11.12.08

Karakter



Böyle blogger'ın kontrol penceresine bönbön bakarken, onlarca yazılacak şeyden "şunu yazayım" dedim.




KARAKTER... Artık o kadar basite indirgenmiş ki günümüzde, ilk duyduğumuzda aklımıza bir şey getirmeyen, "Eee yani, karakter, noolmuş?" dedirten bir hal almış. Bunu nerden görüyorum, çevremdeki, çevremdeki insanların çevresindeki insanlardan; filmlerden, senaryolardan hatta oyunlardan...





Bence parmak izi kadar karakter de kişiye özeldir. Sanmıyorum ki dünyadaki 2 insanın karakteri aynı olsun. Tabii bu karakteristik özelliklere hangi açıdan baktığımıza göre değişir. Ben, kişinin yemek yiyişinden, konuşmasına, yürüyüş ritmine kadar herşeyi karakterine veririm. Ona özel sayarım. Karakter bana göre sadece iyi-kötü, güzel-çirkin, zengin-fakir değildir. Böyle olunca hal biraz daha karmaşık olur bir insanı tanımak istediğinizde ama daha sağlam olur oluşan fikir. Tanıdığınız insan sayısı artınca, daha sonra tanışacağınız insanın hangi rafta yer aldığını çok daha önceden görebilirsiniz. Bunun psikoloji okumaktan farkı bence budur. Ha, ben böylemiyim, henüz değil. Belki 20 yıl sonra...




Karakter yaratma olayına gelirsek de, özellikle sinema sektöründe (tiyatroyu takip edemiyorum), Türk sineması için konuşurken çok olumsuz düşünmekteydim. Yani senarist boş bir kağıda birşeyler döküyor, heves var, istek var, "olm bu sahne hiç bir filmde yok"çuluk gani. Ama o sahnelerde gözükecek en çok şey olan karakter, aslında karakter değil. Olanı da kendisiyle çelişen, ironik (istem dışı tabii) hatta akılfakiri... Karakter üretme konusunda büyük sıkıntılar yaşıyoruz ve ben bunu da izolasyona bağlıyorum. Tabii başarılı senaryolardan bahsetmiyorum ki bunların sayısı yazılanların içinde %1'den düşüktür. İnsanlar bir birlerine bağlıdır"cılığı çözemeyen bir insanın karakter yaratmada başarılı olabilmesi imkansız bana göre. Gün yüzü görmemiş, insan tanımamış, okumamış, dinlememiş, izlememiş bir insandan, denizi yarmasını beklemek gibi birşey bu. Başka hayatlara dahil olma sürecinde eteğe alınan taşlardır bence konusunda başarıyı getirecek olan. Başa dönersem, Türk sinemasında böyle düşünürken, son yıllarda aslında şöyle bir baktığımızda artan film sayısıyla aslında iyi yapıtlarda da artış yaşanıyor. Şimdi saymaya gerek yok, zaten bu görülen bir şey ve bence sevindirici bir şey. Karakterleri yere basan, ritmi olan, sahnelerde çatışması bol, akıp giden ve seyirciye saygı gösteren yapımlar daha da ileriye getirir beyaz perdeyi.


Çünkü tüm dünya beyaz perdelerinde aynısı olmuştur. Şu anda takip ettiğinizi sanmadığım Bollywood mesela. Belki bir kaç yıl sonra adamların ellerinden neler çıkacak göreceksiniz. Benim delisi olduğum ve muhtemelen yakın gelecekte dünya sinemasında yön verek olan Kore sineması da aynı şekilde. Özellikle 2000'lerden sonra nefis hikayeler yazılıyor abi orada, ağzım açık kalıyor diyebiliyorum. Öyle Oldboy filandan bahsetmiyorum. Dünyaya yaıyalamayan tonla harika film var. Mesela bu yıl çıkan The Chaser. Kore ödüllerinin redeyse hepsini topladı ve harika bir film (bu filmi de bir ara yazayım, evet). Aynı şekilde İspanyol sinemasında da son dakika golleri peşi sıra geliyor, tırnaklarımızı yiyoruz.


Karakterleri iyi analiz edenlerin kitaplarını zaten görüyoruz kaç yüzbin,milyon adet satıyor. Çünkü insan seviyor karakteri olan karakteri. Issız Adam'a bok atanlar oturup karakter analizi yapsın lütfen. Bazı şeyler tesadüfi oluşmuyor.




Oyun dünyasındaysa durum biraz vahim. İnsanların artık daha az zamanları oluyor. Haliyle oyuna daha az zaman ayırabiliyorlar (WoW'cuları filan saymıyorum:)) O yüzden hap şeklinde oyun yapmak ve eğlendirmek daha mantıklı. Tabii aralarda filmden öte oyunlar çıkmıyor değil. Metal Gear Solid 4 mesela. İçerisinde en az 7 film barındıran bir etkileşimli sanat eseridir kendisi. Tapılasıdır. Ama derseniz ki "en son ne çıktı, sıfırdan, insanı dumur eden bir karakter" söyleyemem muhtemelen. Oyun dünyasında bir 15 yılınızı harcamışsanız, son yıllarda yaratılan bir karakter aklınıza gelmesi çok zor. Ama oyun dünyasının dinamikleri ve sanattaki tanımı farklı olduğu için, "karaktersizlik" diğer pazarlarda olduğu kadar zarar verici değil.




Niye böyle şeyler yazıyorum :))) Açıkçası karakter yaratmak hoşuma gidiyor, çoğu zihnimde olsa da, boşluktan iki karakter yaratıp bir fonda hangi hallerde neler yaparlar, bunları düşünmeyi bir oyun haline getirdim kafamda. Bu bazen kendi kendime konuşmama neden olsa da :))) evde tek iken pek zararı olmuyor.


Evet, şimdi herkes kafasında sexy bir karakter yaratsın :PPP
Tepkiler: