8.4.09

"Bana değil, gözlerime bak!"


Metrolara bayılıyorum. Yani öyle şekline şemaline hızına değil.


Bildiğiniz gibi modernitenin getirdği bir şeydir "göz göze gelmeme". Aranızda var mı gözlerini fal taşı gibi açıp herkese bakan? Çok azdır. Çünkü bu konuda paranoyalarımız vardır. Biri size dik dik bakıyorsa, "ulan napcaksa bana, bak bak nereme bakıyo, acaba sümüğüm mü aktı, aslında o kadar büyük değiller, niye bakıyorsa, ne demeye çalışıyor, git be pis adam, yüz kişi arasından niye ben" gibi şeyler düşünmüşsünüzdür elbette :) Doğrudur veya yanlış değil konumuz. Sadece "göz teması" nın toplumumuzda, özellikle de metropollerde ne kadar yok olduğudur. Edildiğidir. Ben kendimden biliyorum, genelde göz teması kurduğumda kaçırırım gözlerimi hemen. Bir refleks olmuş gibi. Farkına vardığımda buna engel olmaya çalıştığım bir refleks.


Ama bu durum metroda değişiyor. Cam var ama dışarıda bir şey yok karanlıktan öte. Özellikle iş çıkışlarında kenarlardaki reklamlara da bakılmıyor. Boyunlar aşağı eğiliyor. Ayakalar. Koca koca ayaklar, ilginç ayakkabılar. Modeller inceleniyor, kirliler tespit ediliyor. Eğer oturuyorsanız kafanız genelde karşınızda ayakta duran kişinin bel hizasında oluyor. Bence yüze bakmak daha mantıklı yani adamın bel altına bakmaktan :) Tabii hatun kişileri genelde rahat oluyor erkeklere göre. Bakıyorlar. Ama erkek baktığında "aaa kesin bana tecavüz etcek, sonra 100 yerimden kesip atcak, sonra yakıcak, sonra küllerime bir daha tecavüz edecek pis mahlukat. Acaba hangi şirkette çalışıyor hmmm" gibi düşündüğünden komik olabiliyorlar. Bi keresinde böyle 20-25 arasında bir hatun, nişan yüzüğünü gösterdi kafasıyla bana. Alt tarafı bacaklarına baktık be :) Evlenelim dedim sanki hahaha.


Metroda işte insanlar 5-10 dakika boyunca göz göze gelmemenin, bir sakatlığa kurban gitmeden yolculuğun bitmesine kasıyorlar. Muhabbetler kesiliyor (dolmuştaki gibi olmaz asla). Binmeden varsa yanındaki koku sıkılıyor. Osuruklar tutuluyor. Genelde cep telefonlarıyla veya okunacak kitapla ilgileniliyor. Çoğu da gözlerini kapatıp müzik dinler.


Halbuki bakmak güzeldir. Anadolu'da çok bulunmadım ama bulundum ufakken. 3 kere köye gitmişliğim vardır. Oradaki insanlar elleriyle kollarıyla size bir şey anlatır ve bunu bakışlarıyla da zenginleştirir. Tanımadıklarına da bakarlar. Süzerler. Arkasında da bakıyorsa demektir ki beğenmiştir sizi. Kötü bir anlamı yoktur. Bunu İstanbul'da gelin yapın bakalım, güzel bir sopa yersiniz :)


Ayrıca gözler yalan söyleyemez ağızlar gibi. Göz teması kuramayanlar o yüzden kendisine güveni az insanlar olarak algılanır. Pek de güvenmezler bu kişilere. İş başvurularında filan bu çok önemlidir. Birisiyle muhabbet ederken de göz teması kurmazsanız, ciddiye almıyormuşsunuz gibi veya anlatılanı anlamıyormuşsunuz gibi anlaşılır.


Göz temasından kaçan bir nesile karşı da en çok reklamcılar bu işten karlı çıkar. Gözlerin kaçacağı yerlerde mutlaka reklamlar vardır. . .


Gözlere;


BAK


BAKIN


BAKIŞIN
Tepkiler:

1 yorum :

3rh4nb1 dedi ki...

insanlara güvenmeyen bi' toplum yaratan güzel bir detay.