2.4.09

İroninin gücü adına...



Oldum olası ironik şeyleri hem çok çekici hem de itici bulmuşumdur. Sanırım kendim de bi çelişki-ironi yumağıyım, ondan kaynaklanıyor. Bunu sadece karşı tarafta gördüğüm zaman bazı şeylerin battığını hissediyorum sadece. (konunun inceden laf sokmayla ilgisi yoktur, o da başka bir yönü ironinin)




Bir nevi yalancılık, kendinden emin olmadan atılan adımların, insanın kendisine söylediği fısıltı yalanlar topluluğu olarak geliyor gözüme kulağıma ironiler.



Hayır bu mesajımı bir şey yaşadım da gördüm de duydum da diye söylemiyorum. İroninin ne kadar aslında hayat olduğundan bahsediyorum sizlere. Evet İroni = Yaşam. Maalesef. Hepimiz ironiğiz sloganı burada işe yarıyor mesela...




İroni üzerine bir şeyler çekmek için toplaştığımız günden beri konuya biraz daha ilgi duydum. Dilemma ile arasındaki farklar, çelişkiden sıyrıldığı yerleri filan düşüneyim dedim. Ne kadar saçma bir şeymiş.



"Faşistlerden nefret ediyorum, X halkında da" diyip paradoks arasında kalıp bunu anlamaya çalışmanın bir manası yokmuş. İnsanlar hatalarına sadece sıfatlar bulmuşlar. Evet, bu bir hatadır; faşistliği öğrenememiş bir kişinin faşizan takılması bence çok traji-komik.




Ya da "Erkeklere hiç ihtiyacımız yok" diyen birinin hayatının her saniyesinde bir erkeğin bulunması... 2 sevgili arasında sadece 12 saat oynayan kadınların bu tatlı su feministlikleri de ironidir, ama bana kalırsa hata yapmaya devam etmekte ısrar eden bir bayanın hazin sonunun geçmişteki komik karesidir.




Ya da anarşist gençliğin klavye şövalyeliği. Text bazlı adventure oyunlar vardır ya, onlara benziyor yurdum anarşikleri. Sdece yazıyorlar. Tabii ne anarşistim ne de anarşistlere anarşiyim. İdeolojileri genelde yargılamam (ironik insanları yargılıyorum gibi ama???) ama insanların bulunduğu saflarda aslında bulunmadığını anlamalarını ve bununla da barışık yaşamasını isterdim. Örneğin Fransa'da öğrenci harçlarına, biletlerine zam yapıldığında şehri yakan da anarşist gençler, burada okul konsolosluklara yumurta atanlar da... Sıfat aynı ama verilen yıldızlı pekiyi'ler farklı olması lazım.




Örnekler o kadar çok ki. Basitleştirelim. Taksiciler. Her biri işlerin kesatlığından yakınırlar. Yağmur günleri de "Orası çok yakın gitmem" diye trip atanlar da onlardır. Paranın değeri demek ki hava şartlarına göre değişiyor. hiç birinin o zaman kışları aldıkları ücretlerden şikayet etmemeleri gerekiyor çünkü en çok kışın taksiler kullanılır. Var mıdır bunu düşünen taksici. Sanmam.



Veya kendim. hardcore müzik sevmem diyio en büyük temsilcilerini öküz gibi dinlemem örnek olarak gösterebilir. Veya Pantera ne boktandır diyip 2 sene içinde en ço kdinleidğim gruplar arasına girmem veya. Onu çok iyi tanırım dediğim birini aslında hiç tanımadığım gerçeği gibi neler neler...

Peki "İRONİ, İNSANIN KENDİSİNE YAKIŞAN YALANI KENDİSİNE SÖYLEMESİ DEMEKTİR" desem çok mu yannış oluyor (böyle büyük harfli yazmayı da seviyorum, çaktırmıyorum)

Efffet, konu aslında her zaman olduğu gibi "düşünmeye" geliyor. İnsan düşündükçe var maalesef edebi eserlerde text bazlı olarak yer aldığı gibi. Kimimiz düşünmeyi yaşlanınca kendini dine vermek gibi görüyor, kimimiz boşa enerji harcamak, kimimiz de skeyim böyle hayatı, ne gereği var diyerekten (düşünen de ölüyor düşünmeyen de yani). Kimimizde böyle blog köşelerinde saçmalayıp 1'leri 0'ları dakikalar eşliğinde tüketiyor...



Herkesin ama herkesin öleceği şu kompleks zaman-mekan arasında insanın da hiç ölmeyecekmiş gibi davranması ironi midir acaba? Yoksa ironi olduğuna inandığın bir şeyi sorgulamak da ironinin küçük bir ironisi midir kelime oyunu yapmadan? No fucking idea...

Tepkiler: