20.4.09

Gel, hayalini kur...


Evet, bu post hayal kurma ile ilgili, ama çok keyif alabileceğiniz türden bir hayal olmayacak türden. Hatta %99.9 olmayacak bir hayalden ibaret ama heyecan vereceği bir gerçek.


Bu benim uyku sorunu yaşadığımda veya sıkıldığımda hayal edip kendimi yapay olarak heyecanlandırdığım bir hayaldir yani trafiğe kapalı alanda kurulmuştur.



Evde teksiniz. Hatta tek yaşıyorsunuz. Yorgunluktan bitkin bir halde kafanızı yastığa koymuş aynı anda da uyumuşsunuz. Sinekleriniz bile var.


Hayal mi gerçek mi anlayamadığınız bir fısıltılar, patırtılar var. Rüya sanıyorsunuz ama olmadığını anlayıp gözlerinizi fal taşı gibi açıyorsunuz. Odanızın kapısını açıp holden yürüyor ve kapıya yürüdüğünüzde kapınızın önünde bir şeyler olduğunu anlıyorsunuz. Haliyle korku kanınıza karışmaya başlıyor ama hırsızdır beni duyunca gider diye "KİM OOO" diye tedirgin bir ses tonuyla kapıya söyleniyorsunuz. Ve sessizlik. Gitti sanıyorsunuz ama BAM... Kapıya koca bir tekme iniyor. Kitlediğiniz kapının dili kurtuluyor. Halbuki çelik kapıydı hani açamazlardı! Bunları düşünecek zamanınız yok ama henüz kapı da açılmadı çünkü çelik zinciri/askısı kapıyı tutuyor. Bir elin sığabileceği kadar açık kapı ve ...


"Hadi aynı anda üçümüz omuz atıyoruz mk kapısına" diye tok bir erkek sesi duyuyorsunuz. Kapı az sonra açılacak. Bir omuz daha geliyor kapıya. telefonunuz geliyor aklınıza, polis, 155 ama çok zor artık. Adamın biri elindeki silahı kapıdan sokup susturucusuyla rastgele ateş ediyor. Duvara seken kurşunlar korkunuzun son damlasını taşırıyor artık. Ölmek üzeresiniz!


Halbuki kapıdaki üç izbandut adam yanlış eve baskın yaptığının farkında bile değil. Patronlarının verdiği adresi tek numara ile karıştırıp, tanımadıkları bir evegirip tanımadığı br kişi için emir almışlar ve o siz olmasanız da öleceksiniz orada öylece şoka girmiş durursanız.


İşte hayal zamanı. Kaçmanız lazım. Belki 1 dakikanız var kapının kırılmasına... Şu anda bulunduğunuz evden artık öyle bir rota çizmelisiniz, öyle katakulliler yapıp evden çıkmalı veya çıkmış gibi yapmalısınız ki ölmekten kurtulun. Run to the hills, run for your life!!!

(belki ben de sonra kaçış planımı bu post üzerinde yazarım :)))
Tepkiler:

4 yorum :

GeoMetro dedi ki...

öyle bi durumda ben boku yedim o zaman.. en üst katta oturuyorum, zemin komple beton. öyle yan balkon filan da yok atlayıp mabadı kurtarayım.. bu durumda nasıl olsa ölecem diyip; balkondan aşağı tutunarak ve yusufla ortak hareket ederek kendimi aşağı sarkıtırdım. akabinde ya allah diyip kendimi aşağıda ki balkona bırakırdım. artık düşersem allah günahlarımı affetsin.. ama amaç düşmek değil alt bakonun kenarına tutunmak. tutunursam artık bi şekilde balkona girer ve elemanlar gidene kadar sinerdim bi köşede.. mekanım hayal kurmamı engelliyor. naapiim??

Volkan dedi ki...

alt kattaki balkona atlamak da işte bir hayal :) kurmuşsun ne güzel :)

Golyadkin dedi ki...

Volkan sen yazınca farkına vardım. Ben günlerdir apartmandan aşağı düşüyorum, götüm atıyor sonra başkasının katına düşüyorum. 30 kere gördüm bu rüyayı şmdi farkına vardım bak... vay mınakiiii

Volkan dedi ki...

hayra alamet değil. hele ki 30 kere görmüüşsen :P