28.2.09

Nip/Tuck Sevenler Cemiyeti

Beauty is a curse on the world. It keeps us from seeing who the real monsters are.


Diyor sezon 3'ün belası The Carver. Ne de güzel diyor. Tüm diziyi özetler nitelikte. "Güzellik başa bela" da deriz ya, bu dizide bunu aslında çok iyi, etkileyici ve sertçe görebiliyoruz.


Nip/Tuck aslında ilk 4 sezon itibariyle çok popülerdi. Sonra senaryodaki değişiklikler, kriz, peşi sıra gelen inanılmaz uzun bir ara derken haliyle tüm eski izleyicileri koptu yeni de izleyici elde etmekte zorlandılar. Çünkü NipTuck diğer diziler gibi her hangi bir bölümden girdiğinize içine girebileceğiniz bir dizi değil. Baş 2 karakter Sean ve Christian, belki de Ameriak dizi tarihinde kökleri çok iyi atılmış en iyi karakter.


Dizi her hafta çıkmaya devam ediyor şu sıralar, hiç alışık olduğumuz şeyler değil bunlar. 5 sezon 21. bölümü gösterildi en son. Ve izleyip yerlere yattım gülmekten. Evet, bir dizi bu kadar empatiye tuzak kuran, bu kadar sert olabilirdi.



Bu dizi biraz fantastik gibi gözükse de zamanında okuduğum bir röportajda, yaşadıklarını, gördüklerini yazdıklarını; bizlere abartı diyenleri de hiç samimi bulmadıklarını dile getiriyorlardı. Sanki kimse porno izlemiyor, başkasıyla sevişirken başkalarını hayal etmiyor gibi davranıyor diyorlardı amerikanın sakin halkı için. O yüzden tarihe "çok sert" bir dizi olarak da geçti zaten (buna artı olarak da gerçek ameliyat görüntü kullanmaları da büyük cesaret).



Örneğin bir kadının dudaklarına vaginasından parça dikilerek yeniden oluşturup kocasına yalan söyletebiliyor bu dizi. Hem de kocası bilmiyor o dudakların neyden yapıldığını. Yine aynı çiftin koca tarafı bir gün kanser olduğunu öğreniyor. Ve karısını getiriyor tekrar bizimkilere. Diyor "ben yakın zamanda öleceğim, karım da mutsuz olsun istemiyorum. Güzel biri olsun da, ben ölünce biri bulabilsin". Kadın tabii yaşlı, adam da yaşlı. İşte kadın ağlıyor "onsuz bir hayat düşünemiyorum" filan. Kadına acıyorsunuz tabii. Bir ömür aynı yastığı paylaşan adam kısa süre gidecek, orası boş kalcak ve yaşlısın ule, yalnız öleceksin... İşte öyle olmuyor. Ameliyat sonrası bizim yaşlı hanım gayet güzelleşiyor yaşına göre. Ve o da ne lan! Adam yanında kendisindne daha yaşlı bir adamla geliyor hhaha. Diyo "ben ölünce bunla evlencen, yeni kocan bu olcak" hahah. Kadın tabii beklenen tepkiyi veriyor, bozuyor kocasını, üzülüyor küsüyor filan. Sean da destek çıkıyor sonra kocası geliyo işte özür diliyor, affet beni, şöle böle derken bak bu sefer bunu getirdim diyo. Anaskkiii derken bi bakıyoruz böyle orta yaşlı, yakışıklı, ultra centilmen, el öpen biri bu. Hah diyoruz kadın kocasını keser bu sefer derken hahah kadın yelkenleri suya indiriyor. Gözler çakmak çakmak, yanıyor resmen :)) koluna filan takıyor adam kocasının önünden yürüyor müstakbel 2. kocasıyla :) İşte nipTuck bu kadar gerçekçi, empati kuranı pişman eden, sert bir dizi :))


Daha ne anlatsam beğenirsiniz? Ha evet. Yeni bir doktor alıyorlar yanlarına. Bu da 45'lerinde filan. Cool biri. Bildiğin zevk sahibi adam. Christian'ın ofisine taşınıyor ve kadife kanepeye tip tip bakıyor. E güzel kanepe, tasarımı hoş diyoruz geçiyoruz ama öyle değil be abi, niptuck bu :)) Hatun inlemeleri duyuyor doktorumuz. Nevri dönüyor. Başlıyor soyunmaya, donu filan indiriyor, geçiyor kanepenin önüne, ayırıyor yastıkları 2'ye geçiyor arasına hahaha, başlıyor sekse. Evet, tam bu sırada ise ben sümüklü olara gülüyorum, Sean ve Christian da yeni doktoru tebrik etmek için odaya giriyor ve o manzara! İŞTE O! HİHAHAHA. Nasıl izah edersin ağa, gel de anlat. Anlatıyor işte adam. Adam seksüal olarak objelerden hoşlanıyor işte :) onların da bir ruhu varmış, istersek duyarmışız bla bla... Zaten sonra da gidip ameliyat masasına tecavüz ediyo.


Dizide zaten herkes bir biriyle yatmış durumda. Sean'ın eşi Christian'la, oğlu Christian'ın eski karısıyla, Christian'ın eski karısı Sean'la, ve aynı kadın (ki porno yıldızı inanılmaz bi hatun) Sean'ın oğluyla, sonra Sean'ın eski eşi lezo olur, partner'ının kızı Sean'la beraber olur (ki dünyanın en güzel şıllık karakterini oynayan AnnaLynne McCord'tan başkası değildir bu) Christian anestesistine yaslar, oğlu gider oğlancı olur,... Alahım neler neler yaaa :))


Diziye hayran olmamın bir diğer nedeni de aslında köklerinde çok gerçekçi olması. Karmaya inanması. Bunu da eldeki karakterleri kullanarak çok iyi yapması. Örneğin Sean biraz daha pasiftir. Ev oğlanıdır. Değer verir aşka. Ama genelde loser bu olur. Ama uzun vadede hesaplandığında Sean'dır kazanan. Prensiplerini, değerlerini "tamamen" yitirmediğinden. Tabii anlık yitirmeler oluyor, o da sürprizi oluyo zaten dizinin. Christian ise havalı, cool, sperman gibi gezen, her gün başkasıyla beraber olmak için her şeyi yapabilecek, yalancı, kısacası bizim türk ergenlerinin ilahı olabilecek ama kaybetmeye mahkum bir karakter olarak iyi yansıtılıyor (ki zaten Christian harbi tam katıksız loser'a döndü son sezon). Tabii bu Ryan Murphy'nin dünyası ama güzellikle bela arasındaki ironiyi de çok iyi veriyor. Yoksa cool olmayın gözünüz dışarıda olmasın, Sean gibi sünepe olun demiyor, sadece çapınız kadarsa belanız da o kadar büyük olur diyor ki herkes bilir bunu, doğa kanunudur. Neyse...



NipTuck sevilir. Rahatsız ruhlara önerilir. A Perfect Lie parçasıyla, 2003'ten beri olduğu gibi, " Değiştirebildiğini değiştir, değiştiremediğini de sakla" diyerekten...

Tepkiler:

1 yorum :

Elladan dedi ki...

AHAHAHA bu dizi ancak böyle güzel özetlenebilirdi. Tebrikler.=) Bir de üçüncü sezon da bombaydı Matt'in aslında kadın olmayan özel öğretmeniyle aylarca beraber olup fark etmemesi, sonra o kadının üvey oğluyla ensest ilişkisi. Christian'ın o kadınla yatması ve olayı gerçeği öğrenmemiz hep beraber. Christian'ın birlikte olduğu kadından doğan zenci!!! çocuğu Wilbur. AHAHA çok bomba diziydi valla, artık bu tempoya ayak uyduramadığım için izlemiyorum. =D