11.4.09

Kusursuz An ve Mamut


Film festivalinde mamut'u açıkçası büyük hevesle, umutlarla oturup izlemedim. Her ne kdar Gael'i çok sevsem de yine pek umutlu değildim.


Bir bütün olarak da zaten film harika değil. Hatta ayrı ayrı ele aldığımızda da sinematografik olarak harika değil ama beni böle aralarda bir kaç detay bulur çeker. Kendime yakın bulurum en boktan filmlerden bile bir şeyler, severim. Mamut da böyle oldu. İlk önemli detay, karakterimizin bir oyun delisi olup, henüz büyüyememiş bir ruha sahip olması. Ama internette çok para getiren bir oyun sitesi var ve 40 küsür milyon dolarlık bir iş anlaşması için yurt dışına gider. Evinde de karısı ve ufak kızını bırakır. Karısı çok yoğun çalışan bir doktordur. Kızıyla çok az ilgilenebilmektedir. Bir adet dadısı vardır Filipinli. O da iki ufacık oğlunu ülkesinde annesine bırakıp burada büyük bir özlemle para kazanmaktadır. Film boyunca tüm hayatları izleriz.


Film hayaller, umutlar ve fedakarlıklar filmi. "Değer" sorgusu sık sık yapılıyor. Değerli şeyler gösteriliyor, sonra da en değerli şeyler. İnsanların nerede kaybettiklerine örnekler veriliyor. Film gibi değil. Günlük bir haber gibi. 100 lerce kez gördüğümüz, görebileceğimiz cinsten. Mamut kelimesi ise çok iyi bağlanıyor filme. Harika bir metafor olarak zihinlerde yer edecektir kesinlikle. AMMAAA


Filmde bir "kusursuz an" gösterimi var. Senaristin bir an için telapati yaparak benden birşeyler çaldığını düşünüyordum ki aha yuh lan dedim filmi izlerken.


Bir şeyin kusursuz olması basitliğiyle ilgilidir bence. Ne kadar karmaşıksa, ne kadar zorsa o kadar kusursuz olmaya uzaktır. Küre gibi düşünün. Kusursuzdur bence. Film de zaten "insanların yüksek mutluluk, kusursuz huzur"a ulaşmak için ne kadar zorladıklarını, ne kadar mükemmelleştirdiklerini, uzaklara değil çok daha yakına bakmaları gerektiğini ve ne kadar yanıldıklarını dile getiriyor. Bir annenin asıl yapması gereken şeyin aslında başka bir ülkede çalışarak çocuklarına gelecekleri için para yollaması değil, onların yanında olup savaşmasıdır önemli olan, örnek 1.


Ben de hep kusursuz an nedir nedir düşünen biriyimdir. Geçmişte de bir kaç tane "bitmesin bu an, saniyeler" dediğim bazı anlar oldu. Ama en büyüğü -gerçekleşmeyeni- şöyle idi. çok basit bir koltukta diklemesine otururken bacağıma eşimin yatışı. Onun da kolları arasında böyle ufacık, yumru yumru bir çocuk, bıcırımın olması, ikisinin de kafasının üstümde yatıyor olması ve benim ikisini de otururken izliyor olmam mum ışığında, kusursuz anım olarak planladığımdır. Gayet basit, gayet sıradan,gayet herkesin kavuşabileceği cinsten, özel olmayan, olabilitesi yüksek bir istek. Gün gelir elbet yaşarım inşallah bu anı ama şu andan bile tek korkum, kusursuz an bile olsa biteceğidir. Sonraki gün, yine herkes işine gidecek, birilerine para kazandırmakla uğraşacak veya kıç büyütecek ve akşamın gelmesi için dua edecek. O anı tekrar yaşama umudu ile...


Belki de biteceği için kusursuzdur bu anlar? Bitmeseydi sıradan bir an olurdu? Bitişleriyle değer kazanır bu anlar belki? kim bilir...
Tepkiler: