26.11.08

Haydin alış-verişe

Biraz reklam saçmalatması yapmak istiyorum...

Çünkü bugün çarşamba. Çarşamba? Evet, Salı ile Perşembe arasındaki gün. Son haftalarda, haftanın en sevdiğim günü çarşamba. akşamları. Görmekten büyük keyif aldığım birini görme fırsatı elde ediyorum çünkü Çarşambaları...
Ve ben mutluyken saçmalarım. Manasızca, anlamsızca, zamansızca...

Aslında az sonraki saçmalamamdan Amerika'daki blog sahipleri çok güzel para kaldırıyorlar. Öyle ki günlük bi 50.000 tekil kullanıcınız varsa ve böyle saçmalıyorsanız, GoogleAd ve özel reklamlar sayesinde yüzbinlerce dolar kazanabiliyorlar (çoğunluğu hatun tabii, araya nasıl seviştim nasıl tavladım nasıl ayrıldım hikayeleri de serpiştirmeleri gerek çünkü :))

Neyse, konuya dönelim. Arkadaşlar son zamanlardaki favori içeceğimi sunmak istiyorum sizlere. Dadadadadaaaaaaaa

ULUDAĞ LİMONATA: Ben ufakkene, babamın çalıştığı yerde böyle ayran, limonata, vişne suyu karıştırıcıları vardı, hala da var sanırım bunlardan büfelerde, 24 saat böle devirdaimle çırpar, soğutur falan filan. Abanırdım limonataya, tam kıvamında olurdu ve şu an yalan gibi gelen şey "Limonata daha çok susatır olmm" şey aslında gerçekti ya, böle çölde gibiyim, ölüyorum, dudaklarım dana götüne benzemiş, bi yamulurdum limonataya, kana kana böyle (tabii çaktırmadan:P)) 2 gün de su içmezdim. Sonra kestim limon+su+şeker olayını.

Ta ki bu yaza kadar. Uludağ'ın zaten eskiden beri limonatası vardı ama nasıl bir revizyona gitmişlerse çok şugar bir içeceğe dönüştürmüşler limonatalarını. O kadar ki şirketin cirosu %50'den fazla filan artmış. Yazın tek tük markette varken şimdi tüm bakallarda bile var ve 1lt'lik şişeleri de çıktı (ev arkadaşım Onur kasa kasa alıyo, düşünün). İçip de "ıyy iiiirenç bu" diyenle tanışmadım. Tek şikayet ettikleri nokta "biraz şekerli gibi" kısmı. Haksız da sayılmazlar çünkü şekerli. Ama benim için sorun değil. Şeker, tuz benim için vazgeçilmezlerden (o yüzden kör olup enine şişiyorum ya yaaa)





SCHWARZKOPF GLISS hede hödö kalkanı: Saçlarımı kestirdikten sonra çok dökülmeye başladı böyle. Ama böyle kemoterapiye giriyom her gün gibi. E saç tam alıştı 6 sene sonra ben bok var gibi kestirince şoka uğradı, intiharı seçti. Kuruyken problem yok ama böle su değsin, banyoda filan nasıl dökülüyor. 2 saat yıkansam vallahi de kabak gibi kalacağım. Merak da ediyorum dibiyle mi dökülüyo yoksa ölesine çıkıyolar mı? Geri uzayacakları mı ama bildiğim şey geleceğin kel adaylarından biriyim. İşte Özge bu ürünü almış falan filan da istemeden de olsa önerdi. Bir aydır filan kullanıyorum. Öncelikle bu ürünün nefis bir kokusu var. Şampuanın kokusunun önüne geçecek kadar hem de ve manav gibisiniz. Nefis kokuyo, hele yıkanıp yattığınızda gece uykunuzda saçlarınızı yiyebilirsiniz. Artık nasıl bir formülü varsa, hem saçları parlatıyo hem de sprey krem gibi şeysizle saçlarınızı güçlendiriyo. İlk etapta pek faydasını göremedim ama yavaş yavaş gösteriyo. Abonesi olurum ben bu ürünü, söyliyim (ama sarısının)


Tek sorun telaffuz edemiyorum ben bu markayı puhausd. Schwarzkopf. şıvarskop mu ne huasuhd:P




MIDPOINT: İstiklel caddesin'de, Gassaray lisesinden sonra, solda göreceğiniz bu mekanı, özellikle tatlı severlere şiddetle öneririm. Şiddetle böyle, kafasına vurarak. İnsanla karşılanıyorsunuz, böyle nezih bir mekana girdiğinizin saniyesinde belli oluyor, iç dizayn ahşap, biraz elit mekanı gibi ama tam değil. LCD'lerle bezenmiş duvarlara hafif batı müziği eşlik ediyor (pauahaha). Fiyatlar kol gibi filan değil. Beyoğlu ve mekana göre gayet uygun. Ayda bir kaç kez gidilecek bir yer için harika. Terası da var boğaz manzaralı ama kışın bi tarafınız donmaması için önermiyorum. Yemekler süslü püslü, şık ve özenli şekilde sunuluyo ama tatlıları DEVASA lan! İlk kez bi tatlımı tam bitiremedim, düşünün :) Garson da zaten "ikinize ortaya 1 tane söyleseydik" keşke dedi haha.



NIVEA FOR MEN: Sayın okuyucu, evet, itiraf ediyorum, kozmetik ürünlerine taktım son aylarda. Yani sadece Amerika'da milyar dolarlara ulaşan kozmetik tüketimi beni de vurdu, cüzdanımı da ama hiç mi hiç pişman değilim. Gelecek kozmetikçilerin elinde lan! Kozmetik dükkanı açacağım haushdahausd...


Şimdi ben sanırım salaktım, aptaldım, biraz yüzüme bakmamışım, hem gerçek anlamında hem de mecazi. Kendime geldiğimde buna bir dur demek gerektiğini düşündüm. Şu sağımda görmekte olduğunuz ürün (asudhau böyle vapurda olurya satıcılar) suratınızı kaymak ötesi yapıyor. Sabun yok içinde ama köpürüyo, anlamadım valla ben bişi. Nefis kokutuyor ve gözenekleriniz eşşeğin, neyse, o kadar açıyo işte, siyah noktaları da kısmen yok ediyor ama destek ünitesi bana şart (Clean & Clear da var puahah:)).



Ürünü sorunsuz ciltler de kullanabilir bence. Gayet yumuşatıyor, güzel kokmasını sağlıyor, davete, sevgiliye veya uyurken kullanabilirsiniz. Ben yutucam içicem o derece sevdim.







JACK DANIEL'S COFFEE:Jack Daniel's sevmeyeni allah çarpar! O kadar söylüyorum. "Ayy yakıyoooo" bahane kabul etmiyoruz. Baktım sarmıyo artık alkolü kahvesini gördük geçen Ayşeyle markette. Ben zaten şu Press zımbırtısından arıyodum, baktım JDC yanında beleşe veriyo hem de ucuz fiyatı, kaptım hemen. Anacım bu kaave soğuk da içiliyomuş, sıcak da, içine viskisinden katılarak da. Ben viskilisini denemedim ama Onur iyi oluyo dedi. Nescafe'den bayanlara öneririm, değişik bir tat lezzet sunmuş amcalar 170gr'da, denemek lazım elbet.




Şimdilik bu kadar...
Tepkiler:

1 yorum :

goooooood girl dedi ki...

your blog is feel good......