9.3.09

İnsan insanda neye aşık olur?


Battlestar Galactica izlerken aklıma bi anda böyle bir soru geldi: "İnsan karşısındakinin neyine aşık olur?"


Kaşına, gözüne, kalçasına, bacaklarına mı? Yoksa davranışlarına mı? Yoksa ruhuna mı? Aldığı elektriğe mi?


Fiziksel özelliklerine aşık olan insan ne kadar aşıktır sorusunu beraberinde getiriyor tabii. Seçme şansı olmadan, annesinden babasından yadigar olan birşeye 3. bir kişi gelir aşık olur. Aslında olur, sonuçta beyindeki hormonlar diğer aşık olduğunu söyleyen sınıfdaşlarıyla aynı çalışır. Şahsi görüşüm, kolaycılıktan başka bir şey değildir. Adriana Lima'ya aşık olmayan ölsün yoksa :)


Davranışlara aşık olmak? Sevecenliğine, iyilik severliliğine, saygısına, ahlakğına veya bunların tam terslerine (var böyle insanlar) aşık olanlar da bu tip "huy"ların anlık değişimlere maruz kalabileceği, insana yapışmış bir etiket olduğunu düşünmez mi? İyi sandığınız bir insan dünyanın en kötü insanı olmaz mı hiç? Olur elbet. Ya da o sevecenlikten ölüyo dediğiniz kişi bir bakmışsınız baltanın önde gideni olmuş... Aslında davranışlara aşık olmak bir yerde daha mantıklı ama o davranışların sahibinin "tecrübe" konusunda master-degree olması gerek bence. Hayatında hiç bir şey yaşamamış, kavanozundan yeni çıkmış birinin davranışlarına aşık olmak, bile bile ladesten öte değildir ama kabuğunu 10larca kez kırıp karşınıza çıkmış birine de aşık olmanın tadı bir ayrıdır sanırım. Ama ne kadar "aşkın tanımına" uyar, tartışmaya açık.


"Ruhuna aşığım, ruh eşimsin"... %99 geyiktir. Yalandır. Tabii ki çift taraflı bir yalan değildir. Bir taraf mutlaka inanır, belki de öyledir ama maalesef elmanın bir tarafı çürüdüğünde diğer tarafa da bunu bulaştırır. Kaç milyarda 1 şansla iki insanın bir araya gelip de ruha aşık olması imkansız değildir, ama filmlerde veya destanlarda karşılaşabiliriz galiba. Ama harbiden de denk geldi mi, en "aşk" budur sanırım.


Aldığı elektrik? Barda oturursunuz, bir bakışta içiniz cızzz eder, aha dersiniz noluyo, kelebekler kalktı, evet evet aşık oluyorum diye yaklaşırsınız. Ah canım benim, bir çok sıfat arasından aşk'ı buna kapak edersin. Halbuki aşk hariç bi çok şeydir bu. Abazanlığın getirdiği bir şey olabilir, sevgi tomurcuklarının tohumu olabilir, veya o kişiyle tanışmak için kendine uydurduğun bir yalan bile olabilir. İçlerindeki en heyecanlı olanıdır, bilmezsin ne hissediyorsun çünkü, hele 2 taraf da aynı şeyi hissediyorsa hoş bir bekleme alır yerini, bu basit hissin evrimleşmesi beklenir, beklenirrrr. Zaman geçer, bir şeyler de evrimleşir ama aşka çevrilmez tabii. Amerika'da evlilikler bunun üzerine kurulur derler hatta. O yüzden neredeyse boşanma oranları %50lerde... Tecrübe edilesi, ağzının yanılası bir yanı da vardır. Ki bir dahaki sefere (ki olursa şükür) üfleyenerek içilsin o ayran.


Bir de çok ayrı bir taraf vardır "aşıklar arasında"... Örneğin aşkım dediğiniz insan bi şekil kaza yapmıştır. Hastanede öyle yatıyordur. Cihazlara bağlıdır. Konuşamıyor, tepki vermiyordur (bitkisel hayatta değil ama). Her an uyanabilir ama. Galactica'da izlediğim kısımda işte Starabuck bunu yaşıyor. Kocasına bunu söylüyor. Tek istediğim sensin diyor...


SEvgiliniz size dokunmasa, konuşmasa sizle, güzel şeyleri ondan uzun zaman duymasanız, ilgilenmese, hatta dönüp bakmasa, tepki vermese hatta yokmuşsunuz gibi nefes alıp verse muhtemelen o kişiden ayrılırsınız. SEvmiyor beni dersiniz. Ama işte hasta yatan biri bunları size yapsa (yani yapmasa) onun başında haftalarca bekler, ağlar, uyanması için dua eder, parmağını kımıldatması için herşeyinizi verir ve sağlığına kovuşup tekrar gülmesi için canınızı bile ortaya koyarsınız... Aşkın bedeniziden uçup gidip gitmemesi sadece "bir kazaya" mı bağlı? Yoksa hepsi kendimize anlattığımız hoş bir yalanın parçası mı? Bir tabloya da aşık olamaz mıyız? Veya sudaki yansımamıza? Rüyamızdaki kişiye? Kitaptaki bir karaktere? filmdeki bir oyuncuya?...


Yarım tablet çikolata veya orta boy otun beyinde uyandırdığı yer, çalıştırdığı hormonlarla uğruna "ölürüm öldürürüm aaaabiii" dediğiniz şey eşdeğer mi (kağıt üstünde evet)? Yoksa kelimenin arkasına saklanmış başka bir boyut mu söz konusu? Hiç bir koşulda, hiçbir şartta, hiç bir mekanda, hiç bir zamanda değişmeyecek; hiç bir fizik kanununda etkilenmeyen, mikroskop altında gözükmeyen, x-ray cihazında belli olmayan, en iyi yazarların bile kelimeye dökemediği ama "bildiği", ispatlayamadığı, ispatlayamayacağı, gösteremeyeceği başka bir şey mi var? Bence evet. Var. Dünyayı döndüren şey bu olsa gerek.


Tepkiler:

1 yorum :

LoLLa dedi ki...

"SEvgiliniz size dokunmasa, konuşmasa sizle, güzel şeyleri ondan uzun zaman duymasanız, ilgilenmese, hatta dönüp bakmasa, tepki vermese hatta yokmuşsunuz gibi nefes alıp verse muhtemelen o kişiden ayrılırsınız. SEvmiyor beni dersiniz. Ama işte hasta yatan biri bunları size yapsa (yani yapmasa) onun başında haftalarca bekler, ağlar, uyanması için dua eder, parmağını kımıldatması için herşeyinizi verir ve sağlığına kovuşup tekrar gülmesi için canınızı bile ortaya koyarsınız... Aşkın bedeniziden uçup gidip gitmemesi sadece "bir kazaya" mı bağlı?"

evet yaa :s :((
su an farkettim :(

ama işte aşk ya ilahi bir baska güç öyle hastalikli, öyle darmadağın ve öyle illetli ki..