15.12.08

Rewind


Bir yıl daha bitiyor
İşte bu kadar duru,bu kadar yalın
bu kadar el değmemiş
sıradan bir gerçeği daha
kolları bağlı hayatımızın
bir şiire nasıl dahil edilir bir yılın son günleri
her sonda her başlangıçta ve her defasında
alır gibi bir başkasını karşımıza
perdeler çekip,ışıklar söndürüp
oturup yatağın içine bir başımıza
sorgulamak kendimizi
öğrenmek ikizin anadilini,ikinci belleğimizi
öğrenmek kendimizle hesaplaşmanın buzul ilişkilerini
bu aynaların dehlizlerinde gezinirken görürüz
karanlık günlerimizin kenar süslerini
biterken bir yılın son günleri
biliyoruz takvimler belirlemez değişimin mevsimlerini
gençlik ikindilerini
kargınmış bir çocuktuk büyüdüğümüzden beri



Bir yıl daha bitiyor
düşlerim,tasarılarım,yarım kalmış onca şey
her yıl biraz daha kısalıyor öncekinden
bana mı öyle geliyor
yoksa daha mı hızlı ilerliyor zaman
insan yaşlanırken?




Kırdım mı incittim mi birilerin
kimleri kazandım,yitirdiklerim kimler?
kendimi yineledim mi yazdıklarımda?
yeniden düşünmeliyim
dostluklarımı,ilişkilerimi
dağınık yatağım,mutsuz yatağım
çoğalttın mı eksiklerimi
gözlerim çocukluk fotoğraflarında mı kaldı
yitirdim mi yoksa masumiyetimi?
borçlarımı ödedim mi?
doğru seçtim mi soruların fiillerini?
tırnaklarım kesilmiş,dişlerim fırçalanmış,saçlarım taranmış,
giysilerim ütülü,odam düzenli mi?
ödünç aldığım kitapları geri verdim mi?
geri verdim mi aldıklarımı:
aşkları,dostlukları,sevgileri,güvenleri,bağları
kitaplara,sayfalara,satırlara borcumu ödedim mi?
yokladım mı duygularımı
hala sevebiliyor muyum insanları?
ovmalı gümüşlerimi,bakırlarımı,cila geçmeli ahşaplarıma
ovmalı umutları
saklı tutumalı gelecek inancını,yarınları,eksik etmemeli ağzımızdan
hançer kıvamındaki karamizah tadını
şimdi oturup uzun bir hasretlik mektubu yazmalıyım Yavuz'a
sonra köşe başından bir demet çiçek alıp öyle başlamalıyım akşama
yeni bir yıla
ama nedense her şeyin tadı dağılıyor ağzımda
bir sap çiçek mi taşısam yoksa ağzımın kıyısında
aydınlık rengi vursun diye gözlerimdeki buluta...


... Bi Mungan şiiriyle daha gireyim dedim blogçuğuma... Tabii laf olsun diye koymadım; son günler, saatler hatta dakikalarda bana fazlaca anlamlı gelmekte bu satırlar. "Şiir" diyip de geçmek istemiyorum çünkü öyle bildiğimiz anlamda "şiir" değil bunlar. Ha bana kalsa fıkra da olsa değişen bir şey yok. Anlamlı mı benim için, anlamlı. Seviyorum zaten beni tanımayan birinde bir yansımamı görmeyi. Demiştim ya blog sörfleri yapmay ıadet edindim, nice hikayeciklere denk geliyor, ya ben mi bunları yazdım ettim diye. İlginç, bazen de komik oluyo haliyle.




Bitiyor "nasıl girersem öyle devam etmeyen" bir yılım, yılımız daha. allahın insanlara yolladığı bir laneth bu zaman kavramı zaten. Geçen gün ne yedim hatırlamazken geçen yılbaşımı dün gibi hatırlıyorum. nereye kayboldun aşk çocuuu volki he... hahhahah... bu sene biraz daha farklı geçecek sanırım. 7 kule zindanlarında geci bir metal fest söz konusu büyük ihtimal. Children of bodom, sepultra, exodus'un adı filan geçiyor. Son yılbaşım olabilir yani. Zaten abi 7 kule zindanları'nın kalbimdeki yeri apayrı, hala yaşarım Manowar konserini. Şimşekler, yağmur filan, offf...




onun dışında blogcağızım, sağlıktan daha önemli bişi yok ya bu hayatta. Onu bilesin. bileyim. bil. Ki artiztik yapma kendi beynine. Öle emo gibi, orhan gencebay gibi gezerken bi batar parmak ucuna diken "aaa nerdeymişim yaa ben" olursun...




Geçenlerde ezana yakın bi vakitte uyandım. Böyle Lost'ta karakterler gözünü yerde bi anda açıyor ya, aha aynen öyle açtım. ama çok ilginç. Bom boş zihnim. Format atmışlar resmen. Rüya görmemişim, bişiyim yok, gözlerim pörtledi öylesine. Derken Kurtuluş'a yeni taşındığımız yıllar saniyenin 100'de 1'i kadar bir dilimde aklıma geldi... valla




Çocukkene 1.5 yıl kadar servise binmiştim ben. Kartal böyle. Oluya ya arkasında koca pencereli bagajı olanlardan, hah işte Serdar abi onu öğrenci servisi yapmış. Bir de öküz gibi öten kornalar yeni türemiş, onu taktırmış, sabahın köründe möööö diye ötürürdü, ben de bi acele helelelhohohlo diye çıkardım. Hemen bagaja binmek izerdim. Böyle 3 kişi bagaja sığardı. Biri mutlaka ben olmalıydım çünkü bagajda öle ters ters gitmek harika keyifli gelirdi bana. Otobüslerde de ters istikamete binerdim o zamanlar. Hepsi aklımdan inanılmaz hızlarda geçti...




Sonra noolduysa ters bindiğimde midemde bir bunaltı hisseder oldum, ergenlik dönemlerine denk geliyo bu. Bunun geçtiğini de geçenlerde gördüm. Daha doğrusu farkettim. Metroda terse bindim, otobüste terse bindim, böyle ters şeritlerde yürüdüm... Hoşuma gitti. Sanırım birşeylerin benden uzaklaşması keyfini hala kaybetmemişim. Ya da hala bundan keyif alabiliyorum. Sevindim. Çünkü. İnsan çocukken hissettiği çoğu hisleri büyüdüğünde muhafaza edemiyor. "Büyüüüü" emri insanoğlunun en saf hali olan çocukluktan en büyük dilimi alıyor maalesef. Neyse, 1 dilim kalmış dedim, yetti o gece bana. Uyudum. Sanırım horladım da.
Tepkiler:

2 yorum :

yesiltakvim dedi ki...

sitenize V FOR VENDETTA logosunu görünce merak ettim...en sevdiğim filmdir.siteniz güzel.tebrikler..

Volkan dedi ki...

Teşekkür ederim "Umut Hep Orospudur" lafını beynime sokan Yeşil insan ;)