28.3.09

Ben "Flashback" gördüm


böyle bazı filmlerde vardır; bir eşyanın, yapının, mekanın bi tarafı günlük yaşamdayken bir tarafı da eskiye döner, anılarınızı orada görürsünüz. En son Frankly'de izlemiştim bu türlü bişi


ama bugün Şişli'den geçerken ufakken babannemin yanına sürekli gittiğim binanın önünden geçen flashback'lere boğuldum. Bahsettiğim bina Şişli migros'un tam karşı sokağındaki şu anda tamamen kapanmış, harabemsi bina. Bahsettiğim zamanlarda ise içerisi curcunaydı, bi çok muhasebeci, avukat filan yer edinirdi burada. Asansör hep dolu olurdu. Şimdi kapıları kilitlenmiş, terkedilmiş, camlar yıkık dökük halde Şişli'ye bakıyor.


Oranın en üst katında çalışırdı babaannem. Ünlü avukat Mehmet ali cimcoz'un yanında çalışırdı (Adalet cimcoz karısı olur) . Sanırım ilk okula yeni başlamıştım, sık sık giderdim buraya, bizim ev kadar kocaman terası vardı, çiçeklerle doluydu. üstü açık olduğundan güneş zemini kızdırırdı. çorapsız gezmeyi çok severdim. bi yere su döküp 5 dakika sonra oradan yok olmasına anlam veremezdim, buharlaşma nedir bilmiyodum bile :) Ben de böyle epey munzur manyağın tekiydim. Eskiden tam binanın önünde otobüs durakları olurdu. Ben de aşağı su dökerdim durmadan. 5 dakika sonra zile abanırlardı ulee kim o su döken getirmeyin orayaaa diye. babaannemden azarı yerdim. En sonunda hortumu saklamışlardı ben de çareyi aşağı işemekte bulmuştum hahaha... Zil değil kapıya kadar gelip bozuk çalmışlardı. Bi süre gitmedim zaten ama sonra uslu çocuk rolüyle gitmeye başladım.


Ev ev değil köş gibiydi. 2 tuvaletli evi ilk kez orada görmüştüm. 6-7 koca odalı bi yerdi. Saklanbaç oynardık yiğenlerle zor bulurduk bir birimizi...Avukat olduğu için kocaman bir odası, yazanesi kütüphaneydi, her şey vardı yani. Bana kitaplar verirdi mehmet ali cimcoz, böyle imzalı filan şeylerdi tabii ben değer bilmezdim ehe ehe diye yırtardım filan. Kafama sıçayım, en büyük pişmanlığım budur sanırım o zamandan... Öldüğünde binlerce kitap bırakmıştı arkasında. Babaanneme kalmıştı hepsi, yarısı da bizim evdeydi ve ben atari salonlarına para yetiştirmek için çoğunu sahaflara sattım. O kitapların şimdi çok değerli olduğunu yeni yeni öğreniyorum kafamı mkim...


Zamanın karşısında hiç bir şey duramıyor. Beton bile, anı bile; silikleşiyorlar birer birer... hala hatırlıyoken yazayım istedim.
Tepkiler: