3.5.09

ergenlikten kalma sancılı şiirler



Bugün kendimi yalnız hissettim. Baya baya yalnız.



Uzaya doğru savrulmuş, oksijeni hiç bitmeyecek, bu karanlığı hep görmek zorunda olan bir astronot gibi hissettim kendimi. Seçme hakkı olmayanından.

Güzel, pozitif şeyler düşünmeye çalıştım, olmadı. İşe yaramadı. Hani böyle bir partiye gidersiniz, 999 kişi eğlenirken 1'i ceset gibidir, alakasızdır, hah bendim o.



Ona buna kulp takarak çevremden uzaklaştırdığım, ya da sevdiğim insanların laflarıyla uzaklaştırmak istediğim insanlar geldi aklıma.


Onlarla şimdiki günüm acaba nasıl olurdu diye düşündüm.
Cevap bulamadım.
Böyle sıkıldığım zaman "eski defterleri" açarım ben. Genelde.
Eskiyi sevdiğimi söylemeye gerek yok zaten.
Çok arşivci bir adam olduğum söylenemez. Hayatımın her döneminden tek tük şeyler saklamışımdır ama.
Çok büyük olmayan bir poşetim vardır, orada işte eski faturalarımdan tutun mezuniyet notlarına kadar şeyler var. Arasında da bir defter. Çok defter var gerçi ama diğerlerine bakmak için henüz erken.
Epeydir açmadığıma yöneldim... Eski kokuyordu resmen.




8-B, No:53 diyor. yani 15 filanım. O zamanlar internette değil de sağa sola bişiyler yazardım. Sorunlu bir ergenlikti benimkisi, böyle rahatladığımı hatırlıyorum.


Gerçi o gün yazdıklarımdan geriye çoook az şey var ama bu defter o yaşlardan. 10 seneyi geçmiş. Zaten çoğunu hangi kafayla yazmışım, hiç hatırlamıyorum bile. Yani fontu değiştirseniz hayır ben yazmadım bile diyebilirim.

Tabii şiir yeteneğim sıfır. Kafiye bilmem ulak bilmem, kelime bilmem ama yazmışım epey bir şiir. Sanırım daha önce de burada bahsettiğim ilk aşk Özlem'in sancılarını çekiyorum, onla ilgili bir şeyler karalamışm ama feci kötü ya, çok gülüyorum okudukça. Henüz buraya koyacak kadar cesaretim yok :) Yani baş harflerle şiir yazılır, hah o bile var :)


Aralardan şöyle şeyler koyayım buraya. O zaman da feci kötümser biriymişim ya. Bir de yazarken acele ediyomuşum galiba, çabuk kopuyormuşum anlamdan. Gülmeyin he:))


"Son baharda dökülen yapraklarda
Saçılıp dizilip
inciler içinde
ağlaşmışlar gülüşmüşler
bir kutu içinde



Sonu gelmeyen bir yola giriyoruz
karanlığı yarıp aydınlığa uçuyoruz
yarı uyur uyanık
bir kutu içinde



attı tan çıktı güneş
yüreklermiz sevgiye eş
ölüp mezara gireceğiz
bir kutu içinde"

:))))))))))))))


-Ay Taşı-
Rüyamda görmüştüm
Aytaşı içinde
Mavi portakal ısırdım
Gök kubbede
demirden taştan
Kartala bindim
Son durak diye
Rüzgar babada indim (bu ne lan ahhaha yarıldım:)))
Melekler uyanma dediler
Kal bu aytaşı içinde
Sevgi üret bizimle diye
Oradan ayrılınca
Bulutlar uçurdu
Umut fışkıran dağın içine
Kapanıverdi gözlerim önünde
Uçuşuyordu kanatlı atlar
Birden kırıldı kanatları
Kara bulutlar üstünde
Bir aytaşı içinde
Aniden uyandım
Kan revan içinde
Sonra üzüldüm
Bu bir rüya diye


offf facia hahaha. Hande Yener şarkı sözleri gibi yemin ediyorum puahuauh...


Biraz da alıntı şeyler yazmışım bir yerlerden, şu hoş mesela

işte gördük seni dünya
ne gerçeksin ne de rüya
bir resim çizilmiş suya
sahte ışık sahte boya





Kendimi bildim bileli, her defterin, sağ taraftaki yaprağın sol köşesine kenar süsü çizerim. Geçen gün kursta farkettim not almıyorken anlamsız silüetler karalıyorum. Ama öyle klasik şeyler değil. 3D şekilleri birleştirmek, ilginç tipografilerle adımı yazmak. Kerning filan kasmışım epey bea.


Ben imza atmayı epey geç öğrendiğim için, çok kastım imzama. 1 kaç milyon kez denemişimdir yani. Her defterim doludur böyle anlamsız şekillerle. Kareli sayfalar favorimdi. Daha düzgün karalanıyor diye. O defterler evde kaldı sanırım. Bir getirttireyim. Sanırım bir süre daha eski defterleri kurcalayarak geçmek zorunda günlerim...



Rüzgar babada indim hahauhauausdwqyeapsgdh
Tepkiler: