5.1.09

Özlem'le 10 saniye


Hayatbenişaşırtmayadevamediyoreysayınyüceblogokuyucuları...


Özlem'i gördüm bugün. Otobüste gidiyordum. Baktım sağ taraftaki yolda gidiyor. Özlem kim?


Benim ortaokul aşkım. Hatta ilk aşık olduğum insan bile diyebilirim. Orta2'nin başından Orta3'ün ortasına kadar sürmüş bir aşktı bu. Benim gibi çalışkan zeki öğrencinin kafasını başka yöne (göğüslerine mesela:)) çekebilecek kadar güzeldi. O zaman Hülya Avşar tabii katran bağlamamıştı, daş hatundu, ona benzetirdi herkes. Bir gözleri vardı, elllahım, ben hala da öyle güzel mavi gözler görmedim. Neyse efenim ben buna bir tutuldum, pir tutuldum. Okula artık onun için gider olmuştum, ne dersi! Hatta okul 7 gün olmalıydı! Kader daha sonra bizi sıra arkadaşı yaptı ve olanlar oldu. Tabii kız salak değil, anlamıştı neler hissettiklerimi ve karşılık vermişti (ama hiç seni seviyorum dememişti).


Kızın ailesi ayrıydı, anneannesiyle yaşıyordu. Yıpranmıştı o yaşta. Hayata benden farklı bakıyordu. Ben o yaşta henüz bir bok bilmiyordum. O yaşta girmediği bar yoktu taksimde her halde. Sınıfın diğer erkekleri bana "olm o kevaşeyle ne işin var, bi senle o yatmadı" diyorlardı ama kimse gözüyle de görmemişti. Benim de zaten hiç umrumda değildi. Onun yanında çok mutluydum ve hep onla olmak istiyordum. Çok mutluydum onunlayken. O bazen nöbetçi olurdu okulda ben çıkıp gider tekrar giyinip gelirdim okula, akşama kadar onla takılırdım. Yonca evcimik'in bir dizisi var Çılgın Bediş, manyağıydı bu dizinin, onu izler gelir bende uygulardı hahaa, ulan çok güzeldi çocukluğu.


Çocukluk aşkları masumdur derler ya, palavra, hiç de masumca değildi. Bir birimizi ellerdik, keşfederdik oramızı buramızı. Ama ötesine hiç geçmedi tabii bu. Derken ben bunun çıktğı diğer erkekLERİ öğrendim. 1 değil 3 tane filandı. Hepsini idare edebiliyordu. Ama benleyken de beni hiç kırmıyordu. bunun farkında olduğumun farkındaydı, sonra bu erkekleri de beni kıskandırmak için çokça kullandı. Delirirdim, çıldırırdım ama çaktırmazdım., Hee iyi ya der geçerdim. Ona o zevki hiç vermedim ama saçlarım beyazlamıştır kıskançlıktan (o tarihten sonra zaten sevdiklerimi hiç çok kıskanamadım). Yetmedi, Volkan diye başka bir piyanist sevgili yaptı. Derste ay volkan böyle ay volkan şöyle diyor ve ben acaba ondan mı benden mi bahsediyor diye geberiyordum meraktan. Hiç de sormazdım ama. Sonra benim aşkım hiç azalmadı ama biraz uzaklaşma kararı aldım kendisinden. Fen Lisesi sınavlarına hazırlanmalıydım ve onunlayken bi bok yapamıyordum. Ağzımdan salya öyle takılıyordum. Sonuçta o okulun en zeki erkeğiyle ben de en güzel kızıyla flörtleşiyordum ama bir yere kadar dedim APTAL gibi...


Ortaokul3'ün 2.dönemi "ders çalışcam sınav var" bahanesiyle bağlarımı tamamiyle koparmıştım. Günyadın bile demiyordum, ayrı sırada oturmaya başlamıştım. Aynı yoldan okuldan eve gidiyorduk eskiden, rotamı bile değiştirmiştim ama aşkım hiç azalmamıştı çok iyi hatırlıyorum. Sadece o yaştaki beynime göre geçerli bir sebepti bu ayrı kalmam için, olacaklardan habersiz...


Özlem bu ayrılık kararından hiç de memnun değildi. Okula giriş sırasında o yıllarda sıraya girerdik bahçede, şimdi hala var mı bilmiyorum, sırada arkama geçerdi, bir ton güzelşeyler söylerdi, alınmam gerekiyordu ve ona pas atmama gerekiyordu. İçim eriyordu açıkçası ama öküzün önde gideni olduğum için, sıfır pasla ortaokul3 bitti, ben sınava girdim, istediğim fen liselerine de giremedim ve evde bir gün komşuyla otururken telefon çaldı. "Alo volkan, ben özlem, okulun oradaki şu kafeye gelsene, görüşelim"... "Selam özlem, kusura bakma, gelmek istediğimden emin değilim" diyip reddettim. Telefonu kapandıktan sonra o gururlu çocuk gitti, yerine "allahım ben ne yaptım yaa" diyen çocuk geldi. Hazırlığa başladığımda, deli gibi özlemiş olduğumu farkettim özlem'i. Ama bütün iletişim yollarını denememe rağmen ulaşamadım.


O da beni ondan sonra hiç aramadı. Evinin önüne kadar giderdim, ama taşınmışlardı sanırım, hiç gözükmezdi. Anlattığım şu olaylar 13-15 yaş arasında oluyor, belirteyim... Onu arıyorum ve tek derdim özür dilemek, anlatmak tüm olayı, salaklıklarımı dile getirmek. Çünkü onla beraberken ona bazı sözler vermiştim ve o da bunları benimsemişti. Beni affet diye yalvaracak kadar pişman ve özlemiştim ama hiç göremedim kendisini. ulaşamamıştım. Sonra zaten lisede Ayşe'ye aşık olmuştum 1 sene. Unutmuştum o yıl arasında ama öncesine kadar hep kafamdaydı. Sonra da zaten uzun sürecek başka bir ilişkim başlamıştı ama artık büyümüş, akıllanmıştık ya, daha fazla arar olmuştum özlemi. Ve bir gün İstiklal caddesinde kız arkadaşım yanımdayken onu gördüm! Bereket döner'in yanındaydı ve büyük bir şaşkınlıkla "Volkaannnn" dedi. O zaman salak olduğumu anladım çünkü yanımda kız arkadaşım var diye, ona sadece göz kırptım ve kimse farketmeden süratla oradan uzaklaştım. Yine aynı duygular enseme binmişti...


Ben periyodik olarak google'da kendisni aratırdım, hiç bişi çıkmaazdı (hala da +facebook'ta da yok) ulaşılabilir tüm liselerin öğrenci listesine baktım, hiç birinde göremedim. Her halde İstanbul'dan gitti diye umutlarımı yitirdim ve artık bir yalana; onun ÖLDÜĞÜ yalanına kendimi inandırdım. Sonra da çevreme... O yoktu artık, ulaşamayacak, söylemek istediklerimi söyleyemeyecektim ama hiç bir ay yoktu ki aklıma en az 1 kez gelmesin, o günleri hatırlamayayım... Hiç unutmadım.


Ve yaş 25, tarih bugün. Kendisini Harbiye'de gördüm. Yanında da 2 BEBE vardı. Biri yanında paytak paytak yürüyordu, diğeri de henüz bebekti, arabasını itiyordu özlem. Otobüs de tam o sırada durdu ve 10 saniye onu izleme şansına eriştim (eğer 3-5 saniye geç gelsek göremeyecektim). Saçlarını sarı yapmıştı. yakışmış. Gözleri yine harika bakıyordu. Alımlı olmuş. Bebekleri de çok güzellerdi. O anda kitlendim, otobüsten inemedim, cama vurup el sallayamadım. Sadece kitlendim ve yıllarca düşündüğüm o konuşma bir anda devasa ağır geldi. Arkasından bakarak uzaklaştı otobüs... 9 senede 2. kez görüşümdü bu onu. Yine harcamıştım. Halbuki bir birimize o kadar çok anlatacak hikayemiz vardı ki. Başka bir sefere demek bile gelmiyor içimden artık, nasıl olsa yine kilitleneceğim, belki de yine ezik gururu yapacağım. Ama bildiğim tek şey var ki o da, onu kırdım ve yıllardır bunun vicdan azabıyla yaşadığım. Onun "öldüğü" yalanından da çıktım. Ne yaparım ne ederim artık bilinmez...


Tabii çocukken bile olsa insan sevdiğini öyle 2 bebekle görünce çok garip oluyor. 1.5 sene haftada 5-6 gün saatlerce yan yana oturduğum bir insandı sonuçta. Hem ilk dansımı onunla yapmıştım. Her saniyesi aklımdadır. Ama mutlu olmasını isterim gerçekten. Çok hakkeden biriydi mutluluğu. Sanırım bulmuş olacak ki, çok az yaş arayla 2 bebek dünyaya getirmiş. Umarım annesinin yaptığı hataları o yapmaz, harika bir anne olur.


Ama olur da bir şekil bu yazıyı bulur, tek söylemek istediğim aslında "hiç bir şeyi unutmadığım" dır...




Tepkiler:

2 yorum :

YingKissYang dedi ki...

yüzüne baktın mı hiç? huzurlu muydu yoksa dalgın mı? eski sevdiklerimden hep kazık yemiş olsam da, alayının mutlu olmasını dilemişimdir. düşüncelerin çok güzel Volkan... ama onu öldürme. bırak içinde yaşamaya devam eden tatlı bir anı olarak kalsın.

Volkan dedi ki...

tabii ki yüzüne baktım. mutsuz değildi diyebilirim sadece. hiç de yıpranmamıştı. çocuğu 3-4 yaşında desek, o süre zarfında kötü günler geçirmemiş belli.
Öldürmenin işe yaramadığı zaten bilimsel bir gerçek, er ya da geç hortluyorlar :)))