okudum. Daha çok büyülendim. Sonra ilk izlediğimde sandığım " bir dövüş filminden" ne kadar çok uzaklaştığımı gördüm. Gerçekten de, Matrix ne DEĞİL deseler, en güzel cevabı "Bir dövüş filmi değildir".
Tüm filmleri Bluray olarak muhafaza eder, ara ara kafam sıkılınca açar izlerim. Büyülenirim tekrar. Son 10-15 yılın kesinlikle en büyük bilim-kurgu yapımıdır Matrix. Ha bu Matrix'ten daha büyüğü yoktur şeklinde anlaşılmasın bu. Matrix bir çok filmden, bir çok animeden esinlenerek yazılmıştır, başta Ghost in the Shell olmak üzere. Ama bundan bile ben bir güzel pay çıkardım, animelere merak salmış ve izlemeye başlamıştım.



Dünyanın en iyi animasyonlarına, CGI'larına sahip üçlemenin hikaye olarak devam ettiği Matrix Online oyunu da Haziran sonunda sunucularını kapatacakmış. Böylece Matrix'in yaşayan son kalesi de bitecek. Zaten başka oyunu yapacak materyal de kalmadı. Matrix 4 kesinlikle yapılmayacak (Aslında Matrix: Zero iyi olurdu. Her şeyin öncesine gitsek mesela?)

10 yıl için matrix'e tüm hürmetlerimi sunarım. Her ne kadar wachowski kardeşler artık yaratıcı takılmasa da (ki Andy döndü-kadın oldu) belki bir, başka bir evren daha yaratır bu manyak insalar. O güne kadar ...All Hail Matrix!


Ajan Smith: "Why, Mr. Anderson? Why do you do it? Why get up? Why keep fighting? Do you believe you're fighting for something? For more than your survival? Can you tell me what it is? Do you even know? Is it freedom? Or truth? Perhaps peace? Yes? No? Could it be for love? Illusions, Mr. Anderson. Vagaries of perception. The temporary constructs of a feeble human intellect trying desperately to justify an existence that is without meaning or purpose. And all of them as artificial as the Matrix itself, although only a human mind could invent something as insipid as love. You must be able to see it, Mr. Anderson. You must know it by now. You can't win. It's pointless to keep fighting. Why, Mr. Anderson? Why? Why do you persist?"


http://www.imdb.com/title/tt0133093/
Tepkiler: